Hamza Tzortzis ve 'Dawah Mission' Ekibi İstanbul'da Ne Yaptı?

'Mission Dawah, eğitim alınması suretiyle bir kitle hareketi oluşturmak ve İslami davetçilerden oluşan bir ağı mobilize etmek amacındadır.' Deniz Baran, Hamza Tzortzis ve 'Dawah Mission' hakkında yazdı ve bazı isimlere Tzortzis'i ve çalışmalarını sordu.

Hamza Tzortzis ve 'Dawah Mission' Ekibi İstanbul'da Ne Yaptı?

20 Ağustos gününe dair bir etkinlik haberi bizim mahallenin bazı gençlerini hareketlendirdi: Hamza Tzortzis’in öncülüğünü yaptığı Dawah Mission isimli hareket İstanbul’da bir çalışma yapacaktı. Türkçe Facebook sayfasında 30 bin civarı beğenisi bulunan, daha önce Boğaziçi Üniversitesi’nde İslami Araştırmalar Topluluğu’nun ve ODTÜ’de Mescit Topluluğu’nun konuğu olarak yaptığı konuşmalar büyük ilgi çeken Tzortzis bir kez daha geliyordu. [Hamza Tzortzis ile bu seyahatinde yaptığımız röportaja şuradan ulaşabilirsiniz]

Hemen hepimizin o ateşli, sosyal adalet vurgulu konuşmasıyla tanıdığımız ve akabinde videolarını birbirimizle paylaşarak bir fenomen hâline getirdiğimiz Tzortzis (tabi Yunan asıllı bir mühtedi görmek de biraz sıradışı gelmişti), üstüne üstlük, bir başka fenomenimiz Nouman Ali Khan ile aynı hafta İstanbul’a adım atacaktı ki bu hatırı sayılır bir kısmımız için büyük bir heyecan vesilesi oldu.

Tzortzis’i (yaygın deyiş ile “Hamza”yı) daha önceleri iyi kötü dinlemiştik, özellikle o ateistlerle yaptığı “debate sessionları” yani tartışma oturumlarını ilgiyle takip etmiştik (Lafı açılmışken Lawrance Krauss ile olan şu oturum meşhurdur). Kimimiz onun kararlı üslubundan, kimimiz hitabetinden, kimimiz ihtida öyküsünden etkilendi. Velhasıl son birkaç yılda kimliğine aşina olduk. Ancak öncülük ettiği bu “Dawah Mission” da neyin nesiydi ve Hamza’nın İstanbul’da bir etkinlik düzenlemesine nasıl vesile oluyordu?

Açıkçası etkinlik tarihleri süresince Hamza Tzortzis ve ekibi (evet bir ekip söz konusu, bahsadeceğiz) neler yaptı, güncel olarak takip edemesem de Türkiye dışındaki ve özellikle Batı dünyasındaki Müslüman gençleri ve yeni eğilimleri takip eden biri olarak fazla bigâne kalamadım. “Dawah Mission nedir?” sorularının mevcudiyetine binaen de bu inisiyatifin faaliyetlerine göz attım. Bilmeyenler yahut kaçıranlar için de Hamza’nın ve ekibinin İstanbul’a neden ayak bastığını kısaca anlatayım.

Dawah Mission

Günümüzde bilgi almak için ilk kaynak, şüphesiz ki, internet tarayıcısının tepesindeki o beyaz kutucuk. Anahtar kelimemizi oraya girince karşımıza özenle dizayn edilmiş bir web sitesi anında çıkıyor. Arka plan beyaz olsa da sarının hakim renk olduğu bir giriş sayfası sizi karşılıyor ve bu inisiyatifin ne olduğunu anlamanız için gerekli olan her türlü içerik karşınıza çıkıyor. Sarı, enerjinin, cesaret vermenin ve bilindiği kadarıyla geçiciliğin rengi. Sanıyorum siteye bu rengin hakim olması kasıtlı bir tercih, zira verilmesi gereken mesajlar tam olarak da bunlar.

