Hicret her an kalbimizde yenileniyor!

1433. kez Hicret! Her zaman Hicret!

Hicret her an kalbimizde yenileniyor!

Sabah öyle sevinçle uyandım ki, diyemeyeceğim çünkü bu öyle bir heyecan ve mutluluktu ki gece uyumayı haram bildim kendime. Yıldızlar adeta ahenkle sema ediyor Ay Efendimiz s.a.s’in işaret parmağı ile onu iki parçaya ayırmasını bekliyordu. Uyku, ne kelime bir dakika dahi gözlerimi kapasam gökyüzündeki yıldızların arz-ı endamından nasipsiz kalacağımı düşünüyordum. Hele ki tan yeri ağarınca elimde def, Efendiler Efendisini ve yareni Hazreti Ebubekir’i uykulu gözlerle karşılamaktan haya eder oldum. Onlar şimdi Kuba Mescidini inşa edeceklerdi, Sevr günlerinde oldukça yorulmuş olmalarına rağmen. Kuba’da konuk olacaktı Kainatın Efendisi, bizler de Külsüm bin Helm edası ile Efendimiz s.a.s’in en sevdiği içecek olan soğuk bal şerbetini ikram etme telaşındayız.

Darun Nedve Veda Tepesinden görünürdü!

Mekke-i Mükerreme’de Darun Nedve’de alınan bir karar vardı “Muhammed öldürülmeli!” Hazreti Ali efendimizin Nebiler Nebisinin yatağında bekleyişinin adıydı aslında Hicret. Koşar adımlarla “Hicret vakti gelmiştir ya Hazreti Ebubekir” müjdesinin adıydı Hicret. Hazreti Ebubekir, ötelerden beri beklediği ana kavuşuyordu. Müşrik bir elden Hazreti Esma’nın yüzüne gelen bir tokadın adıydı belki de Hicret. Sadık dostun sadık kızı Esma.

La Tahzen! İnnallahe meana!

Mukaddes göçte ikinin üçüncüsü Allah idi. Tam bir teslimiyetti. Adı ise Hicret! Efendiler Efendisinin kadim dostuna ve gelecekteki ümmetine en ulvi tesellisi. Sevr mağarası şahitti, güneş şahit, yılan şahit, güvercin şahit, örümcek şahitti. Ümmeyye bin Halef’in sözleri semada yankılanırken telaşa, çaresizliğe lüzum yoktu. Ve Hazreti Ebubekir şahitti… Mütebessim bir eda ile “Üzülme! Allah bizimle beraberdir” ayeti celilesinin nazil olma anıydı Hicret. “Yakalanacağımızı mı sanırsın” sorusunun adıydı Hicret.

Ve bugün bir yılanın dileği vardı Sevr’de ümmet-i Muhammed’i, Hazreti Ebubekir’i ağlatan, görme arzusu. Bilir misiniz o gün Efendimiz s.a.s. bir yılanın başını okşamıştı şimdi orayı, o mübarek Sevr dağını ziyaret edenler bilir ki orada ayağınızın altından kayan bir yılan, o okşanmanın hürmetine bütün Sevr dağı yılanlarını Efendimiz s.a.s.’in kokusu ile bürümüştür. Evet belki de Hicret: Asırlar sonra bile Sevr dağı yılanlarının Efendimiz s.a.s.’in kokusunu taşıması idi.

Ente Şemsun, Ente Bedrun

Kuba heyecanlı, kalbi yerinden çıkarcasına heyecanlı… Defler hiç böylesine vurulmayı beklememişti. Bugün her şey bambaşka... Bugün ensarın muhacirin bayramı... Bugünün adı yeniden doğuş, bugünün adı Kuba, bugünün adı Tayyibe et Tayyibe, bugünün adı “Taleal bedru aleyna”...

Ey ümmet-i Muhammed! Uyuma, bak bu ilahili, tekbirli karşılamaya Hazreti Ali de yetişti! Bu gece uyuma dostum, bu gece uyuma! Bugün gönlündeki Medineli ile "taleal bedru aleyna" nidaları eşliğinde karşıla Güzellerin En güzelini ve güzelliğiyle gelen günleri. Çünkü O Allah ki imkânsızı mümkün kıldı.

Kusva Allah’ın emrinde!

Nebiler Nebisi, Ashabı ile Kuba Mescidini inşa ettikten sonra rota Mescidi Nebevi idi. Efendimiz s.a.s Beni Salim mahallesinde Cuma namazını eda etti ve ilk hutbesini verdi. Devesinden indi ve Kusva Allah’ın emrinde şu anda özlemini, hasretini içimizde büyüttüğümüz Mescid-i Nebevi’nin mahalline çöktü. Artık geceyi gündüze katma vakti idi. Eyyub el Ensari hiç bu kadar mutlu ve misafirperver olmamıştı. Gözlerine uyku girmedi, günlerce doluya koydu almadı boşa koydu dolmadı. Tarifi imkansız bir duyguyla Efendiler Efendisinin evi, Mescid-i Nebevi ve Ashab-ı Suffe okulu çok kısa sürede bereketli ellerle bitirilmesine yardımcı oldu. Fahr-i Kainat Efendimizin ellerine kıyamadı hurma liflerini elleri, omuzu yırtılırcasına taşıdı taşıdı ve Mescidi Nebevi Sahabe-i Kiram Efendilerimiz eşliğinde inşa edildi.

O inşa, o günde kalan bir inşa değil idi! Onunla milyarlarca mü'minin kalbi inşa ediliyordu aslında! İnsanın içi giden, sonradan katliamlara, işgallere maruz kalan şehirler inşa ediliyordu. Bağdat, Şam, İstanbul, Saraybosna, İsfahan, Buhara, Semerkand... inşa ediliyordu.

O hicret o günde olmuş bitmiş bir olay değil! O hicret bugün Efendimiz'in hadisi şeriflerinde yaşıyor! Onları hayatımıza geçirmemizde yaşıyor...

Hepimizin içimizde nefsin zulmünden, Allah'ı anan kalbin güzelliklerine hicret edebilmesi duası ile...

Hatice Tüfekci, Hicreti haber verdi

 

Yayın Tarihi: 25 Kasım 2011 Cuma 21:16 Güncelleme Tarihi: 27 Kasım 2011, 11:42
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ayşegül uluer
ayşegül uluer - 10 yıl Önce

kardeşim yazında bile bir hicret yaşadık materyalist dünyadan sahabe iklimlerine doğru yüreğine sağlık

enise saricam
enise saricam - 10 yıl Önce

Mübarek topraklara gitmek 2 kez nasip oldu çok şükür.tekrar tekrar yaşadım ozamanlarımı Allah razı olsun..

İsmail Güneş
İsmail Güneş - 10 yıl Önce

O hicret o günde olmuş bitmiş bir olay değil! O hicret bugün Efendimiz'in hadisi şeriflerinde yaşıyor! Onları hayatımıza geçirmemizde yaşıyor...Rabbim Hadisleri yaşamayı, sünnetleri hayatımıza uygulamayı nasip eder inşaAllah Allah razı olsun Hatice Hanım teşekkür ederim

Mustafa TÜFEKCİ
Mustafa TÜFEKCİ - 10 yıl Önce

Hatice Kardeşim çok güzel! Hicret yıllarına gittim. O günleri yaşattın bana. O günlerde yaşamadım ama o günlere gittim. Çok teşekkür ederim. Rabbim senin kalp gözünü açtığı gibi ümmeti Muhammed'in de kalp gözünü açsın.Allah'a emanet ol.

banner26