Hello brother!

"Şüphesiz İslâm’ın en değer verdiği temellerin başında “Kardeşlik” gelir. Peki, kardeşliğin tohumu nedir? Hiç düşündünüz mü?" Hüma Dergisi'nden Esra Ok yazdı.

Hello brother!

Fahr-i Kâinat Efendimizin  Medine’ye hicret ettikten sonraki ilk yaptığı şeylerden birisi müminleri kardeş ilan etmekti. Kardeşlik bilincinin yerleşmesi için İslâmiyet, biz Müslümanlara birtakım sorumluluklar yüklemiştir. İşte bu sorumluluklardan birisi -belki de en önemlisi- selamlaşmaktır. Öyle ki sevgili Peygamberimizin  Medine’ye vardığında bulunduğu tavsiyelerin en başında şu Hadis-i Şerif gelir: “İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir işi size haber vereyim mi: Aranızda selamı yayınız.”1

Peki, nedir selamlaşma? Selamlaşmanın dinî hükmü nedir? Selama karşılık nasıl verilir? Selamlaşma âdâbı nedir? Gelin hep birlikte öğrenelim.

Selamlaşma, insanlar arasındaki iletişimin bir parçasıdır. Selam şekli ve dili ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye farklılık gösterir. Bu selamlaşmadaki farklılık bazen “Hello” bazen “Merhaba” bazen “Bonjour” bazen de “Selamünaleyküm” şeklindedir. Rabbimiz biz Müslümanları -her noktada bir elin parmakları gibi bir araya getirdiği gibi- selamlaşma biçimimizde de bir araya getirmiştir. Dilini, kültürünü hiç bilmediğiniz bir İslâm ülkesinde dahi “Selamünaleyküm” derseniz gülümseyen bir yüzle karşılanırsınız. “Selam” sözcüğü öylesine seçilmiş bir sözcük değildir. İçinde barındırdığı anlamlara bakınca bile insanın içi huzur dolmaktadır.

Sözlükte “Kusursuz olmak, kurtulmak, rahatlamak” anlamındaki “Selam” sözcüğü, Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde “Eman, kurtuluş, esenlik, barış” manalarının yanında “Selamlama” anlamında da geçmektedir. “Selam” aynı zamanda Allah’ın isimlerinden birisidir. “Ayıplardan, afetlerden uzak olmak, sulh ve selamette, güven içinde olmak” manalarını içermektedir. Bir kişiye selam veren mümin, ona Allah Teâlâ’nın esmalarından biriyle niyazda bulunarak dua etmiş ve “Sana Allah’tan sulh ve selamet, barış ve güven dolu bir hayat, ayıplardan, afetlerden uzak günler diliyorum.” demiş olmaktadır.

“Size bir selam verildiğinde ya daha güzeli ile veya dengi ile cevap verin. Allah her şeyin hesabını eksiksiz bilmektedir.”2 Nisa Suresi’nin bu ayetinde “Tahiyye” kelimesiyle de ifade edilen selam, karşılaşan iki kişiden birinin diğerine “Selamünaleyküm (Selam sizin üzerinize olsun, Allah Teâlâ sizi her türlü kaza ve beladan korusun)” demesi diğerinin de buna aynı manada olmak üzere “Aleykümselam” diye hayır duada bulunmasıdır.

Biz Müslümanlar arasındaki bu selamlaşma şekli hicretten sonraki yıllarda başlamıştır. Bu durumu şu rivayette açıkça görmekteyiz. Resul-i Ekrem’i öldürmek maksadıyla Mekke’den Medine’ye gelen ve niyeti anlaşılıp tutuklanan Umeyr b. Vehb el-Kureşî’nin, Resulullah’ı o dönemin âdetine göre “Sabahınız hoş olsun.” diyerek selamlaması üzerine Allah’ın Resulü şöyle demiştir: “Allah bize lütufta bulunarak seninkinden daha hayırlı olan ve cennet ehli tarafından da kullanılan ‘es-selam’ sözüyle selamlaşmayı öğretti.”3

Selam kelimesi yukarıda geçtiği gibi aynı zamanda Cenab-ı Hakk’ın isimlerinden birisi olup Kur’an-ı Kerim’de kırk kadar ayette geçmektedir. Bu ayetlerin bazılarını incelediğimizde “Selam” veya “Selamünaleyküm” şeklindeki sözlerin daha önceki bazı peygamberler zamanında da kullanıldığı görülmektedir. Bu duruma Meryem Suresi’nin 33. ayetinden “Selam” kelimesini, 47. ayetinden ise “Selamünaleyküm” ifadesini örnek verebiliriz.

Selamlaşmanın hükmüne gelince:

Nisa Suresi’nin 86. ayetinin mealinde geçen “Selam” diye tercüme edilen “Tahiyye”, hayat kelimesiyle aynı kökten olup lügat manası itibariyle “Sağlık, uzun ömür dilemek” demektir. Tefsirciler buradaki “Tahiyye” buyruğunu üç şekilde açıklamışlardır:

a) Hapşıranın “Elhamdülillah” demesi ile başlayan karşılıklı dualar,

b) Hediye verene hediye ile mukabele,

c) Selam verip almak.

