banner17

Harika bir kitap okur gibi dinledik

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi, mekânı ağzına kadar dolduran bir misafiri ağırladı cumartesi günü. Atasoy Müftüoğlu…

Harika bir kitap okur gibi dinledik

Salih insanların meclislerinde bulunmanın eksikliğini hissederiz ya hep. Çevremize faydalı olmaya çalışırken, aynı zamanda dizinin dibine oturup öğütlerini can kulağıyla dinleyecek birileri de olmalıdır hayatımızda. Nefsimizi hizaya çekmek için bulunmaz fırsattır bu sohbetler. Cumartesi günü zihinsel ve kalbi temizlik vaktiydi Yazarlar Birliği’nde! Atasoy Müftüoğlu Ağabey, günümüz Müslümanlarının içinde bulunduğu durumdan bahsetti ve gençlere “zihinsel cesaret” çağrısında bulundu.

Kendinize gelin

Hocamızın duasını alıp derinden bir âmin dedikten sonra, gençlere ilk tavsiyesiyle orada toplanmamızın bir ön aşaması olması gerektiğini öğrendik. “Bize gelmeyin, kendinize gelin. Eğer kendiniz olmazsanız sizinle konuşamayız.” diyordu Müftüoğlu. Ve ekliyordu: “Sizin kendi tercihleriniz olmalı. Kendi tercihlerinizin öznesi olmalısınız.” Birçok yerde yaşadığımız durumun tam tersini iddia ediyordu. Oysa biz ne güzel(!) alışmıştık peşinden gittiğimiz insanlar için “O dediyse vardır bir bildiği” demeye. Çevresindeki insanlarla beşeri halleri istişare eden bir Peygamberin ümmeti olduğumuzu unutmaya yüz tutmuştuk.

Genç Düşüncelere sahip olmak

Hz Ali’nin bir sözünü hatırlattı Atasoy Ağabey, “Çocuklarınızı kendi zamanlarınızın değil, onların zamanlarının ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde yetiştirin.” Bunu dikkate almadığımız için şuanda tarihin kıyısında yaşayan, onun nesnesi olan bir topluluk haline gelmiştik. Gündemde değildik, sadece istatistik malzeme olarak bulunuyorduk. Burada yanlış anlaşılmaya mahal vermemek için elbette büyüklerimizden yararlanmamız gerektiğini de vurgulamadan geçmedi Müftüoğlu. İtiraz ettiği şey feyz almak değil, köle olmaktı!

Bugünün insanının ihtiyacı olan içerik üretmek gibi bir sorunumuzun olmamasını her şeyin geçmişte üretildiğine inandırılmamızdan kaynaklandığını belirtti sonra. Geçmişte üretilenlere “o zaman içindi” deyip işe koyulmalıydık.

Atasoy MüftüoğluDüşünsel intiharlar dönemi

Birilerinin ufkumuzu kapatmasına izin vermemeliydik. Çünkü körü körüne bağlılık intihardı! “Düşünmüyorsunuz, düşündürülüyorsunuz” sözleri birçok çağrışımla zihinlerde çınlarken, düşünmemekle üzerimizden attığımızı zannettiğimiz sorumluluklarımızla mutlu muyduk gerçekten? Ne lazımdı öyleyse? Teşhis belliydi, zihinler hasarlıydı. Modernitenin, geleneğin, milliyetçiliğin, mezhepçiliğin ve türevlerinin dört bir yandan bastırdığı bir durumda kimin hangi etnik kökene, hangi mezhebe sahip olduğunu merak etmeyecek bir terbiyeye sahip olmalıydık. Ufkumuz bütün İslamî renklere açık olmalıydı. Ümmete karşı sorumluluk, onun gerçekliğinin varlığı uğrunda yürütülmesi gereken bir mücadeleydi.

