banner17

Her şey daha güzel olacak

Başörtüsü yasağı sorununda yaşananları ve gelinen durumu Havva Yılmaz'a sorduk.

Her şey daha güzel olacak

Güneş bir önceki günden farklı doğmasa da her yeni yıl, yeni bir umut getirir beraberinde. Takvimlerin 30 veya 31 Aralık’tan 1 Ocak’a geçmesi tek başına bir anlam ifade etmez belki… Ya da herkes inançlı bir Hristiyan gibi Noel’i kutlamayabilir. 2010 ile 2011 arasında da sadece bir rakamlık bir fark vardır. Bununla birlikte, yeni bir yılın müjdelediği yeni bir ‘gelecek’tir aslında. Ve insan geleceği hep umutla anmaya çalışır. Geçmiş, iyisiyle kötüsüyle geçmiştir zaten, şimdiyse sınırlıdır. Oysa gelecek, insanın tüm hayallerini içinde barındırabilecek kadar uçsuz bucaksız bir imkândır. Geçmişte olmamış ya da olamamış, şimdi de olmamış ya da olamayan ne varsa, gelecekte, en azından olma ‘ihtimali’ne sahiptir. Her yeni yıl bir yandan bu umudu aşılarken, veda ettiğimiz her yıl da umudumuzun bir parçasını alır götürür. Zira hayalini kurduğumuz birçok ‘ihtimal’ gerçekleşemeden, zaman geçmişe doğru akıp gitmiştir.

Başörtüsü yasağında neredeyiz?

28 Şubat, Havva Yilmaz
28 Şubat, Havva Yilmaz

Başörtüsü yasağı, bu paradoksu en iyi gözlemleyebileceğimiz konulardan birisidir. Kökleri çok daha eskiye dayansa da, 28 Şubat’tan beri aralıksız devam eden süreçte, her yıl bir yandan içimizde geleceğe dair umutlar büyütürken, diğer yandan da sık sık sukutuhayale uğradık. Bir taraftan, insanların başörtülü kadınları patolojik birer vaka olarak gören algısının değiştiğine şahit olurken, diğer yandan perukla dahi sınavlarına giremeyenlerimiz oldu. Bazen olumlu adımlar atıldı, hükümetin 2008’de yasağı kaldırmaya çalışması gibi mesela… Ama diğer yandan bu girişim karşısında sinir krizleri geçiren kitlelerle yüzleşmek durumunda kaldık…

2009–2010 yıllarında yaşadıklarımız da sürecin genelinden çok farklı olmadı aslında. Örneğin, Eskişehir’de başörtülü hastasını muayene etmeyen bir doktor Sağlık Bakanlığı tarafından ‘uyarı’ cezası alırken, başka bir hastanede çarşaflı bir hasta olmadık hakaretlere maruz kalabiliyor. Aynı şekilde, bir yandan başörtülü kadınlar mecliste ikna odalarını anlatırken, diğer tarafta YGS sınavına perukla girmeye çalışan öğrencinin peruğu sınav görevlisi tarafından yere atılabiliyor.

Yasağın kalkacağına inanıyor musunuz?

Bütün bu çelişkili durumlar, bir yandan yasağın hala nasıl bir keyfiyet ilkesince sürdürüldüğünü gösterirken, diğer yandan da sürekli yukarıda bahsettiğimiz paradoksun yaşanmasına neden oluyor. Bir seviniyor, bir üzülüyoruz. Bir umutlanıyor, bir hüzünleniyoruz. İki uç arasında gidip geliyor ruhumuz.

Henüz Özgür OlmadıkBir umut bir hüzün…

Öte yandan, yasağın Türkiye sınırlarını aşan boyutu da buradaki gibi çelişkili. Avrupa ülkeleri bir türlü karar veremiyor başörtüsünü nasıl bir yasal düzleme oturtacaklarına… Doğrusu, sadece bu çelişkili ve kaotik durum bile umutlarımızı söndürmek için yeterli bir neden. Zira başörtülü kadınların hayatları tüm bu belirsizlikler, keyfi uygulamalar arasında kaybolup gidiyor. Ömrümüzün büyük bir kısmının bu yasağa rağmen hayatımıza nasıl devam edeceğimiz üzerine kurulu olması bir yana, hayatlarımıza dair her kararımızın bir ‘belki’ üzerine kurulu olması, tüm yaşam enerjimizi sömürmeye yetiyor. Ancak, özellikle 2008’den beri yasakçıların en son isteyecekleri şey olmasına rağmen bize hediye ettikleri bir şey var: adalet ortak paydasında buluşan vicdanlar.

2011’de neler olsa?..

En son Özgürlük İstiyoruz İnsiyatifi’nin düzenlediği eylemde olduğu gibi anadilde eğitime ve başörtüsüne aynı anda sahip çıkabilen, birbirinin derdiyle dertlenebilen ve tam da yasakçıların kurduğu tuzağı tersine çevirircesine tüm etiketlemeleri alt-üst ederek adaletten yana tavır gösterebilen insanlar. Sanırım, her şeye rağmen umudumuzu arttıran her geçen gün büyüyen bu birliktelik ve dayanışma ruhu... Umarım, 2011’de yasağın en ufak kalıntılarından dahi kurtulmakla kalmayıp, bu süreçte geliştirdiğimiz dayanışma ruhunu da daha fazla güçlendirir ve daha güçlü bir şekilde adalet mücadelemize devam ederiz.

 

Beytullah Önce sordu

Güncelleme Tarihi: 18 Şubat 2011, 22:57
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20