Hep mi haklıdır Hakk’a tapan?

Her birimiz, kendi çizdiğimiz özgürlük dairesi içerisinde kabımızı doldurmaya çalışıyoruz. Her birimiz kabımızı genişlettikçe genişletiyoruz fakat hiçbirimiz doldurmaya vakit bulamıyoruz. Modern toplumun bizlere dayattığı kavramlarımız, içleri boşaltılmış anlayış abidesi tavırlarımız, daima yükseklerden uçan kanatları çoktan koparılmış değer yargılarımız var. Allah’tan daha merhametli olmadığımızı kabullendiğimizde, içimizde sakin bir liman beliriyor, kıyılarına kendi çapında kullar vuran…

Hep mi haklıdır Hakk’a tapan?

Yüreklerimize su serpen huzurlu toplum sularından, günden güne gerginleşen bir topluma akıyoruz. İnsanın çizdiği sınırlar, kulların kullara koyduğu kurallar, gittikçe keskinleşiyor. İnsanın insan üzeride kurmaya çalıştığı tahakküm, bizler kıskıvrak yakalayıp içimizde bastırdığımız yaralarımıza üflüyor. Düşünün ki zihnimizde kabul algımızı hiç zorlamadan benimsediğimiz bir hürriyet anlayışı var, saf hâli sadece dar zamanlarda yüreğimizde beliren… Kabullenme duygusu öylesine içimize işlemiş ki idrak telakkisinin süzgecine hiç uğramadan, olduğu gibi ne varsa alıyoruz içimize. Toplumun bizlere biçtiği rolleri, dahası yüzümüze geçirdiği maskeleri, kalbimize ördüğü prangaları hiç sorgulamıyor, hazmı gerçekleşemeyen bir yığın gibi kanımıza karışmasını izliyoruz, şifasız bir şekilde. Çağın neyi gerektirdiğini benimsemeyen, yüreğinin bu çağa yetişemediği nice zat, sessiz sedasız geçmiştir buralardan. Bizler biraz gürültü yapacağız. Affedersiniz! Bizler; İslâmcılar, Müslümanlar, muhafazakârlar... bizlere nasıl hitap ederlerse etsinler, siz olmayanlarız biz… Hürriyet için Hakk’a tapan, yedi cihana kafa tutan, kendini bildi bileli özgürlüğü için mücadele eden bir milletiz. Batı ise zihnin kabul etmesinin yeterli geldiği, kalpten hiç icazet alınmadığı bir zaman dilimi inşa etmiştir çarpık fikirler üzerine. Geçmişte en çok kendisinin baskı uyguladığı kadını özgürlük (!) adı altında viran etmiştir. Kadını bastırılmış yarasından göklere çıkartıp sonra gökyüzünden aşağıya fırlatmıştır. Kadının özgürlüğü değil kadına ulaşmanın özgürlüğü sunulmuştur altın tepside. Batılı kadın ise aynı tepside kendini sunmanın özgürlük olduğuna inandırılmıştır. Hedef kitlesi erkekler olan bir ürünün reklamında bile kadın sunulmuştur. Örneğin; bir araba tekerleği reklamında başrol kadındır ve satışları; erkeklerin aklı ile parasını aynı noktada uçuşa geçirir.

Bizler, Şarklılar yani sizden olmayanlar... Kadının istese her şeyi yapabileceğine değil; istemediği hiçbir şeyi yapmayacağına iman edenlerdeniz. Kadına verilen kıymet ölçüsünü Allah’tan alırız, cennetin ayaklarımız altına gelmesi ihtimalimiz dâhilindedir. Ruhu değil fiziği çıtkırıldım olan naçiz bedenlerimize rağmen... Kadını el üstünde tutmayan her toplumun bedbaht olması bu yüzden muhtemeldir. Suni hürriyetimizin artarak çoğaldığı bir devirde, özgürlük adı altında bizim alanımıza giren kişiler, özgürlüğün savunucuları değil esas tacirleridir. Başkalarının hakkını gasp eden Batı ve özentilerinin sonu kendi pazarlarında kendilerini satışa çıkarmakla son bulacaktır. Hiçbir hâlin sonsuza dek sürmediği, toplumların hâlden hâle çevrildiği yaşam ve ölüm arasındaki süreçte, şuncacık ömrü kazanmadan gidebilmek için birbirleriyle yarışırlar. Oysa insan, kendi dışında hiçbir varlığın özgürlük iddiasında bulunmadığını hatırlamaz. Süslü takımlar ve renkli kravatlar ardında saklanmış zihinlerin “modernsen özgürsün” başlıklı methiyelerine mahzar (!) oluruz daima...

Allah’a iman eden ahlak sahibi kullar olarak; hakkını ve hürriyetini işine geldiği gibi belirleyen, kendi çıkarlarına uygun, kurulu düzenlerinin sarsılmaması için daima insanı insana kırdıran sistemlerden beriyiz. Karşımızdakinin alanına müdahale etmeden onu saygıyla kabul ettiğimizde zihnen özgürleşiriz ve hakkın çizdiği ilahi yoldan geçtikçe ferahlar yüreklerimiz. Biliriz ki gerçekten istemediğimizi yapmayacağımıza emin olduğumuzda hürriyetimiz bizimledir. Sahi, bunları yapmadan insanı konu edinenler midir hak savunucuları? Peki, sence de hep haklı çıkmaz mıyız Hakk’a layığıyla taptıkça?

Yayın Tarihi: 21 Nisan 2022 Perşembe 16:00
YORUM EKLE

banner19

banner36