Hattatlara yapılan dua: Ketebe Duası

Kadim geleneğimizde icrâ edilen sanat ve ilmi öğretene saygı duymak ve yâd etmek, başarılı olmanın şartıdır. Hattatların adının yâd edildiği Ketebe Duası metni, sanatın bir terbiye ve saygı işi olduğunun yalnızca zarif bir örneğidir. Salime Bera Kemikli bizimle İlaveli Hutbe Mecmuasında yer alan 'Ketebe Duası'nı paylaştı.

Hattatlara yapılan dua: Ketebe Duası

Günlük olarak, sözlü yapılan dualar haricinde yazılı dua metinleri de vardır. Biz bu yazılı dua metinlerine ilmî gelenekte de rastlamaktayız. İlmî metinlere duayla başlanması ile kulun aciz oluşu anlatılmak istenmektedir. Nitekim icra edilen sanatın, yapılan ilmin Allah’ın Sâni ve Bedî sıfatlarını idrâk etme amacı vardır. Bu bakımdan eslâf duanın üzerinde ehemmiyetle durmuştur.  

Hüsn-i hat sanatında ise icazetnâmelerde kısa bir şekilde yazılı olan duaları ve yine icâzet merasimlerinde okunan duaları bilmekteyiz. Müstakil bir metin olarak ise, pek çok hattatın isminin geçtiği bir dua metnine daha önce rastlanılmadı. Karşımıza çıkan bazı hattatların adının yâd edildiği Ketebe Duası metni, ilmî bir nazarla bakıldığında iyi bir örnektir. Bu metni, Dersaâdet’te 1913 yılında basılan, Arapça hutbelerin toplandığı İlaveli Hutbe Mecmuasında bulduk. Dua metni, haşiye kısmında yer almaktadır. Ancak musannifin Ketebe Duası başlığıyla koyduğu metnin aslını bulamadık. Bununla beraber, yapılacak tetkîkler neticesinde muhakkak başka metinler de tespit edilebilir. Zaten transkripsiyonunu ve incelemesini yaptığımız metnin burada yalnızca sadeleştirilmiş halini sunmak yerinde olacaktır.

Ketebe Duası

Kur’an’da “Oku, insana bilmediğini öğreten Rabbin en büyük kerem sâhibidir” diye buyuran âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm, bir hadisinde “Allah’ın yarattığı ilk şey kalemdir” diye buyuran Efendimiz Muhammed (as)’e, âline ve ashâbına olsun.

İlmin, hattın ve harfin sahibi, levhi ve kalemi her şeyden önce yaratan, zarar ve elemi gideren Cenâb-ı Mevlâ bu şerefli meclisi hepimiz hakkında uğurlu ve bereketli eylesin. Okunan yüce Furkân-ı Kerîm’i, ulu dergâhında ve yüce divânında kabule nâil eylesin. Bu mübarek meclisten peydâ olan mükâfat ve sevapları, levh ve kalemin sırlarına vakıf olan, fazilet ve erdemin doğduğu kişi olan, ilimlerin ve irfanın kaynağı, kendisine Kur’ân-ı Kerîm’in ihsan edildiği, günahkârların şefaatçisi, her an âlemin üzerine rahmet ettiği Muhammedini’l-Emin’e onun saadetli ve mübarek ruhlarına kusurlarımız ile beraber hediye eyledik, Mevla ulaştırsın. O, hepimizi iki cihanda Muhammed’in iltifat ve hoş bakışına nail eylesin; Allah Teâlâ’nın rızası onlar üzerine olsun, Hz. Peygamberin bütün âlî (ailesi) ve ashabının ve zevcelerinin temiz ruhlarına ulaştırsın.

Mevlâ, özellikle ilahi emir ve Rabbani ilham ile çeşitli hatları (yazı) icad eden insanın yaratılış manzumesinin matla’ı, kudret ve subhân sahibine tabi olunanın ilki, âlemde Hakk’ın ilk halifesi olan Cenab-ı Ebu’l-Beşer Âdem aleyhisselâmdan peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma kadar ve “kalem ile ilk ben yazdım” diyen mukaddes bir kimse olan Hazreti İdris’in mutlu ruhlarına hayat devam ettiği müddetçe ulaştırsın.

Mevlâ, Nûh Tûfânından sonra kûfî yazı tipini ilk evvel icat eden Merâmir bin Mürre Hazretlerinin -Allah’ın rahmeti ve nimeti üzerine olsun-  ve aklam-ı sitteyi ortaya koyan Ebu Ala Muhammed bin Mukle ve ilk olarak kalemi meyilli kesip yazıya güzellik ve süs veren, binbir tane Mushaf-ı Şerif kitâbet eden, kâtiplerin öncüsü, Allah’ın sonsuz tecellilerine mazhar olan Cemâleddin-i Yakût hazretlerinin; icâzet alanlara kıt’a yazdırıp altına da izin ketebesini ilk defa yazdıran, Allah’ın rahmeti ve ihsanı üzerine olan Abdurrahman hazretlerinin ve Abdullah Sayrafî ve Hayreddin Mar’aşî ve Ahmed Sühreverdî hazretlerinin -Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun- hepsinin güzel ruhlarına ulaştırsın.

