Hayırlısı mı böyleymiş?

"Göklerin, yerin ve dağların yüklenemediği emaneti yüklenen insan bu dünya hayatında emanet yükü sırtında düşe kalka yol almaya çalışıyor. Yük, bütün insanlığın. Ezelde “Ben sizin Rabb’iniz değil miyim?” diye sorulan suale, “Kalu Bela, evet Rabb’imizsin” diye cevap veren -belaya aday olan- herkesin." Hatice Rümeysa Meşe yazdı.

Hayırlısı mı böyleymiş?

Herkes aynı yükü taşıyorsa neden birileri bu yükün altından kalkabilir gibi görünürken birileri bu yükün altında eziliyor? Bu soruya cevap verebilmek için yük tanımını doğru yapmak gerekiyor. Etrafta sırtında sürekli ağır yükler taşıyan insan toplulukları görmediğimize göre bu yükün fiziksel olmaktan ziyade psikolojik bir yük olduğu açıktır. Soruyu tekrar şu şekilde sorabiliriz: Birileri neden bu psikolojik yükü daha rahat taşıyabilirken birileri ağırlığı iliklerine kadar hissetmektedir? İnsan dış gerçekliği kendi algılama şekline göre anlamlandıran, anlam ve amaç arayışı içinde olan bir varlık. Bu özellik kimi zaman nimetken doğru kullanılmadığı takdirde nikmet (zarar) olabiliyor. Birileri taşıdıkları yükün bir amacı olduğunun idrakinde, bir şekilde bu yükün altından kalkabileceğini düşünürken birileri bu ‘’Manasız’’ yükün altında ezileceğini düşünüyor. Yani birileri bu yükle başa çıkabilirken birileri çıkamıyor. Bu durumda yük her ne kadar aynı ağırlıkta olsa da hissedilen miktarı kullanılan başa çıkma yöntemlerine göre farklılaşıyor. Psikoloji literatüründe ‘’Başa çıkma’’, bu yükle nasıl baş ettiğimize ve edebileceğimize yönelik tanımlamaları ve önerileri içeren bir kavram olarak ele alınıyor. “Dinî başa çıkma” terimi ise inanan insanların zorlanma yaşadıkları durumlarda inançlarını nasıl kullandıklarını ve kullanabileceklerini ifade etmek için kullanılıyor. En yaygın olarak kullanılan dinî başa çıkma yöntemleri arasında; Allah’a yönelme, hayra yorma, dinî yakınlaşma, dinî yalvarma, dua etmek özellikle Kur’an-ı Kerim’deki peygamber dualarının yapmak, namaz kılmak, Kur’an-ı Kerim ve dinî eserler okumak, manevî arkadaş grupları ile birlikte olmak, sadece Yaratıcıyı dost bilip O’nunla iletişime geçme çabası içinde olmak, sabretmek, iyi işlerde bulunmak ve topluma hizmet etmek gibi davranışlar bulunmaktadır.[1] Özellikle hayra yorma şeklinde kullanılan kader inancı, inanan insanların en çok başvurduğu başa çıkma yöntemlerinden bir tanesi. “Hayırlısı böyleymiş”, “Nasip değilmiş”, “Olanda hayır vardır”, “Mevla neylerse güzel eyler” gibi cümleler, kadere olan imanımız gereği sıkça kullandığımız cümleler, düşünce kalıpları. Zannımca bu cümleleri kullanırken ne kadar bilinçli olduğumuz, psikolojik iyi oluşumuzun ve manen tekamül sürecimizin belirleyicisi. Kader inancı, bir tarafta bilinçli bir dinî başa çıkma yöntemi olarak kullanıldığında hem stres düzeyimizi azaltacak hem de manevî tekamülümüze sebep olacak bir esasken diğer tarafta doğru anlaşılmaması yahut insan zihninin kendi işine geldiği gibi anlama yetisine kurban gitmesiyle bilinçsizce kullanılan bir savunma mekanizması olabiliyor. İkisi arasındaki farkı anlayabilmek için öncelikle kullandığımız “Dinî başa çıkma” ve “Savunma mekanizması” terimlerinin ne anlama geldiğini ifade edelim.