Manevi diktatörlükler yıkılmalı

Bugünlerde sıkça konuşulan siyasi diktatörlüklerin yanı sıra gençlerin eğilmeleri gereken bir diğer konunun da manevi diktatörlükler olması gerektiğine dikkat çeken hocamız şunları söyledi: “Manevi diktatörlerin zihinlerimizde bıraktıkları hasarlar, siyasal diktatörlerinkinden daha kalıcı. Siyasal diktatörler, faşistler, militaristler bizi sessizliğe mahkûm ediyor. Manevi diktatörlükler ise bizi düşüncesizliğe mahkûm ediyor. Düşünmüyorsunuz. Çünkü diyorsunuz ki bunlar her şeyi biliyor.”

Ulaşamadık diyemezsiniz!

Küreselleşme döneminde elektronik medya ile zaman ve mekân sınırının aşılması bize bilgiye ulaşmakta ve gelişmeleri takip etmekte olanak sağladığından ulaşamadık deme hakkımızın olmadığını hatırlatan "güzel ağabeyimiz", tarihte ilk küreselleşmeyi Müslümanların başlattığını söyledi. Ancak bu küreselleşme toplumları homojenleştirmeye yönelik değil, bütün kültürlerle alışveriş yapan bir küreselleşmeydi. Şimdiye kadar bizler emperyalist küreselleşmeye bir eleştiri getirememiştik ne yazık ki. Yalnız unutmamak gerekir ki, ulus devleti kutsallıktan küreselleşme çıkarmıştır.

Atasoy Müftüoğlu

Romantik değerlendirmeler

Atasoy Müftüoğlu, gündemdeki konulardan Mısır ve Tunus’taki hareketlenmelere de değindi. Bu konuları romantik yaklaşımlarla değerlendirmememiz konusunda uyarıp hiçbir yapısal değişim yokken bir diktatörün değişmesiyle devrimden söz edilmeyeceğini belirtti. Ayrıca halkların neyi istemediklerinin belli olduğunu ancak neyi istediklerinin belli olmadığını, toplumların geriye doğru düşünmesinden kaynaklanan bir projesizliğe bağladı. Bu arada bölgesel değişiklikleri takip ederken sadece Türkçeyle yetinmeyip, bilmemiz gereken başta Arapça ve İngilizce olmak üzere Çinceden Hintçeye kadar geniş bir dil yelpazesi serdi önümüze.

Cemaatler…

Konu dindarlığın bireyselleşmesine gelince, cemaatlerden beklenenlerin söylenmesi kaçınılmaz oldu. Cemaatlerin bizim bireyselliğimize, düşüncelerimize, kanaatlerimize, eleştirilerimize, sorgulamalarımıza itibar ediyor olsalardı, diye bir temenniden sonra zihinlerimizi “Arkadaşlar ne düşünüyorsunuz? Nasıl buluyorsunuz? Ne öneriyorsunuz?” diyen bir lider var mı diye sordu.

Neyi takip edelim?

Müftüoğlu, dünyada süregelen birçok olayın arka planındaki “tarihin sonu” düşüncesinin Batı’nın galibiyetiyle gerçekleşmesine uğraşıldığını ancak öte taraftan da İslam ve siyaset ilişkisinin dünyada derin bir tedirginliğe sebep olduğunu söyledi. Tarihin sonunu getirmeye çalışanlara karşı ideolojik ve ırkçı yaklaşımlara maruz kalmamış pek çok Batılı düşünürün demokrasi, kapitalizm ve sekülerizmin asla evrenselleştirilemeyeceği, çünkü bunların tümünün Hristiyan ve Yahudi kültürünün uzantısı olduğunu savunduklarını belirtip ve bu konudaki canlı tartışmaları takip etmemizi tavsiye etti.

Atasoy MüftüoğluAtasoy Ağabeyden aforizmalar

Atasoy Müftüoğlu olur da aforizma olmaz mı? Benim alabildiğim notlar:

“Dini hayat, kutsal meczuplar tarafından yönetiliyor.”

“Bir genç insanın hayatını, yalnızca bir üstadın ufkundan takip ediyor olması kadar felaketli bir durum olabilir mi?”

“Hepimiz bir şekilde melezleşiyoruz. Bu sebeple İslam, kültürel İslamileşmeyle sınırlandırılıyor.”

“Kayıtsız şartsız itaat kayıtsız şartsız körlük demek.”

“Geçmişte ne oldu’dan çok ‘bugün ne olmalı’ya bakmalı ve tarihe bir yanıt vermeliyiz.”