Mevlâ, Allah’ın ilahi tecellilerine mazhar olduğu, arkadan gelenlerin takip ettiği,  Cenâb-ı Allah’a âşık, hat sanatının yoluna vâkıf, hat sanatının âlimi Şeyh İbni’ş-Şeyh Hamdullah ve Allah’ın günahlarını bağışladığı, Allah’ın rahmeti ile müjdelenmiş, dervişlerden, âlimlerden ve zamanında bir eşi daha bulunmayan ve zamanının bir tanesi Semiyyi İbn Affan Hafız Osman ve ululuk sahibi yüce Allah’ın rahmeti üzerlerinde olsun, Yedi Kuleli Seyyid Abdullah ve Eğri Kapulı Muhammed Rasim ve Hafız Ahmed ve Hafız Halil hazretlerinin mübarek ruhlarını bu meclisten hâsıl olan sevaplardan hisse sahibi eylesin.

Mevlâ, Hasanü’l-Üsküdârî, İsmail Zühdî, Ömeru’l-Cudî, İbrahim Rodosî, Karahisarî ve Raşid Konevî ve Mustafa Kütâhî ve Abdurrahman Hilmî, Afif Damadı Velî Osman Efendi, Ömer Vasfi, Mahmud Celâleddin ve Râkım, Sükûti, Necib ve saray-ı Hümâyun hocası el-Hâc Mehmed Rüşdî Efendilerin hepsinin güzel ruhlarına, onların arkasından gelenlerin ve yetişen bütün hattatların ruhlarına ulaştırsın.

Onların kusurlarını affetsin; sayılan değerli zatlardan feyzyâb olanları da rahmete gark etsin. Mevla, hat icâzeti alan efendilerin de aldıkları izinleri bereketli ve mübarek eylesin. İftihar edilen hattatlar olan Şeyh ve Hafız Osman Efendilere Mevla rahmet eylesin.

Cenab-ı Hak, nice nice Kur’ân-ı Kerîm, nefis kitaplar ve hadis kitapları yazanları muvaffak etsin, işleri rast gitsin, ömürlerine bereket olsun, vücutlarına sağlık ve afiyet, pazularına kuvvet, kalemlerine keskinlik iki cihanda selamet, ihsan ve inayet eylesin. Üstatlarının da feyzini ve yazılarını kalıcı eylesin ve onların ahir ve akıbetlerini de hayırlı eylesin.

Mecliste hazır bulunan bu dinden olan adamları iki cihanda aziz eylesin; hayırlı uzun ömürlerle muammer eylesin. Mevlâ, emirlerinin yerine getirilmesi bir vazife ve daimi bir farz olan ulemânın koruyucusu, iki cihânın ruhu, müminlerin önünü aydınlatan yeryüzünün halifesi Sultan Mehmed Reşâd Hân – Allah’u Teâla kederlerden ve hüzünlerden muhafaza etsin- Hazretlerinin şerefli saltanatlarını, yeryüzünün ve gökyüzünün afetlerinden korusun ve onu esenlikte daima afiyette mutlu, memnun eylesin.

Asil evlatlarını uzun ömürlü eylesin. Hilafet incisinin sedefi şanlı Valide Sultana da uzun ömürler ihsan eylesin. Vademizin sonunda iman selâmeti ve ölüm anımızı âsân ve son sözümüzü kelime-i tevhîd eylesin. Mevlâ, cennet ve cemalini hepimize ikram eyleye. “Şan ve kudret Rabbi olan senin Rabbin, onların taktıkları sıfatlardan yücedir. Gönderilen peygamberlere selam olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.” 

İcrâ edilen sanat ve ilmin alanı fark edilmeksizin, her kimden öğreniliyor ise, öğretene saygı duymak ve yâd etmek, başarılı olmanın şartıdır. Bu, hüsn-i hat sanatında da geçerlidir. Buna binâen hattatların adının yâd edildiği Ketebe Duası metni, sanatın bir terbiye ve saygı işi olduğunun yalnızca zarif bir örneğidir.  Dua adâbı gereği metin Allah’a hamd ile başlanmış, okunan Kur’ân-ı Kerîm, Hz. Muhammed’den başlamak üzere Cumhuriyet devrinin son demlerine kadar güzerân eden hattatların ruhlarına hediye edilmiştir. Dönemin sultanı Sultan Mehmed Reşâd Hân ve ailesine iyi dileklerde bulunularak bitirilmiştir. Kısacası bir gelenek yolu takip edilmiştir. Oldukça zarif bir dilin hâkim olduğu metinde tam 27 tane hattat ismi geçmektedir. Adı geçen hattatlar, hüsn-i hat sanatına hizmet eden; bu sanatın tekâmülüne vesile olan mümtaz şahsiyetlerdir.

banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26