Dawah Mission isimli inisiyatifin ne olduğunu kendi dilinden dinlemeden bir ara verip, İstanbul’da neler yaptıklarına dönelim. Zaten sitenin girişindeki video da 20 Ağustos’a yönelik bir video, Hamza Tzortzis bir konuşma yapıyor ve mealen şunu diyor: “Size İslam’ın hakikatı hakkında nasıl sevgi, merhamet ile ve mantıklı bir şekilde konuşulacağını öğreteceğiz. 20 Ağustos bunun için bir seferberlik günü. İstanbul’u da üs olarak seçiyoruz. Çünkü Türkiye şu şekil güzel ve bu şekil mühim.”

Hamza Tzortzis’in konuşma tonu da sarf ettiği cümleler de oldukça iddialı, hatta kimisi için rahatsız edecek kadar iddialı. Ama bu ayrı bir tartışma, en nihayetinde videonun ana fikri tam olarak bahsettiği cümleler. Yani bu videodan bizim anlayabildiğimiz, bir davet/tebliğ eğitimi yapılacağı. Nitekim daha sonra etkinliğe göz atınca gerçekten de yapılanın bu olduğunu görüyoruz. Sultanahmet’te gönüllü gençlere bir tür “nasıl davet yapılır” eğitimi verilmiş ve daha sonra da gençlerden sokaklara çıkıp aldıkları eğitimi bir tebliğ pratiğiyle buluşturmaları istenmiş. Tabi ki “İstanbul’da neyin tebliği bu?” diye düşünebilirsiniz ama bunun aynı gün içerisinde 204 ülkede yapılan bir faaliyet olduğunu ve İstanbul’un sadece üs olarak sembolik bir değere sahip olduğunu hatırlatalım.

Karşımızda olan şey bir tip modern tebliğ hareketi gibi duruyordu. Modern dememin sebepleri, daha yeni metotlar (söylemsel olarak) kullanıyor gibi durmaları ve genç bir çehreyle bunu yapıyor olmaları.

Yeni nesil bir tebliğ hareketi olarak Dawah

İstanbul’da olup bitenlerden yola çıkıp gerekli tespitleri yaptığımıza göre epey bir fikre sahip olduk Dawah Mission hakkında. Bir de onlar kendilerini nasıl anlatıyorlar, özetle ona kulak verelim:

Mission Dawah, eğitim alınması suretiyle bir kitle hareketi oluşturmak ve İslami davetçilerden oluşan bir ağı mobilize etmek amacındadır. Misson Dawah yerel ekiplerle ya partnerlik kuracak ya da kendisi bu ekipleri geliştirecek ve bu ekiplerin aktiviteleri daha üst seviye bölgesel ekip liderlerince koordine edilecek. Bu hedefe bir dizi eğitim programının düzenlenmesi ve bununla beraber pratik bazı gerekliliklerin temin edilmesiyle ve dahası fiziki, finansal ve insan kaynağı desteğinin verilmesiyle ulaşılacak… Tüm aktiviteler takip edilecek ve daha etkili, verimli hâle gelmesi için gerekli gelişmelerin yapılması sağlanacak…

Sanırım ana fikri anlamak için yeterli olacak kısmı çevirdik. Artık eminiz, Dawah Mission tam anlamıyla modern bir tebliğ hareketi. Hedefleri de şu şekilde sıralanıyor:

- Yeni Müslüman olacaklara dair düşünme biçimimizi değiştirmek ve onların hayatındaki gerçekliği anlamak

- Yeni Müslüman olacakları desteklerken yapılan genel hatalara düşmekten kaçınmak

-Peygamber (SAV)’ın yöntemini öğretmek ve bunu uygulamanda yardımcı olmak

- Yeni Müslüman olacaklara ilham verebilme potansiyelini ortaya çıkaracak şekilde iç gelişimini sağlamak

- Bu dünya ve ahiret için yapılabilecek en iyi yatırımlardan birini yapma şansını sana vermek

Dawah Mission inisiyatifinin vizyonu ve misyonu bunlar, peki uygulaması nasıl?

