banner17

Halk içinde değeri bilinmeyen âlim garibtir

Hiçbir kitap ve internet sitesindeki dini bilgiler bir âlimin sonuç çıkarımından fazla etkiye sahip değildir. Abdülmecit Karaarslan, camide gördüğü bir kitabı vesilesiyle tanıştığı ve ilminden istifade ettiği Muharrem Çöllü Hocaya dair yazdı..

Halk içinde değeri bilinmeyen âlim garibtir

Bir gün Kocaeli ilimiz eski camilerinden Yeni Cuma Camii'nde namaz kıldıktan sonra kıble tarafındaki kitaplar dikkatimi çekti. Raflara bakarken Arapça Dilbilgisi adlı kitabın, Medrese Arapçası denilen Emsile-Bina-Maksut-Avamil-İzhar-Kafiye denilen kitapların başka kaynaklarla da mezc edilerek güzel bir özeti olduğunu müşahede ettim. Kitabın yazarı Muharrem Çöllü Hoca, ilahiyat fakültelerindeki bir takım Arapça hocalarıyla da istişare ederek kitabında güzel bir tasnif de vermiş. Hatta tanınsın diye müftülüklere belli miktarda hediye de göndermiş. Ben de bir miktar istedim arkadaşlara ve öğrencilerime hediye ettim.

Muharrem Bey aslen bir eczacı emeklisi. İlk başlarda kitabını sevabına ücretsiz dağıtmış. Ama sonra maliyetler artınca da toplu alımlarda sadece maliyetine dağıtıyor. Bir kitap isteyene, www.colluhoca.com sitesinden başvuru yapana veya telefon edene ise hediye ediyor.

Gerçekten Muharrem Bey'in bu çabasını takdir ediyoruz. Medreselerde pek fazla Türkçe gramer bilmeden Arapça ibaresi ezberletilerek okutulan bu eserlerin okunması uzun süre almaktaydı. Bu kitaplar çizelgeli, konu başlıklı ve sistematik değildi. Örneklerin Türkçe anlamları üzerinde yoktu. Talebe zamanında not almayı unutmuşsa, tercümesini zamanında almadıysa geriye dönük çalışamazdı. Ama bu sayede bu zorluklar da aşılmış oldu. Bu açıdan Muharrem Hocamızı kutluyoruz. Bu kitapları okuyan talebeye birinci derecede yardımcı kitap olabileceği gibi imam hatip mezunu ve ilahiyat seviyesindeki öğrencilere özlü bir kitap olarak tavsiye olacağını düşünüyorum. Yalnız sırayla değil de unutulan bir konuya herhangi bir yerinden bakılıp da bazı terimleri ve kavramları anlayamama durumunda Prof. Dr. Tacettin Uzun'un Arapça Sarf ve Nahiv Terimleri Sözlüğü'ne müracaat etmek gerekir. Bildiğim kadarıyla bu konuda bu derece kapsamlı Türkçe yazıyla Alfabetik Arapça Terimler Sözlüğü yok…

Kalabalıklar içinde fazla değeri bilinmeyen bir âlim

Çankırı-Ilgız-Kıyısın köyünde doğan Muharrem Hocaefendi, Arapça ve temel İslam bilimleri öğrenimini, ilkokul öğretmeni ile arasında meydana gelen talihsiz bir olaydan sonra bırakmış olup, öğrenimini babası, Tosya müftüsü Ahmet Hulusi Serdaroğlu (Gazali-İhya mütercimi) ve Din İşleri Kurulu eski üyesi Lütfi Şentürk’ten icazet alarak tamamlamış. Diyanet teşkilatında bir süre imamlık yapan Muharrem Bey, vaazlardaki açık sözlülüğünden dolayı yerli-yersiz halk içinde müftü tarafından eleştirilince bu görevinden de ayrılmış. Daha sonra çeşitli kamu kurumlarında hukuk müşavirliğinde şef olarak çalışmış. Bu görevleri sırasında mescitte hem imam ve vaizlik yaparak o çevrede bir cazibe merkezi olmuş.

Muharrem Bey, yıllar süren memuriyet hayatından sonra 1985 yılında eczacı eşiyle Ankara’da bir eczacı dükkânı açmış ve 25 yıl eczacılıktan sonra işini oğluna devretmiş. Bu süre içinde daima çevresindeki birçok kişiye, öğrenciye, akademisyen namzetlerine Arapça dersi ve Ankara’da çeşitli camilerde vaazlar vermiş.

