banner17

Her tekkeden ama evi Diriliş!

Şair Hüseyin Atlansoy'un şiirini sorduk. Türlü türlü cevaplar aldık.

Her tekkeden ama evi Diriliş!

Hüseyin Atlansoy, seksen kuşağı şairlerinin bir kaç önemli isminden biri. En önde gelenlerinden yani. Şiirdeki istikameti, kopmadan şiire verdiği emekle kendinden sonraki kuşaklara da iyi örnek olmuş bir şair.

Tipik seksen kuşağı şiirinin hemen bütün özellikleri Atlansoy şiirinde mevcuttur. Şiirde kurduğu15949 dil üzerinden sapmasız yürüyor. Fakat zaman zaman kurduğu dili aşmadan yeni söyleyişleri denemeden de geri durmuyor. Durağanlığı şiirinde reddederek ve iyinin yolunu tıkamadan usul ve efendilikle yürüyor Büyük Türk şiirinin ana damarından.

Hüseyin Atlansoy, 1962 Mihalıççık, Eskişehir doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji mezunu. Şiirlerini Diriliş, Yönelişler, Yedi İklim, Bürde, Kayıtlar, İpek Dili, Dergâh, Kaşgar ve Hece dergilerinde yayımlamış. Felsefe grubu öğretmenliği yapıyor. Taşrada yaşıyor. Ama kendi kuşağının en merkezlisi, 1990’da “Yazarlar Birliği Şiir Ödülü”nü aldı. Tevazuu, bir şiir çağlayanı oluşu kendinden genç şairler tarafından da çok iyi biliniyor.

‘80 kuşağının en önemli şairlerinden olan Atlansoy’un 1983-2005 yılları arasında yazdığı şiirleri, Atlansoy, Su Burcu kitabıyla bütün şiirlerini bir araya topladı. 2005’te çıkan Su Burcu (Bütün Şiirleri); İntihar İlacı (1985), Balkon Çıkmazında Efendilik Tarihi (1987), Şehir Konuşmaları (1990), İlk Sözler (ilk üç kitabın toplamı-1998), Kaçak Yolcu (1998), Karşılama Töreni (2005) adlı kitaplarıyla, dergilerde yayınladığı ve fakat kitaplarına daha önce almayan şiirlerden mürekkep.

Biz de Atlansoy şiirini soruşturduk. Kim ne diyor, buyurun

Mehmet Aycı: “Türk şiirinin en derviş şairlerinden”aycı.png

O sessiz derviş sessizce örüyor şiirini. Son yüzyılda yaşadığımız göçlerden kendi iç yolculuğumuza, gündelik hayatın saklı zenginliklerinden sandığımızdaki desene varıncaya kadar bir incelikler atlası sunuyor. Zorlamadan, zora sokmadan, zor kullanmadan, kendince… ‘Bıçak yaramızdan dolayı o polis kızını bize vermezse vermesin, şiirini söyler geçeriz’ hesabı. Bir öç, acıtmadan en tatlı nasıl alınırsa öyle alıyor hayattan öcünü. Kayıt dışı günlükler tutuyor bir bakıma. ‘İntihar İlacı’, ‘Şehir Konuşmaları’, ‘Balkon Çıkmazında Efendilik Tarihi’ bir sonbahar ikindisinde kendi coğrafyamızda dolaştırıyor bizi.

Atlansoy, Türk şiirinin en derviş şairlerinden. Her tekkeye mensup gibi görünse de Sezai Bey'e yakın daha çok.

İdris Ekinciİdris Ekinci: “Her bir şiiri belli bir seviyenin üzerinde”