“Mevlana’ya, Yunus Emre’ye, İbn-i Arabi’ye göre din tanımı yapılıyor. Burada sorun Mevlana’yı Yunus’u İbn-i Arabi’yi tartışmak değil. İslam bu sözünü ettiğimiz zevatın hepsinin ufukları ötesinde çok daha mükemmel bir gerçekliğin adıdır.”

“Hoşgörüye ihtiyacı olanlar karanlık ve kirli iş çevirenlerdir.”

“Batı’nın hafızası Müslümanların serüvenini içermiyor.”

“Eğer insan hakları diye bir tanım varsa evvela Guantanamo ve Gazze ile ilgilenmek zorunda.”

 

Ayşe Sadiye Doymuş Atasoy Ağabey'e "dede" demek isteğiyle dolu dolu haber verdi

Güncelleme Tarihi: 27 Şubat 2011, 11:59
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatma Ünal
Fatma Ünal - 8 yıl Önce

Çok çok çok güzel olmuş :) Orda olamasam da bu yazıyı yazandan Allah razı olsun diyorum, ordaymış ve Atasoy abiyi (yazar Ayşe hanımın dede deme isteğine katılarak söylüyorum bunu) dinlemiş gibi oldum... Keskin bir hafıza ve kuvvetli, hakka açık bir kalp sahibi, iyi bir analizci ve çözüm getiren bir büyük güzel: Atasoy Müftüoğlu.

Sadi Albudak
Sadi Albudak - 8 yıl Önce

Atasoy beyi dinlerken zorlanmakla birlikte keyif alıyoruz fakat kadim lisanımızda bu sözleri nereye koyacağımızı bilen var mı Allah aşkına. Olsun!

fırat
fırat - 8 yıl Önce

gördüğüm kadarıyla konusma videoya alınmıs,bunu nasıl ve ne sekilde bizlerle paylasabilirsiniz. facebook a eklenme ihtimali varmıdır? varsa buraya bir cevap yazarak bizleri bilgilendirirseniz memnun oluruz

nokta sonsuz
nokta sonsuz - 8 yıl Önce

sohbet güzeldi isrtifade ettik. ama meczup, manevi dikatatör, müşahadeye alınması gereken kişiler hakkındaki eleştiri üslubu bence uygun değildi.

Yavuz Selim Güneş
Yavuz Selim Güneş - 8 yıl Önce

Haber çok güzel olmuş, emeğinize sağlık.

Programı kaçıranlar veya yeniden dinlemek isteyenlerin bilgisine: Programın video ve ses kaydını, ayrıca konuşmasının yazıya dönüştürülmüş halini www.facebook.com/atasoymuftuoglu adresinden bulabilirsiniz.

Görkem Evci
Görkem Evci - 8 yıl Önce

Atasoy Müftüoğlu programda bu cenahtan "Muhteşem Yüzyıl" hakkında en mantıklı izahı yaptı. Verilen tepkileri ve tepkilerin dayandığı sebepleri beğenmediğini açıkça ortaya koydu. Kutsallaştırılmış geleneğe iyi bir cevaptı.

Konuşmanın ardından izleyicilerle yaptığı konuşmada söylediği şu sözün de anlatını çizmek gerek:

"Bize gelmeyin, kendinize gelin!"

yorumcu
yorumcu - 8 yıl Önce

“Hoşgörüye ihtiyacı olanlar karanlık ve kirli iş çevirenlerdir.”
Bence yaratılan herşeyin ve herkesin belki de en fazla "hoşgörü" ye ihtiyacı var. Kim istemez yaradanın gözünde "hoş" görülmeyi? Ya da yaratılanların?

istanbuler
istanbuler - 8 yıl Önce

@yorumcu
Atasoy bey'in söylediği bağlamda durum farklı, sizin kullandığınız bağlamda durum farklı.
@hepimiz
En güzel kelime ve kavramlar bile suistimal edilebilirler, en azından olması gerekenden farklı kullanılabilirler. Dikkatli olmak lazım.
"Allah'la aldatmak" ifadesini Kuran'dan bilirsiniz.

banner8

banner20