banner17

Hicrî takvim yobazlık mı?

Artık Hz. Peygamber'in hicretinden yaşadığım güne ne kadar zaman geçti, bilincindeydim. Artık kitaplarıma, aldığım günün ibaresini işlerken hicretin aklıma gelişinin ilk günüydü o gün.

Hicrî takvim yobazlık mı?

Kitaplarından ve sohbetlerinden oldukça istifade ettiğim Mustafa Armağan’ın Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed adlı eserinin 106. sayfasına geldiğimde, orada geçen bir cümle benim için büyük bir paradigma değişimini tetiklemişti. Sayın Armağan’ın, bu değişimi sağlayan ifadesi Mustafa Armağan şu: “İstanbul’un fethiyle Hz. Peygamber (sav)’in Mekke’den Medine’ye hicretinin üzerinden geçen 857 senede İslam, hristiyan dünyasının iki Roma’sından birisini ele geçirmeye muvaffak olmuştur.”

Bu ifade, ilk safhada hicretin üzerinden 857 sene geçtiğini belirtir. Ancak biraz etraflıca düşünüldüğünde Hz. Peygamber’in İstanbul’un fethi ile alakalı hadisin dile getirilmesinden de yaklaşık olarak bir bu kadar süre geçtiğini, hatta daha da geniş düşünecek olursak Hz. Peygamber’in yaşadığı dönemden o zamana kadar 857 senenin geçtiği zihnimize yerleşir.

Hicrî takvimin kullanımı niçin önemlidir?

Hz. Ömer zamanında ay takvimine göre düzenlenen ve kullanılmaya başlanan Hicrî takvim, uzun yüzyıllar müslümanlar tarafından kullanılmaya devam etti. Selçuklu ve Osmanlı zamanında farklı takvim kullanımları da olsa, İslam dünyası hicrî takvimden kopmamış ve kendi içlerinden gelen bu düzenin belirli günlerin hesaplanması için günümüze kadar sürmesini sağlamışlardır. Sözlerimden, hicrî takvime olağanüstü bir önem verildiği anlaşılmasın. Çünkü kullanılan her türlü sistem, insan hayatını kolaylaştırıcı düzeydedir. Hicrî takvimi kullanmak müslümanlığa büyük bir artı kazandırmayacağı gibi, kullanmamak bir “batının emperyalizmine yenik düşmek” olarak da Mustafa Armağanadlandırılamaz. Tabii bu sistemi kuranlar da, hâlâ yaşatanlar da müslümanlar olduğu için, kullanımı büyük öneme sahiptir diyebiliriz. Hatta İslam birliği için bir başlangıç olarak da görebiliriz. Ancak bütün bu anlamların yanında başta geçen önemi oldukça manidardır.

Bugün, peygamberimizin hicretinin üzerinden kaç yıl kaç ay geçti?

O gün, Ufukların Sultanı’nın baş sayfasına yazdığım adımın altına baktığımda Eylül 2006’da aldığıma dair bir ibare vardı kitabı. Yukarıda alıntıladığım cümleyi okuduktan sonra bu ibareyi görmem, beni büyük bir utanca sevketti. Hz. İsa’nın doğumundan günümüze 2006 yıl ve 9 ay geçtiğini biliyordum, bu tamam. Ancak Hz. Peygamber’in hicretinden, yani onun ve ashabının yaşadığı dönemden, günümüze kadar kaç yıl kaç ay geçtiğine dair hiçbir bilgim yoktu. Zihinlerde sürekli yer edinen bir “14 asır” boşluğu yalnızca. O gün, benim için bir paradigma değişimi gerçekleşmişti. Artık Hz. Peygamber’in hicretinden yaşadığım güne ne kadar zaman geçti, bilincindeydim. Artık kitaplarıma, aldığım günün ibaresini işlerken hicretin aklıma gelişinin ilk günüydü o gün.

Hicrî takvimin kullanımını yobazlık ya da bir müslüman duruşu olarak görmek (ifrat ve tefrit) yerine, bir de, Hz. Peygamber’in asrından, Asr-ı Saadet’ten günümüze ne kadar zamanın geçtiğinin farkında olmak kanaatimce daha uygun bir yoldur.

Gülün Fethi ve Mustafa Armağan’la yenidenMustafa Armağan

Değinmek istediğim bir mesele daha var. 2008 yılında yine sayın Armağan’ın bir kitabı çıktı Profil Yayıncılık’tan: Gülün Fethi: Fatih Sultan Mehmed. Kitap, Armağan’ın Fatih ve fetihle ilgili röportajlarından oluşuyor. Ancak kitabı ilk gördüğümde şaşkınlıktan öte büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Kitabın kapağında büyük puntolarla “1453” yazıyordu. Evet, bilinen tarih buydu. Ancak Mustafa Armağan, Ufukların Sultanı’nda bu konuya “İstanbul’un fethi hangi ‘tarihte’dir?” başlığı altında değiniyor. Burada üzücü bir çelişki vardı. Aynı yılın Ramazan ayında, kendisine Kocatepe Kitap Fuarı’nda bu çelişkiyi yönelttim. Tasarımcının hatası dedi ve çok samimi bir şekilde teşekkür etti. Kitabın isminde de 1453 ibaresi geçmiyordu elbet, sevindim. Bilim felsefesi üzerine birkaç kelam daha ettik ve ayrıldım yanından. Taşlar yerinden oynamamıştı.

 

Abdullah Başaran hicrî takvimin kullanım yerine dikkat çekti

GYY'nin notu: Hicrî takvime geçmeyi teklif etmek, bunu istemek yobazlık mıdır, bir paradigma yarılması daha yaşamasını öneririz haberci kardeşimize!

Güncelleme Tarihi: 06 Temmuz 2010, 21:47
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yahya Arslan
Yahya Arslan - 8 yıl Önce

Fethin hicri takvime göre hangi tarihte (gün ay yıl olarak) gerçekleştiğini kaç kişi bilebilir acaba?
Onu da geçtim miladi takvime göre bilen kaç kişi vardır?

banner8

banner19

banner20