SAVUNMA MEKANİZMALARI

Savunma mekanizmaları terimi, psikoloji bilimi ile tanışıklığı olan herkesin adını sıkça duyduğu Freud tarafından “Ben”in acı veren ya da katlanılamayan duygulanımlarına karşı direnmesi anlamında kullanılan bir terimdir. İnsanlar, iç dünyası ve dış dünya arasında gerilim oluşturan durumlar arasındaki dengeyi savunma mekanizmalarına başvurarak sağlamaya çalışır.[2]Birçok çeşidi olmakla birlikte yaygın olarak kullanılan savunma mekanizmaları şu şekilde sıralanabilir: “Yadsıma (inkar), Yansıtma (projeksiyon), Distorsiyon (çarpıtma), Yer Değiştirme (displacement), Ödünlenme (telafi), Mantığa Bürüme (rasyonalizasyon), Karşıt Tepki Geliştirme”. Mesela, sınava hiç çalışmayan bir öğrencinin sınavdan düşük aldığında hocasını suçlaması “Mantığa bürüme” savunma mekanizmasına bir örnektir. Yahut fıtraten kıskanç birinin bu özelliğini kabul etmek istemeyip kıskanç olmadığı hâlde karşısındaki insanın kıskanç olduğunu düşünmesi “Yansıtma” savunma mekanizmasını kullandığının bir göstergesidir. Ömer’in (Radiyallahu Anha) Efendimiz (Sallallahu aleyhi Vesellem) öldüğünde O’nun ölmediğini söylemesinin “İnkar” savunma mekanizması olduğu söylenilebilir. Gerçekliği kendi işimize geldiği gibi algılamamız “Çarpıtma”, patrona kızıp sinirimizi evdekilerden çıkarmamız “Yer değiştirme”, matematikte çok başarısız olan bir öğrencinin enerjisini büyük oranda edebiyat çalışmaya harcaması ve bu alanda çok iyi olması “Ödünlenme”, kardeşini kıskanan bir çocuğun ona aşırı iyi davranması ise “Karşıt tepki geliştirme” savunma mekanizmalarının örnekleridir. Bununla birlikte savunma mekanizmaları genellikle bilinçsiz olan otomatikleşmiş tepkilerdir. Bu hâlleriyle savunma mekanizmaları sorunu çözmeyen ancak uyuşturan ilaçlara benzetilebilir.[3] Geçici bir rahatlama sağlanır ancak asıl problem hâlâ sapasağlam yerinde durmaktadır. Her ne kadar savunma mekanizmaları her insan tarafından kullanılsa ve kimi zaman işlevsel olsa da –ki Ömer örneği buna en güzel misallerdendir- bilinçsizce ve sürekli kullanıldığında insanın manevi tekamül sürecinde bu sürecin en önemli yor dayıcısı olan kusurunu görmeyi engellemesi sebebiyle tıkanmaya, psikolojik sağlığı için temel şart olan iç görü kazanmasını engellemesi sebebiyle de psikopatolojiye sebep olabilir. Daha farklı bir ifadeyle savunma mekanizmaları bir şekilde yükü bize unutturuyor ama yükün varlığını ortadan kaldırmıyor. Taşıdığı yükle doğru orantılı olarak beslenip idman yapmayan insan zamanla kuvvetten düşüyor ve yükün altında eziliyor, denilebilir.

DİNÎ BAŞA ÇIKMA

İnsanın yaşadığı olayları kendi bakış açısına göre anlamlandıran, anlam ve amaç arayışı içinde olan bir varlık olduğundan bahsetmiştik. İnsanın bu anlam ve amaç arayışının Allah ile olan ilişkisine göre şekillenmesi “Dinî başa çıkma” olarak tanımlanıyor.[4] Yukarıda bahsi geçen dinî başa çıkma teknikleri bireylerin psikolojik dayanıklılığını artırarak psikolojik yükü daha az hissetmesini sağlayabiliyor. [5] Ayrıca yapılan bir araştırmada başlarına gelen herhangi bir sıkıntıyı, hayra yoran, yaşadıkları sıkıntıları sabır ve teenni ile karşılayan, içlerinde bulundukları zor durumda Allah’a yönelip muhasebe yaparak Allah’tan yardım dileyen bireylerin hayatlarından daha memnun oldukları sonucuna ulaşılmış. [6]