Atlansoy, Karşılama Töreni’ne kadar, şiiri geldiği gibi yazan, ona fazla müdahale etmeyen bir görüntü çiziyordu. Kullandığı malzemeler çoğunlukla düşünceden, hayatın görüntülerinden ve naifti. Felsefe altyapısı olması dolayısıyla şiirinde alttan alta felsefî bir hava sezinleniyordu. Ancak Atlansoy, şiirinin önüne hiçbir unsuru baskın bir şekilde çıkarmadı. Onda şiir hep önde gitmiştir. Bana Atlansoy’un ilk kitaplarındaki bazı şiirlerde biraz dağınıklık varmış gibi geliyor. Yani şiirler biraz takur tukur gidiyor; fakat hiçbir zaman gücünden taviz veren ürünler değil. Hele hele kendi devresi doğrultusunda bakacak olursak, Hüseyin Atlansoy’un ayrıcalıklı bir yeri vardır. Yukarda bahsedilen dağınıklık şiirin dile, kelama gelişiyle alakalı. Akıcılıkla ilgili, biraz da düşüncenin değişik renklerde şiire yansımış olmasıyla. Yalnız her bir şiir kesinlikle belli bir seviyenin ve gücün üzerinde. Karşılama Töreni’yle birlikte Atlansoy’un şiir dilinde bir değişim seziliyor. Daha yumuşak ve ince imgeler yayılıyor dizelere. Bir bütünlük ve akıcılık görülüyor. Ama ben, önceki şiirlerin ağırlıyla sonrakilerin bütünlük ve akıcılık unsurlarının iç içe olmasını tercih ederdim. Hüseyin Bey, benim eserlerinden faydalandığım bir şair ve onu her zaman anmaya çalışırım; şiiri üzerinde düşünmüş ve onu dert edinmişimdir. Şiir günümüzde çok farklı mecralara akıyor. Hüseyin Atlansoy bunun farkında ve üretmeye devam ediyor. Bakalım bundan sonra şiirini nasıl devam ettirecek? İzleyip görelim.

Yakup Altınyaprak: “Pasif de olsa bir direnme var şiirlerinde”Yakup Altınyaprak

Hüseyin Atlansoy, şiirlerinde, kendince biçim ve üslup özelliklerinin yanı sıra ‘esmerlik’, ‘zencilik’, ‘kızılderililik’ gibi temelde sosyolojik unsurları sıkça işleyip şiir formu içinde eriterek imgeleştirmeye çalışmış ve böylelikle sosyal hayattaki yaşanan gerçeklikleri de şiirlerine yansıtmıştır. Bu şiirlerde döneminin havasına uygun olarak belki pek fazla umut yoktur, yenilgi “saçları kesilmiş sevgili”dir. Ama dipte, hayattaki zulümlere, haksızlıklara karşı sürekli mazlumun yanında yer alma ve pasif de olsa bir direnme ve bu hayata şiirle karşı durma vardır.

Turan KarataşTuran Karataş: “Onun şiiri içten doğan, lirik bir şiirdir”

Kanaatimce, Hüseyin Atlansoy, son çeyrek asırda yayımlanan Türkçe şiirlerin en güzellerinden birkaçını söyleyen şairimizdir. Yani Atlansoy'un, kendi kuşağı (80 kuşağı demek yanlış değil) içinde sayıları üçü-beşi geçmeyen iyi şairlerden biri olduğunda kuşku yok. Onun şiirini, her vesileyle, beğendiğimi söylerim. Bu, öylesine bir "laf" değil, ilmen yakîn samimi kanaatimdir. Kaçak Yolcu şairi, şiiri hayatı bellemiş, hayatı şiir gibi yaşayan nadir insanlardandır. Atlansoy şiiri içten doğan, lirik bir şiirdir; o, taşıma suyla döndürmez şiirini. Onun şiiriyle birlik efendiliği, alçakgönüllülüğü ve içtenliği beni etkilemiştir. Atlansoy, abartısız “efendi bir adam”dır.

Aziz Mahmut Öncel: “Naiflikten kopmaması onun şiiri için bir avantaj”Aziz Mahmut Öncel

Kaçak Yolcu’su ve İlk Sözler’i ile hâlâ dönüp dönüp okuduğum bir şair Atlansoy. Kuşatıcı bir şair. Bu ihatayı da bilgece görme yeteneğine borçlu sanırım. Tarih ve felsefenin şiirinde görünür kılınması, naiflikten kopmaması onun şiiri için bir avantaj. Şiirindeki kırıklı yapılar da zengin bir şiirin işareti aslında. “Yağmur bu kadar inceyken/ Ağır açan bir gül kadar hafifken merhamet/ Ölüm çok ağır Allah'ım/ Ölüm çok ağır affet” mısraları dilimden düşmeyen mısralarından şairin. Üniversite yıllarının başında gerçek şiiri bulmak için uğranması gereken bir şair Hüseyin Atlansoy. Şiirindeki derinleşme süren, günün şiirini kendi şiirinden ayırmayan bir yanı da yok değil.

Hüseyin Atlansoy

Vural Kaya sordu

Güncelleme Tarihi: 12 Haziran 2010, 18:55
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20