“Tahiyye” kelimesi daha ziyade bu üçüncü manada kullanılmıştır. Selamlaşma Müslümanlar arasında bir ülfet, kaynaşma, sevgi aracıdır; barış içinde olma işaretidir. Selam verip alanlar birbirlerine Allah’tan “İyilik, esenlik, rahmet, bereket” dilemektedirler. Bu sebeple selamlaşma Kur’an’da ve Sünnet’te teşvik edilmiş, âlimler tarafından hükmü ve âdâbı üzerine kafa yorulmuş, açıklamalar yapılmıştır.4

Bu ayetin gereğince selama misliyle karşılık vermek de “Selamünaleyküm” diyene “Ve aleykümselam” demekle “Selamünaleyküm ve rahmetullah” diyene ise “Ve aleykümselam ve rahmetullah” cevabını vermekle gerçekleşmiş olur. Selama daha iyisi ile karşılık vermek ise “Selamünaleyküm” diyene, “Ve aleykümselam ve rahmetullah” şeklinde “Selamünaleyküm ve rahmetullah” diyene de “Ve aleykümselam ve rahmetullahi ve berekatühü” şeklinde karşılık vermekle olur.

İslâmiyet’teki selamlaşma âdâbına göre binekte olan yaya olana, yaya olan oturana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selam verir.5 Bir gruptan ayrılan kişi de geride bıraktıklarına selam verir. Resulullah  şöyle buyurmuştur: “Biriniz bir meclise vardığında selam versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selam versin. Önce verdiği selam, sonraki selamından daha üstün değildir.”6 Yüce dinimize göre bir kişi eve girdiğinde ev halkına selam vermesi gerekir, evde kimse olmadığında dahi meleklere selam vermesi icap eder. Ayetlerin yanı sıra pek çok Hadis-i Şerifte Allah Resulü  selamlaşmayı tavsiye ederek faziletlerinden bahsetmiştir. Mesela, Peygamberimiz , “Amellerin hangisi daha hayırlıdır?” diye soran kimseye “Yemek yedirmen ve tanıdığına, tanımadığına selam vermendir.”7 buyurmuştur. Selamı teşvik eden bir başka Hadis-i Şerif de şöyledir: “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi sevebileceğiniz bir şeyi söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız.”8 Resulullah’ın , “Selam, konuşmadan önce gelir.”9  buyruğunca iki Müslüman karşılaştığında muhabbet etmeye başlamadan önce selamlaşmalıdır.

Bu geçen son üç Hadis-i Şerif biz müminlerin şiarı olmalıdır. Nitekim bu üç hadisi hayatında uygulayan kıymetli Müslümanlara da şahitlik etmekteyiz. 15 Mart 2019’da Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrinde camilere yönelik düzenlenen terör saldırısında şehit olan Davut Nabi’nin son görüntüleri bu örnek Müslüman şahsiyetlerinden sadece bir tanesidir. Bu güzel adam birkaç saniye sonra öldürüleceğini bilmeden kendisini öldürmek için gelen teröristle caminin girişinde karşılaşıp ona “Hello brother” demişti. Kardeşinin deyimiyle “İslâm’ın bu güzel teşvikini hayat düsturu edinmiş” olan bu örnek şahsiyet tıpkı Fahr-i Kâinat Efendimiz  gibi pek çok kişinin İslâmiyet’i kabulüne vesile olmuş ve âdeta onu öldürmeye gelen kişi ondaki İslâm ile ihya olmuştur.

İşte böyle güzel, ince ve insan onuruna bu kadar değer veren bir dinin mensubu olma şerefine nail olduğumuz için ne kadar şükretsek azdır. Selamınız kavi, muhabbetiniz bol olsun.

Selam ve dua ile…

Esra Ok

Hüma Dergisi, Sayı:17

Dipnot:

1 Müslim, “İman”, 93

2 Nisa Suresi, 86

3 Mehmet Efendioğlu, “Selam”, TDV İslam Ansiklopedisi

4 Kur’an Yolu Tefsiri, c. 2, s. 107-108

5 Tirmizî, “İsti’zân”, 14

6 Ebu Davud, “Edeb” 4; Tirmizî, “İsti’zân”, 15

7 Buharî, “İman”, 18

8 Müslim, “İman”, 93

9 Tirmizî, “İsti’zân”, 11

Yayın Tarihi: 13 Ekim 2022 Perşembe 10:00 Güncelleme Tarihi: 14 Ekim 2022, 14:30
YORUM EKLE
YORUMLAR
Nihal Tekbaş
Nihal Tekbaş - 2 ay Önce

Çok güzel bir yazı olmuş Esra hanım. Kaleminize sağlık

banner19

banner36