Hayat bitimsiz bir sınanmadır

Hayat nereden bakılırsa bakılsın bitimsiz bir imtihan olarak varlığını sürdürmeye devam eder. Kul olmak bunu gerektirir; bu sürece doğduğumuz gün dahil oluruz. İmtihan dünyasına ister bilinçle katılalım ister bilinçsiz sonuçta bizi de içine katan büyük bir kadere eşlik etmek bize düşer. Necdet Subaşı yazdı.

Hayat bitimsiz bir sınanmadır

Hayat nereden bakılırsa bakılsın bitimsiz bir imtihan olarak varlığını sürdürmeye devam eder. Kul olmak bunu gerektirir; bu sürece doğduğumuz gün dahil oluruz. İmtihan dünyasına ister bilinçle katılalım ister bilinçsiz sonuçta bizi de içine katan büyük bir kadere eşlik etmek bize düşer. Necdet Subaşı yazdı.

Bir imtihan dünyasının içine doğarız. Burada bizi karşılayan yer yer elem ve ıstırap yer yer de neşe ve huzur olur. Eksik ya da fazla bunların her biri hayatımız boyunca bizi terk etmeyen yoldaş olarak birer imtihan vesilesi olur.

Hayat bir imtihan vakti ve alanı olarak tecelli eder. Varlık dünyasına dahil olduğumuz andan itibaren karşılaştığımız her şey, başımızdan geçen bütün hikâyeler, içine dahil olduğumuz pek çok macera sonuçta bilfiil dahil olduğumuz imtihanımızın nasıl seyrettiği hakkında temel birtakım işaretler sunar. Eylemlerimiz, içinde niyetlerimizin, ruh hâllerimizin, kararlarımızın da yer aldığı bir imtihan cetveli olarak kaderimizi takip eder. Her an her şey olabilir. Bu imtihandan nasıl çıkacağımızı kestirmek pekâlâ zordur. İmtihanın şekli ve işleyişi hakkında kestirimde bulunmak kolay değildir. İnsanla, doğayla ve diğer mevcudatla olan ilişki biçimimiz imtihanımızın biçimini renklendirir. Eğer bir hesaba muhatap olunacaksa bu her zaman yaşanmışlıklar üzerinden olacaktır; niyetimizin ne olduğu, sorumluluk payımızın niteliği karnenin doldurulmasında etkili olacaktır.

Hayatımızı değerli kılan yapıp ettiklerimizin sonuçta bir değere, bir anlam ve içeriğe sahip olmasıdır. Hayatın sürdürülebilir bir düzeyde işlemeye devam etmesi imtihanımızın hâlâ devam ettiğinin habercisidir. Çektiğimiz çileler bir hayatiyet belirtisidir; ölçüyü kaçırmış olmak da kendimizi boşluğa bırakmak da sonuçta yaşadığımız imtihanın bir parçası olarak tecelli edecektir. Yaşadığımız imtihanı ciddiye almak da var, hayatı titizlikle sürdürmeye çalışırız; hiç ciddiye almadan sürdürmek de var, akıntıya kürek çeker kendimizi boşluğa bırakırız.

İstikamet sahibi olmak zordur

İmtihan, belli başlı inanç ve düşünce sistemlerinin yaşadığımız hayat hakkında ortaya koyduğu sistematiğe yansır. Ömür boyu tutturduğumuz çizgi bizim hayat karşısındaki duruşumuzu, tutarlılıklarımızı, eksen ve sabitelerimizle olan uyumumuzu açığa çıkarır. Dayandığımız kimi ölçütler bize ölümlü dünya hakkında, içinde sahici ve tutarlı tavırlarla yol almamız gerektiğini öğütlerken başka diğer bakış açıları da bizi boş vermişliğe ve hayatın tadını çıkarmaya davet eder. İstikamet sahibi olmak zordur, onu kararlılıkla sürdürmek bin bir meşakkati göze almayı gerektirir, bütün bu süreç imtihan olarak değerlendirilir.

İnsanlığımız, hemen her imtihanı başarıyla tamamlamış olmanın kazandırdığı iyi ve güzel hasletlerle kendini inşa eder. Maruz kaldığımız acılar, duçar olduğumuz sıkıntılar, yaşadığımız cümle dertler onların bizim için birer sınama, birer imtihan olduğunu düşündüğümüzde farklı bir boyut kazanır. Bütün bu algı ve kavrayış, insanın kendisi ve yaradanı arasındaki ilişkinin tutarlılık zeminine gönderme yapar. İnsan bütün bu çilelere, onlardan kurtulmak için bin bir çaba göstermeyi göze alsa da niçin katlanır? İşte asıl mesele bu direncin dayandığı kaynağı bilmektir.

Her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır. Sahihlik iddiası taşıyan hiçbir inanç insanın bir oyuncak olarak tasavvur edilmesine izin vermez. İnsanın seçkinliği ona yönelik muamelenin standartlarını da her daim yükseltir. Bu nedenle imtihan da sonuçta yüksek standartlarda bir muamele olarak değerlendirilir ve insanın niteliği de bu sınavlarda ortaya koyduğu çabayla aleniyet kazanır.