Ankara’ya gittiğim bir zamanda kendisini evinde ziyaret etmiş, kalabalıklar içinde fazla değeri bilinmeyen bir âlim ve yalnız bir insan olduğunu görmüştüm. Aklıma şu hadis gelmişti: “Allah (c.c.) Resulü (sas) şöyle buyurdu: Altı şey, altı yerde gariptir: Mescid, kendisinde namaz kılmayan kavmin arasında gariptir. Mushaf, okunmayan evde gariptir. Kur’an, fasık kişinin kalbinde gariptir. Müslüman ve salih bir kadın, zalim ve kötü huylu bir erkeğin elinde gariptir. Müslüman ve salih bir erkek, söz dinlemeyen ve kötü huylu bir kadının elinde gariptir. Âlim, kendisini dinlemeyen bir kavmin arasında gariptir. Allah-u Teâlâ, onları garip bırakanlara kıyamet gününde rahmet nazarıyla bakmaz.”

Muhakkik âlimlerin önemi nedir?

Kendisiyle sohbetimizde Muharrem Hoca, öğrencilerin itirafına göre Arapça’nın okullarda değerinin bilinmediğini, hayata atıldığında değerinin anlaşıldığını ifade etmişti. Sabırla devam ettiğinde öğrencilerin ilerleme gösterdiğini söylemişti. Özellikle fiil çekimlerini ve kalıplarını kavrama ve ezberlemede öğrencilerin okullarda seviye kat edemediğini, bir çok kelime ve cümleyi anlayamayıp karıştırdıklarını ifade etmişti. Halkımızın Kur’andaki tevhid gerçeğini tam anlayamadığını söylemiş ve şu örneği vermişti: Sufi bir komşusu, televizyonlardaki ilahiyatçı akademisyenlerin yüzünden(!), aracılık yaptığı yeni mezun olmuş bir ilahiyat öğrencisine kızını veremeyeceğini söylemiş. Bu olayın kendisine çok dokunduğunu söyleyen hoca, bunun üzerine “Kur’an-ı Kerim’e Göre İslam Gerçeği - Tevhid İnancı Ayrıntılı İlkeleri” adlı kitabı yazmaya başladığını ifade etmişti. Daha sonra haber aldığıma göre bu eserini de yazdı.

Yine günlük hayatta Kur’an’ı yaşarken mesela çok eşlilikte erkeklerin daha çok Nisa Suresinin 3. ayetini gördüklerini fakat Nisa Suresi 129. âyeti görmediklerini; halbuki Rabbimizin burada “Ne kadar arzu etseniz kadınlar arasında (sevgi bakımından tam) adalet sağlayamazsınız. O halde (birine) tamamen yönelip diğerini muallakta gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve (gücünüz dâhilinde haksızlıktan) sakınırsanız şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.” buyurduğunu söylemişti. Dolayısıyla psikolojik adaletin sağlanamayacağını ama haklarda adalet edilebileceğini fakat bunun da büyük takva istediğini eklemişti. Hocamız kitabında bu tür bütünden yoksun anlaşılan konulara değinmiş, adeta kendine göre dinimizin iman- ibadet- ahlak- muamelat konularını özet tarzda vermiş.

Rabbim insanımıza çevresindeki âlimleri yalnız bırakmama, onları hissen garipleştirmeme duygusu versin! Bilelim ki hiçbir kitap ve internet sitesindeki dini bilgiler bir âlimin sonuç çıkarımından fazla etkiye sahip değildir. Özellikle muhakkik âlimlerin… Kitaplar önünüze seçenekler koyar. Ama bunların hangisi doğru, hangi ikisinden biri daha doğru veya hangilerinin içinden hangisi en doğru şeklinde; bunu bizim şartlarımıza göre bize de sorarak, çoktan bire düşürüp bize karar ve uygulama yolunu açacak, mürşitlik edecek kimseler, muhakkik (gerçek/ hakiki araştırıcı olan, bütüncül yönden ifrat tefrit arasında mutedil/ dengeli/ orta yoldan meselelere bakan) âlimlerdir. Rabbim Muharrem Hocaefendi’yi daha başka eksik gördüğü konuları yazmaya muvaffak eylesin! Âmin…



M. Abdülmecit Karaaslan görüştü ve yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Nisan 2014, 16:43
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
İlhami
İlhami - 5 yıl Önce

Haberim yoktu bu kitap ve yazarından. Çok iyi oldu. Teşekkürler.

banner8

banner19

banner20