Hikmetsiz her işe şeytan karışır

Filistin’i bilmeyen bir neslin İslami bilinç açısından sapasağlam olduğunu söylemek güç

Hikmetsiz her işe şeytan karışır

 

Geçen gecelerden birinde, bir televizyon kanalında Filistin meselesi tartışılırken yeniden şu hakikatın farkına vardım: Filistin nüslümanların en önemli meselelerinden biridir. Tam bir istiklale kavuşmak isteyen her mümin(ülken)in bu gerçeğin farkına varması elzemdir. Filistin’i kaybettiğimizde –şu an paramparça yüzde 22’si Filistinliler’in elinde- yüzyıllardır süregelen yenilgimiz perçinlenmiş olacak. Çünkü Yahudiler’in oraya yerleştirilmesi büyük bir planın parçasıdır. Geçmiş yüzyılın ve bu yüzyılın yeni bir veche kazanması için Müslümanların muhakkak burayı zaptetmeleri gerekiyor. Aksi takdirde tam bağımsızlığımıza kavuşmuş sayılmayacağız. Baktığım yerden şu anda böyle görünüyor.

Ne slogancılık ne bilgisiz teenni!

Filistin’i bilmeyen bir neslin İslami bilinç açısından sapasağlam olduğunu söylemek güç. Fakat bildiğini söyleyenlerin de dünyayı ne kadar ve nasıl okuyabildiklerini, bir vüzuha kavuşup kavuşmadıklarını öyle kolayca anlayamıyoruz. Sloganlaştırılmış bir Filistin’le ilgilenilmeyen bir Filistin… Slogan iyidir, slogancılık kötü. Teenni iyidir, bilgiden beslenmeyen teenni ise sorunludur. Ya duyuyarsızlıktandır, ya da duyarsızlığa varır nihayetinde.

Müslüman zorba olur mu?Filistin

Yumruğun sıkılı olması gerekir. Ama aynı anda kalbte haşyet ve muhabbet hasıl olmamışsa; o yumruk kardeşlerin suratında da patlayabilir.

İslam Allah’tan gelenlerin kalb ile tasdiki ve organların bu şüphesiz inanca eşlik etmesidir. Mü’min ise Celal ile Cemal arasında salınıp duran kişidir. Yetkinlik için gecesini gündüzüne katmayan bir Müslümanın Celal’e aşırı vurgusu; onun yanlışlar yapmasına ve içinde yaşadığı toplumla arasına barikatlar kurmasına  sebebiyet verir. Bu da slogancılığa kapı aralar. Slogancılık bilinç eksikliğinden kaynaklındığı için kişiyi zorbalaştırır. Zorbalık acıma ve merhametten yoksunluktur.

Nereye dalmalı, neye tutunmalı?

Eylem eylemekle aynı kökten. Bir devinimi, bir yönelişi barındırıyor içinde. Bir filli dua sayılabilir. Bu yüzden eylemi, eylem halinde olmayı küçük görmek bir ayıp ve nakısadır zannımca. Fakat her  eylemin iş bitirici olduğunu iddia etmek de bir safdillikdir. Önce bilinçlenme ve samimiyet gelir. Bilinçlenme için kitapların sayfalarına, geri çevrilmeyecek bir duayı öğreniyormuş gibi dalmak gerekiyor. Dostların, arkadaşların, büyüklerin, ariflerin, alimlerin, dini hassasiyet çerçevesinde düşünen entellektüellerin sözlerine, düşüncelerine, fikirlerine tutunmak nasıl da dirilticidir. Yol göstericidir.

Kim hiç bir zaman kaybetmez?Filistin

Filistin’in ne olduğunu anlamak illa ki bizi sokaklara, yollara dökmeyebilir. Ama sorumluluk bilincimizi arttırır. Daha fazla dua etmemizi sağlar. Bir gece ağlayabiliriz böylece. Anlamak derken kastettiğim şey elbette yaşamaktır. Çünkü bizdeki ‘ilim’ bilme’yi ve eyleme’yi aynı anda kapsar, ikisini de içerir. Buna hikmet de denir. Hikmet bizi Allah’a yaklaştıracak, ulaştıracak şeydir.

Hikmetsiz iş yapanların çelişkiye düşmesi, çuvallaması mukadderdir. Hikmetle iş görenler için bir kayıptan bahsedilemez. Çünkü onlar Allah’ın rızasının peşindedirler. Onlar için kaybetmek veya kazanmak fazla önemli değildir. Onlar ‘gayret bizden, tevfik Allah’tan’ düsturunu benimsemişlerdir.

Ofsayta düşmenin getirdiği yıkım!

Tüm meselelerde olduğu gibi Filistin meselesinde de bütün bir tarihi, bağlantıları, bugünü, dünya sistemi en azından kuş bakışı olarak bilmek gerekiyor. Aksi takdirde kolayca ofsayta düşebiliriz. Her ofsayta düştüğümüzde; topun rakibe geçtiğini sanırım bir kaç yüzyıldan beridir büyük acı ve yıkımlarla öğrenmiş bulunuyoruz.

Filistin’le başladım söze ben. Başka bir meseleyle de başlayabilirdim. Fakat aynı zamanda Filistin bir metafordur benim için. Yürek paralayıcı bir gerçekliğin ta kendisi olduğu gibi. Böyle ne kadar çok meselemiz, derdimiz, sorunumuz var değil mi? Siz Filistin yerine onları da koyabilirsiniz.

Dünyanın her yerinde taşlanan kim?

Filistin’den korkanlar var. Biliyorum. Bir zamanlar ben de korkuyordum. Taş atan gençler hiç şık görünmüyor çünkü. Ama emin olun Filistin yahudilerin esaretinden kurtulmadıkça, kendinizi suçlu hissetmeye devam edeceksiniz. Ve dünyanın her yerinden Müslümana kolayca taş atılmaya devam edilecek. Aslında korktuğumuz şey bu. Bununla yüzleşmemiz gerek. Kendimizle. İğvaya, aldatmacalara, yanlış-eksik düşüncelere kapılmaktan kendimizi alıkoymalıyız.

Vahiyle aydınlanmış bir geniş akıl ve kalble ‘Bismillah’ diyoruz bir daha!

 

Mustafa Nezihi yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Şubat 2012, 10:41
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13