İnsan pek çok şeyle imtihan edilir. Beden bir imtihan objesidir; mal, mülk ve bilumum servet hiç de göz ardı edilmemesi gereken birer dert kapısıdır. Şöhret her zaman afettir, makam ve mansıp sahibi olmak eğer yeterli özen ve dikkat gösterilmezse her an bizim insanlık durumumuzun bir çırpıda çarçur edilmesine yol açabilecek tehlikeli bir tuzağa dönüşebilir. Pek çok insanı sahip olduğu güç, taşıdığı şan ve şöhretin perişan ettiğini bilmeyen yok gibidir. Oysa sağlam ve müstakim inanlar için bütün bunlar doğru ve muteber yol alışlarda hiç de ihmal edilmemesi gereken önemli birer imkândır. Öte yandan aynı imkânlar ölçüler yolumuzu kaybettiğimizde her birimiz için bir o kadar bela, bir o kadar musibettir. İnsanın duruşunu, istikametini koruması güzeldir, ancak zordur.

Her şey imtihana dönüşüverir

Önemsediğimiz her şey yücelttiğimiz her şey anında birer imtihan ögesi olarak karşımıza çıkar. Sarahatle üzerinde durduğumuz, kendimizle aynileştirdiğimiz ne varsa onların hepsi şaşırtıcı bir şekilde birer vazgeçilmezimiz olarak başımızın belası olmakta gecikmeyecektir. İnsan iddialarından vurulur, doğrudur; yaşam içinde tutarlılık, istikameti tutturmaya gösterdiğimiz emek kadar onu sonuna kadar sürdürmeye göstereceğimiz çaba da önemli. Bazen iyi, doğru ve güzel olanla kurduğumuz bağ, ona yüklediğimiz anlam, bizi ona taşıyan kendi niyetimiz yüzünden beklenmedik bir sınama tahtasına dönüşebilir. Abartanlar helak olmuştur, bunu hepimiz biliriz. Aşırılıklar ters döner, zulüm asla unutulmaz, kul hakkı silinmez.

Sonuçta inişli çıkışlı basamaklar arasında bir gider bir geliriz. Biraz gürültü ve patırtı biraz sükûnet yaşadıklarımızı tarif etmeye yeter de artar bile. Yaşadığımız bir imtihan olduktan sonra bizi bulan ne sonuna kadar huzur ne de sonuna kadar kasvet olacaktır. Zaten birazını önümüzde bulmaya çoktan razı olmuşuzdur, bundan pek de şikayetçi olmayız; adına kader deriz, takdir deriz ve sonunda bütün bunları kabullenmekte gecikmeyi göze alamayız, geriye kalanlarında da kendi tercihlerimizi devreye sokar, bunlarla yola devam etmeye çalışırız. 

Yapıp eylediklerimizin sonuçları nelere mal olursa olsun esasta sorumluluk bize aittir. Yaşadıklarımız ağır sıkıntılarla malul olduğunda da inadım inat hep yolunda gittiğinde de ortada duran sonuç bizimdir, biz yapmış biz eylemişizdir. İnsanın kendi iradesini aşan tuhaf yanları da vardır ve buna akıl fikir ermez. Tamam, bunlar üzerine de kafa yorulur, düşünceler üretilir; ama sonunda kaderler üstünde kaderlerin olduğu bizi kendi dairemizin hakkını vermeye ikna eder. Eğer bunu kabul etmez, bu gerçekliği ihmal edersek, bir seferinde nefes alabilmeyi başarsak bile ötekinde boğuluruz.

Her din bizi şükretmeye davet eder

Sınanmak hep karşılaşılan sıklıkla tecrübe ettiğimiz bir şeydir. Önümüze gelen her şey bizim ona karşı göstereceğimiz tavra bağlı olarak değer ve anlam kazanır. Varlık da yokluk da bir sınavdır, azlık da çokluk da aynı. Aslında hiçbir şey boş değildir. Bundandır ki insanı Allah katında mahcup etmek istemeyen her din onu şükretmeye davet eder, çünkü verilen nimettir, acısıyla tatlısıyla nimettir, elemiyle sevinciyle nimettir. Aklı başında olan belli başlı disiplinler bile bizi kıymet bilmeye, ölçülü olmaya ve hiçbir şeyin boş geçilecek bir şey olmadığını kanıtlamaya çabalar.

Birinde ödülle imtihan ediliriz birinde cezayla. Öyle ya hava hep de güneşli olmaz, bazen yağmur, bazen rüzgâr, bazen de seller sular akar, her şey birbirine karışır. Hayatın ritmini bilenler kara da boraya da yağmura da çamura da kendilerini hazırlıklı hissederler. “Bu böyledir” demek hayatın pek çoğumuzda garip gelen sırlarına vakıf olmaktır. Güneş doğar içimiz aydınlanır, yağmur yağar serinleniriz, ortalığı sis kaplar, hemen bir tertibat alır, etrafa dikkat kesiliriz. Daha bir keskin bakışa ihtiyaç duyarız, gözlerimizi dört açarız. Hayat da öyledir işte, kâh acı, kâh sevinç, birbirini izleyen bir süreç bizi de kendini takip etmeye zorlar. Adı imtihandır.

Hayat nereden bakılırsa bakılsın bitimsiz bir imtihan olarak varlığını sürdürmeye devam eder. Kul olmak bunu gerektirir; bu sürece doğduğumuz gün dahil oluruz. İmtihan dünyasına ister bilinçle katılalım ister bilinçsiz, sonuçta bizi de içine katan büyük bir kadere eşlik etmek bize düşer. Sınayan belliyse hiçbir sorun yoktur, aklımız sorulara takılmaz.

Necdet Subaşı

Güncelleme Tarihi: 18 Ocak 2019, 11:59
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13