KADER İNANCININ SAVUNMA MEKANİZMASI VEYA DİNİ BAŞA ÇIKMA YOLU OLARAK KULLANILMASI

Bu bağlamda psikoloji literatürüne bakıldığında, “Allah’ın nesneleri ve olayları özellikle sorumluluk doğuran beşerî fiilleri, ezelde planlayıp zamanı gelince yaratması”[7] , olarak tanımlanan kader inancını bir savunma mekanizması mı yoksa dinî bir başa çıkma yöntemi mi olarak kullandığımızı anlamak için bu eylemlerin ne kadar bilinçli ve çözüm üretmeye yönelik olarak yapıldığının dikkate alınabileceğini görüyoruz. Örneğin, yeteri kadar ders çalışmadığı için sınavından geçemeyen bir öğrencinin, “Ne yapayım benim de nasibim bu kadarmış...” diye düşünmesi kader inancını bu gayretsizliğini “Mantığa bürümek” için kullandığı söylenebilir. Böyle bir durumda kişiler kusurlarını göremedikleri için herhangi bir rahatsızlık hissetmeyecek, bu sebeple de çözüm arayışına girmeyeceklerdir. Ancak rahatsızlık duymamalarına rağmen bir zorluğa dayanmış olmanın neticesinde hissedilen kendine güvenme ve başarılı olma hissini de yaşamayacaklardır. Bu durum sürekli bir hâl aldığında ise kişiler sorumluluk üstlenememe, tembellik, çaresizlik gibi problemlerle karşı karşıya kalabileceklerdir.[8]

Aksine, kader inancını dinî bir başa çıkma yöntemi olarak kullanan öğrenci Ali’nin (Radiyallahu Anha) “Her kim çabalamadan ulaşacağını zannederse o boş bir umut sahibidir. Her kim de çabalamakla ulaşacağını sanırsa o da kendini müstağni gören biridir.” ifadesine uygun hareket ederek, deneyimlediği olumsuz olay üzerinde kendi kontrolünü değerlendirip neleri eksik yaptığına yönelik değerlendirmelerde bulunup bilinçli ve belli bir amaca yönelik olarak çözüm üretecektir. Yaşadığı acıyı inkâr etmediği yani acı da çözüm de bilinç düzeyinde deneyimlendiği için birey bu süreç sonunda zor bir olaya dayanmış olmak ve çözmek için bir adım atmış olmakla ruhsal bir tatmin hissi yaşayacak ve psikolojik dengesini yerinde tutabilecektir. Kısaca kader inancı, savunma mekanizması olarak kullanıldığında cüzi iradeyi yok sayan bir kadercilik anlayışına yönlendiriyor. Dinî başa çıkma şeklinde kullanıldığında ise cüzi ve külli irade noktasındaki taksimatı iyi yapmamızı sağlayan, kendi kontrol alanımızda gayretin en güzelini gösterip neticeyi İlâhî kudrete bıraktığımız bir araç oluyor. Evet, “Allah’ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevla’mızdır. Ve müminler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.”[9] ayetine dayanan sahih bir “Tevekkül ahlakı” ile hayat daha yaşanılabilir bir hâle geliyor. Kanaatimce tüm bu ayrıntılı ifadelerden sonra şu Nebevî tavsiye kader inancının dinî başa çıkma olarak nasıl kullanılacağını çok veciz bir şekilde özetler nitelikte: “Sana faydası dokunacak hususlara azimle sarıl. Allah’tan yardım iste. Sakın acze düşme. Başına bir zarar geldiğinde: ‘Eğer/Keşke şöyle yapsaydım, şöyle olurdu’ deme. Ancak, ‘Allah böyle takdir etti ve Allah dilediğini yapar’ de. Zira, ‘Eğer/Keşke’ sözü, şeytanın işine yol açar.”[10] Velhasıl başta yük demiştik. Şimdi ise Cenâb-ı Hak’tan niyaz ederiz ki sırtımızda ağır bir yükle yürüyebilmeye bizleri muvaffak kılsın. Amin.

Rümeysa Hatice Meşe

Hüma Dergisi, Sayı: 2

Kaynakça:

[1] “Gerçeklik Terapisi Yönelimli Dinî Başa Çıkma Psikoeğitim

[2] Bknz. “Kader İnancının Savunma Mekanizması ve Dinî Başa Çıkma Kavramları Açısından Değerlendirilmesi” Cüneyd Aydın (2019)

[3] A.g.e.

[4] Bknz. “Kader İnancının Savunma Mekanizması ve Dinî Başa Çıkma Kavramları Açısından

[5] “Dinî başa çıkma, psikolojik dayanıklılık ve yaşam doyumu ilişkisi üzerine bir araştırma”, S. Nazlı Batan, Ali Ayten, (2015)

[6] “Dinî Başa Çıkma, Şükür ve Hayat Memnuniyeti İlişkisi: Hastalar, Hasta Yakınları ve HastaneÇalışanları Üzerine Bir Araştırma”, Ali Ayten, Gülüşan Göcen, Kenan Sevinç, Eyyüp E. Öztürk,(2012)

[7] TDV İslam Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kader

[8] “Kader İnancının Savunma Mekanizması ve Dinî Başa Çıkma Kavramları Açısından Değerlendirilmesi”, Cüneyd Aydın, (2019)

[9] Tevbe Suresi, 51

[10] Müslim, Kader, 34

Yayın Tarihi: 22 Nisan 2022 Cuma 18:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26