Hasan Aycın'a Göre Naci Ali

Kimi eserler vardır, kendi değerlerinden kaynaklanan önemin yanı sıra, ele aldıkları kimi konuların özel koşullarından ötürü de derin anlamlar kazanırlar.

Hasan Aycın'a Göre Naci Ali

Ömer Lekesiz Hanzala'ya odaklandığı yazısının bir yerinde Hasan Aycın'la Naci Ali ilişkisine değinir: “Kayıtlar dergisi”nin “taşıyıcılığı”nı saklı tutarak söylersek, Naci El-Ali'yi bizimle asıl buluşturan yine bir çizgi ustasıdır: Hasan Aycın! Onun “Gece Yürüyüşü” (…) albümündeki “Şehit Hanzala'yla el ele tutuşmuş ufku gözleyen kan libaslı adamlar” çizgisi, iki büyük çizerin sanat/hayat kaygısı, niyet, eylem, düşünce, muhalefet, sorumluluk algısı bakımından nasıl bir soy ilgi içinde olduklarını göstermeye yeterlidir. Hasan Aycın'ı, 16.4.2002 tarihli çizgisinde Hanzala'yı ilk kez yüzü seyirciye dönül olarak  çizmeye sevk eden de bu soy ilgi olmalı. Hanzala, bu çizgide hınçtan kaskatı kesilmiş yüzüyle ve ellerindeki taşlarla, Yahudi tanklarını korku ve şüpheyle izleyen karanlıktaki gözlerin önünde planlanmış bir zulme meydan okumaktadır.”

 

Kimi eserler vardır, kendi değerlerinden kaynaklanan önemin yanı sıra, ele aldıkları kimi konuların özel koşullarından ötürü de derin anlamlar kazanırlar.

 

Değerli çizer ve yazar Hasan Aycın'ın Güneşin Altında  söyleşileri de kanımca bu türe giren eserlerden.

 

Bu kitabı yeniden okurken önceki  okumalarımda tam olarak değerlendiremediğim, çok önemli bir noktanın farkına vardım: Aycın  söz çanağında, Filistin  halkının  Siyonist faşizmine karşı direnirken, bütün bir Filistin  direnişini  sırtlanan Naci Ali ile ilgili kanaatlerini de ifade etmişti. Güneşin Altında böyle bir okumanın süzgecinden geçirildiğinde, okurun karşısına Siyonist faşizme direnme amaçlı her direniş girişiminde başlıca güç kaynaklarından biri olarak Naci Ali karşımıza çıkıyordu. Ayrıca, içinden geldiği halkın kültür diliyle o halka en önemli politik atılımlarında güç ve esin kaynağı olabilecek nitelikte bir politik  çizgi sanatının varlığı da kendiliğinden gözler önüne seriliyordu. Aycın'ın  Filistinli Çizer Naci Ali'ye ithafen 'Hanzala ve Filistin için' adlı bir çizgisinin de olduğunu belirtmeliyim. Naci Ali, Hanzala'yı elleri arkasına bağlı bir izleyici gibi kullanırken Aycın Hanzala'yı Filistin için kendisini yok eder durumda yansıttınız

 

Onun  çizgilerinde bütün Filistin ve bütün dünya toplanmıştı

Naci Ali ile ilgili bir alıntı: “Naci el-Ali, dünyanın gördüğü usta çizerlerden biriydi. Ortadoğu'nun yarım asırlık kanlı tarihinden oluşan tabloya baka baka çizdi. Başka bir yere bakmadı ve o tablonun içinde yaşadı. İmzasını Hanzala olarak attı. Hanzala: Elleri arkasında, yüzü hep o tabloya dönük, gözyaşını kimseye göstermeyen çıplak ayaklı, güneş başlı çocuk. Sonra o da öldürüldü. Yani el-Ali de öldürüldü ve tabloda yerini aldı. Ben sadece onları, yani yarım asırdır öldürülmüş olanları ve Hanzala'yı el ele ve yine yüzleri o tabloya dönük olarak çizdim; hepsini rahmetle anmak istedim.”

 

Aynı kitaptan, Naci Ali  ile ilgili bir başka alıntı : “Çocuk; safiyetin temsilcisidir, insanın geleceğidir ve insana emanet edilmiştir. Evet, Naci el-Ali “İçimdeki çocuk” diyor, Hanzala için. Çizgileriyle mücadele veriyor ve içindeki çocuğu imza yapıyor çizgilerine. Çizgisini satın almak isteyenlere, vazgeçmesi için para teklif edenlere “Çizgilerim, yani Hanzala benim çocuğum, onu nasıl satarım?!” diyor. Bu çocuğa tahammül edemediler ve susturdular. Şimdi, diyorum, mümkün olsa, meydanları birleştirsek ve yeryüzünün çocuklarını toplasak oraya. Adeta “Gelecekler ve rahatımızı kaçıracaklar, bizi aç bırakacaklar..” korkusuyla yollarının üstüne bir takım tekniklerden, planlardan, planlamacılardan, kürtaj odalarından oluşan koridorlar kurulmuş bu melek ruhlular, sesleriyle o meydanlara sığmazlar. Etrafı olmayan bir meydana döndürürler yeryüzünü. Yıkayıp geçerler. Ne kin kalır, ne garaz. Kan, irin, kir, pas bir varmış bir yokmuş olur. Bu umudun simgesi benim için çocuklar.”

 

Yeni söyleşilerinden birinde ise şöyle anlatır Naci Ali'yi: “Merhum Naci el-Ali Filistin'in çizeridir. Filistin acılarının ve umutlarının çizeridir. Davası Filistin'di. İmzasını, sırtı izleyenlere, yüzü ise Filistin meselelerine dönük, gözyaşını kimseye göstermeyen, 'Hanzala' adını verdiği o meşhur, güneş başlı ve çıplak ayaklı çocuk figürü olarak attı hep. Tıpkı Hanzala gibi kendisi de Filistin meselelerinden başka meselelere yüz çevirmedi. Onun çizgisi Filistin davasından beslendi ve Filistin davasını besledi.”

 

Yineleyelim:  Filistin halkının,  Siyonist faşizme karşı verdiği görkemli savaştaki en büyük güç kaynağı, Naci Ali'den Mahmud Derviş'e kadar bütün bir  Filistin sanatı ve edebiyatıdır. Bu dönemin  Filistin  sanatı ve edebiyatı ise direniş ile tarihin gördüğü en görkemli ittifaklardan birini gerçekleştirebilecek kadar güçlü ve politiktir.

 

Naci Ali'nin  Ortadoğu'daki kanlı tabloyu, trajediyi çizdiğini ifade ediyor Hasan Aycın özetle.

 

 

Asım Öz

Yayın Tarihi: 02 Nisan 2009 Perşembe 08:10 Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2009, 10:31
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26