Bu konuda da gerekli cevap sitede bulunabiliyor. Esasında birçok yoldan bunu yapmayı düşünüyorlar. Birebir eğitimler, kurslar, erişemeyenler için uzaktan eğitimler ve hatta mobil uygulama, ses kaydı gibi elektronik aygıtlara indirilebilecek materyaller… Organize bir şekilde hareket etmeye gayret ettikleri görünüyor ve sistematik düşünerek hedeflerine yönelik uygulamaları sınıflandırmaları takdire şayan. Ancak eğitim-gelişim için sunulan imkânların arasında bir etkinlik benim ilgimi çekti. İstanbul’da yapılanın da buna yakın bir şey olduğu söylenebilir: “Dawah Ödevleri”

Kısaca özetlemek gerekirse ‘Dawah Ödevleri’nde, belli bir gelişim seviyesine ulaşan davetçiler kendilerini pratikte sınamak için belli miktarda davet ödevleri alıp bunu ifa ediyorlar. Önceden bir tarih ve mekân belirleniyor, davetçi gençler burada sahaya inip nihai hedeflerini yerine getirme yolunda ne aşamada olduklarını görüyorlar. Bana ilgi çekici geldi. 2012’den bu zamana kadar etkinliğin yapıldığı yerlerin bir haritası şu linkte mevcut.

Dawah Mission’ın, 2010’da İngiltere merkezli kurulan bir İslami kuruluş olan ve hedefini “İslam’ın akli (intelligent) ve pozitif davasını sunmak” olarak açıklayan ve bilhassa İngiltere’de, Müslümanları bir araya getiren birçok etkinliğe imza atan iERA (The Islamic Education and Research Academy) ile ilişkili olduğunu da not etmeden geçmeyelim.

Siz Dawah Mission’ı nasıl görüyorsunuz?

Buraya kadar, yakın zamandaki etkinliklerinden ve internet siteleri yardımıyla Dawah Mission’u tanımaya çalıştık. Şimdi de sözü, Hamza’yı ve Dawah hareketini daha yakından tanıyanlara bırakmak yerinde olacak.

Kasım Kopuz (Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi):

Hamza Tzortzis İngiltere merkezli hareket ediyor. Batı’da konuşmacı olarak popülaritesi yüksek şahıslardan biri. Batı’daki bu tip isimlere dair üstünde durulacak ilk mesele: Bazıları klasik usülde İslami ilimleri okumuş ve kavramları oldukça yerli yerinde kullanıyor. Mesela Hamza Yusuf ve Zaid Shakir. Diğer bazıları ise formel İslami kavramsal eğitimden geçmemiş, ancak kendilerini iyi yetiştirmiş, günümüz meseleleri hakkında fikir üreten konuşmacılar. Hamza Tzortzis işte bu kategoride.

İkinci mesele, bu konuşmacıların söylemlerinde siyasi söylem merkezde, dini yönlendirmeler çevrede. Diğerlerinde ise dini konular merkezde, siyasi konular çeperde. Mesela siyasi konuşmaları olsa da Hamza Yusuf’un konuşmalarında dini meselelerin yoğunluğu görülebilir. Hamza Tzortzis’de ise tersi söz konusu. Hatta siyasi söylemi merkeze alanlar da kendi içinde ayrışıyor: Kimi çok radikal ve sisteme her şeyiyle karşı, kimisi ise daha seçici, sistemin bazı yönlerine saldırsalar da bazı yönlerini kabul eder bir söylemleri var. H. Tzortzis birinci eğilime daha yakındı. Siyasi söylemleri oldukça radikal, hatta İslam’ın ana akım söylemlerinden de ayrışıyordu. Tabii günümüzde Hamza bu aşamaları geçip ana akıma daha yaklaşmış bir figüre dönüştü ancak yine de hâlâ söylemlerinin arasına karışan ve aşırı diyebileceğimiz noktalar var. Önceki noktasına kıyasla, yine de, şu an geldiği nokta çok daha itidalli ve umarım böyle olgun bir noktada kalır.

Eklemem gerekir ki bunlar kendisini takip edebildiğim kadarıyla, benim kanaatim. Yanlışlarım olabilir.

Omar Salha (SOAS Üniversitesi Doktora öğrencisi, Ramadan Tent Projesinin Direktörü):

Kendilerine ait bir tarzları var. Ben bu tarzın pek taraftarı değilim ama bu tartışmalı bir mesele, ben sözlü davet yerine eylemle bu davayı gütmeyi daha uygun buluyorum. Tabi ki yine de yaptıkları oldukça değerli. Bazı insanlar üzerinde işe yarıyor da. Sadece en etkili yol mu, şüphem var.

Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara (Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi):

Dawah bir hareket değil bildiğim kadarıyla. Anılan kişinin şahsi çabalarıyla yürüyen küçük bir organizasyon. Nouman Ali Khan benzeri yani. Bir iki konuşmasını izledim. Hoşuma da gitti, problemli bir şeye rastlamadım.

