Hattat Hamid Aytaç Müzesi olsa?

Artık detay müzelerin zamanı gelmiştir. Böyle bir müzeyi 5000 eseriyle en çok hak edenlerden biridir Hattat Hamid Aytaç.

Hattat Hamid Aytaç Müzesi olsa?

 

Bilgisayar hattı, evet, bir kolaylık sağlıyordu. Fakat harflerin sihirli dünyasında gezinmeye alışkın göz için pek bir ‘sade’ kalıyordu. Bu sadeliği Kur’an-ı Kerim aşkını kalplerinde yaşatıp, öğrenme iştiyakı ile kavrulanlar çok sevdiler, belli. Çabuk öğrenmek, aynı çabuklukla okumak, maveradan eşsiz tatlar çıkarmak adına bilgisayar hattı bir kolaylıklı öncelikle.

Hattatın aşk ile yazdığı...

Elin ve gözün hatırı için, bir ömür yazı, hat üzre diz kırmak ve sevabını Allah’tan (c.c.) beklemek de en az bilgisayar kolaylığı kadar aşktandı elbet. Hatta harflerin bir nizam içinde kâğıtla buluşması, o eşsiz cızırtının kulakları dolduran musikisi karşısında hattatın cezbelenişi işin rayihalarla dolu vecd ve istiğrak halinin bakiyesidir.

Bir köşede unutulan hattat

‘Marifet iltifata tabidir, müşterisiz meta zayidir’ cümlesinde bekleyen iltifat, üstad hattat Hamid için devlet katında hiçbir zaman karşılık görmedi. Öyle ki, Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde aç biilaç gözlerini fani aleme yumduğu vakit, çevresinde talebelerinden başka kimse yoktu. Cumhuriyet Türkiyesinde harf inkılâbı (darbesi) ile birlikte hat sanatı, dolayısıyla hattatlık da gözden düşen meslekler arasına girdi. (Gerçi matbaa faslı olarak uzun bir menakıp sunmaya hiç gerek yoktur) Fakat üstadın gençliğinde Musa Azmi imzası ile neşrettiği, kırk küsur sayfa tutan ilmihalinin mevcudiyetinden çok az kimse haberdardır.

Hattat Hamid Aykaç kabriBatıcılık endişesinin yeni inkılâplarla gerçekleştirmeye çalıştığı sözde bilimsellik, bugün Doğu’nun medeniyet bağlamında ortaya koyduğu eserleri yine de gölgelemeye yetmiyor. Her ne kadar bizim nazarımızda gözden düştüğü söylenen hattatlık, bir başkası için fevkalade bir ayrıcalık arz edebiliyor. Örneğin, üstad hattat Hamid’in eserleri dolayısıyla, Ortadoğu’da tanınmış al-Umme dergisinde yayınlanan bir makalenin başlığı ‘Şeyh-ul hattatin fı’lkarnil işrin’dir ve manası, ‘20. Asırdaki Hattatların Piri’ olarak Türkçeye çevrilmektedir.

Hattat Hamid Aytaç müzesi olsun!

Hattat-ı maderzad olarak üstad Hamid, ciddi bir eğitim görmediği halde, kendisine Yesari, Rakım ve Sami efendilerin eserlerini yol gösterici olarak kabul etmiştir. Kazım Karabekir, Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Enver Paşa, Eşref Edip, Süleyman Nazif, kartvizitini yazdığı isimlerden sadece birkaçıdır. Eserlerinin sayısı beşbinin üzerinde olduğu söylendiği halde, geçmişle bağını koparmaya bu denli istekli bir zihniyete ‘Hattat Hamid Aytaç müzesini niçin yok?’ diye sormak abesle iştigal olmasa gerek.       

 

Arif Akçalı dikkat çekti

Yayın Tarihi: 07 Eylül 2011 Çarşamba 11:51 Güncelleme Tarihi: 29 Mart 2014, 12:45
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
servet gürsu
servet gürsu - 10 yıl Önce

Özgün bir haber ve hatırlatma.

cüneyd yepelek
cüneyd yepelek - 10 yıl Önce

bugün memleketimizde yaşadığımız güzellikleri on yirmi sene önce hayal bile edemiyorduk. şimdi, o zamanlara göre çok şükür çok çok iyi vaziyetteyiz.
gün gelecek, şimdi hayal bile edemediğimiz güzellikler yaşanacak. temennim odur ki gözlerimiz, o güzellikleri görebilsin.
--
haberin hazırlanması bile bir merhale. bu gibi meseleleri devamlı gündeme getirmeli, kampanyalar düzenlenmeli, ilgili ve yetkililerin gerekli adımları atmaları için meşru her yol denenmelidir.

banner26