İsmini anonim tutmak isteyen, üniversitede iken birçok faaliyette bulunan bir büyüğümüz:

Ben genel olarak bu tip gençlik teşkilatları konusunda komplocuyum. Vaazlarına, konuşmalarına baktım. Hamza mesela iç siyasete angaje bir isim. Ayrıca CIA/MI6 tarzı yapılar gençlerin bu tip yapılarda Selefi çizgiye yaklaşmasının ekmeğini yiyorlar bence.  Mesela bu tip adamların önüne 11 Eylül’den sonraki dönemde hiç set çekilmiyor. (“Neden çekilsin ki” diye sormam üzerine… D. B.) Benim şöyle bir ölçütüm var, bir hareket gerçekten tehdit ve teklif içeriyorsa bedel öder. Bkz. Malik el Şahbaz ve ardılları.
İlmi kapasite olarak da yeterli olduklarını düşünmüyorum. Mesela Muhammed Esed modernist bir tefsir âlimi ve modern dünyadaki Müslümanların sorunlarına esaslı bir çözüm arayışında. Bir şey öneriyor, bir Kur’an tahayyülünü okuruna sunuyor. Bu adamlarda ise yaptıkları şova değecek kadar sundukları bir şey yok.

Mustafa Runyun (Boğaziçi Üniversitesi İslami Araştırmalar Kulübü (BİSAK) Saymanı):

Hamza Tzortzis ve Dawah Mission ekibi özellikle Türkiye’deki Müslümanların ve İslamcıların kaybettiği yahut yeniden husule getiremediği bir samimiyete sahip. Dawah ya da tebliğ faaliyeti özellikle son 10-15 yıldır bu ülkedeki Müslümanların eksik kaldığı bir husus. Tabi bunda Türkiye sosyolojisinin sahip olduğu kültürel yapının da etkileri var. Bu açıdan bir tavır olarak bu ülkenin Müslümanlarının bu insanlardan örnek alması gereken şeyler var. Bununla birlikte buradaki Müslümanların, özellikle de İslamcıların, bu insanlara karşı yaklaşımlarında önemli hatalar var. Bunlardan en önemlisi direkt ithalat olarak adlandırabileceğimiz bu insanların "usüllerini" tetkik etmeden almaktır. Zira Batılı insana hitap eden dil ve muamele bu toprakların kültürüne ve insanına yabancıdır. Hal bu iken, yapılan eklektisizmden ileri gidemiyor. Halbuki bu topraklar için bu ülkenin Müslümanlarının yeni bir dil ve muamele biçimi üretmeleri gerekiyor. Zira bu haliyle buradaki tarihi ve kültürel bağlamda bu metot ve dil bir şey ifade etmez. Bu direkt ithalatın sebep olduğu en önemli sonuç ise buradaki insanları sadece Erasmuslara -yahut daha genel olarak turistler diyelim- yöneltmesi. Türkiye’deki Müslümanların asıl odaklanması gereken şey bana kalırsa Müslümanlara yeniden İslam’ı anlatmaktır. Elbette yukarıda da dediğim gibi, buraya uygun bir dil ve üslup ile.

Sonuca yaklaşırken ben de kendi fikrimi bir çift cümle ile özetleyeyim: Her ne kadar bana İstanbul için çektikleri videodaki üslup biraz rahatsız edici ve yapay gelse de spesifik bir alana eğilmiş olup bu çerçevede etkinlik-materyal üretmeleri hoşuma gitti. Davet meselesinde iddia ettikleri gibi bir devrim yapabilirler mi şüpheliyim ama en azından konsept olarak böyle bir şeye bilhassa Batı dünyasında ihtiyaç duyulduğu aşikar. Bu sebeple, tebliğin bir nosyon olarak dinimizde ne kadar önemli olduğunu göz önünde bulundurursak Müslüman gençlerin kendilerini “davet/tebliğ” hususunda eğitmeleri güzel bir fikre benziyor. Kim bilir, özellikle Avrupa’da oldukça önemli getirileri olabilirdi.

Deniz Baran

Yayın Tarihi: 06 Eylül 2016 Salı 15:52 Güncelleme Tarihi: 11 Kasım 2018, 13:42
banner25
YORUM EKLE

banner26