Hadi biraz Osmanlıca konuş da dinleyelim!

Anadolu’da Türkçe konuşulan bir evde, ev sakinleri için hiçbir şeyinden haberdar olunmayan İngilizlerin konuştuğu dil yabancılık iktiza ederken, her gün beş vakit namazda ve niyazda kullandıkları Arapça da mı aynı derecede yabancı geliyor? Sefa Toprak yazdı..

Hadi biraz Osmanlıca konuş da dinleyelim!

 

 

“Bir lisan, bir insandır” darb-ı meselinin taşımış olduğu mazmunun manası uyarınca, bir dilin yanında bir dil daha ve belki de bir dil daha bilmek insana değer katan bir eylemdir. Tabii günümüzde “lisan” kelimesi yerine tercih edilen “dil” sözcüğünün modernleşmeye uğrayan tek tarafı kullanım değişikliği değildir. Taşımış olduğu mana ile birlikte elde etmedeki maksat da farklılaşmıştır.

Halledemedik ki şu yabancı dil meselesini…

Bugün hemen herkes kendi derd-i maişeti çerçevesinde, “Yabancı dil olmadan bu işler zor! Artık her şeyde yabancı dil istiyorlar. Halledemedik ki şu yabancı dil meselesini…” şeklindeki söylenmelere şahit olmaktadır. Peki, kimdir bu yabancı dil? Nerede oturmaktadır ve bizim başımıza nereden çorap örmektedir? Hem nedir bu yabancılıktan kasıt? Bizden ötede olan herkesin kullandığı dil midir bize yabancı olan; yoksa hiç adını sanını duymadığımız memleketlerin konuştukları mıdır? Eğer öyleyse neden insanlar iş bulmak için her başvurdukları kapıdan, “Senin konuşman aynı bizimkilere benziyor, olmaz; biraz yabancılar gibi konuş!” derdiyle gönderiliyor. Bu yabancı dil denilen hadise herkes için standart bir yabancılık mı içeriyor?

Anadolu’da Türkçe konuşulan bir evde, ev sakinleri için hiçbir şeyinden haberdar olunmayan İngilizlerin konuştuğu dil yabancılık iktiza ederken, her gün beş vakit namazda ve niyazda kullandıkları Arapça da mı aynı derecede yabancı geliyor?

Arapça ve Farsça dersleri alan kişiler günlük hayatlarında kullandıkları ve aşinası oldukları kelimelerin, bu dillerde de var olduğunu gördüklerinde bu dillerin kendilerine pek de yabancı olmadığını çok çabuk anlarlar. Ama genel algı içerisinde yabancı dil heybesi içerisine Arapça ve Farsça ile birlikte konulan Almanca, İngilizce, Fransızca, Çince gibi dillere bakıldığında, bize tam bir yabancı gibi geldiğini görmek mümkündür.

Yüzyıllar boyu kültür alışverişinde bulunarak aynı coğrafya üzerinde hem toprak birliği hem de gönül birliği etmenin yanında, aynı din mensubu olduğumuz Arap ve Fars insanının konuştukları dil, bizim için hiç de yabancı değildir. Bunun en bariz örneği, konuştuğumuz dilin içindeki ortak paydalardır. Dilimizde yaşayan Arapça ve Farsça kelimelerine karşılık bu dillerde yaşayan Türk kelimelerinin sayısı da, hiçbir şekilde azımsanmayacak bir boyuttadır.

“Hadi biraz Osmanlıca konuş da, dinleyelim nasıl bir dilmiş?!”

Yabancı dil denildiğinde akla gelen bir acı nokta da şudur ki: Günümüzde birçok insan ki bunlara okumuş yazmış; eskilerin deyimiyle mürekkep yalamışlar da dâhildir, hala Osmanlı döneminde kullanılan Türkçe olan Osmanlı Türkçesini Türk dilinden ayrı, farklı bir dilmiş gibi zannetmeleridir. Kısaca Osmanlıca dediğimiz bu yakın tarihi, Türkçemiz hakkında yapılan bu hatalı zan aslında tarihi hadiselerle ve geçmişimizle ne kadar alakalı ve bilgili olduğumuzu da ortaya koymaya yeter bir durumdadır.

Osmanlıcayla olan bağı sadece tarihi turistik gezilerde, mezar taşlarında veya camii kitabelerinde gördüğü yazılardan ibaret olan bir gençlik manzarası elem verici acı bir durum olmakla birlikte, Osmanlıca kursuna giden birisini görenlerin “Hadi biraz Osmanlıca konuş da, dinleyelim nasıl bir dilmiş?!” gibi absürt bir soruyu sormaktan geri durmayacak kadar pervasız olmaları da vahim bir göstergedir.

Peki, nedir bu yabancılık? Ne yani hiç sormadınız mı kendinize? Kendi özgeçmişini yazanlar arasında bildiği yabancı dil kısmına İngilizceyi yazarken hiç çekinmeden Osmanlıcayı da ekleyenler, aslında en büyük cehaletlerini ortaya koyarken durup da hiç kimse gülmedi mi yüzlerine? Biraz güldükten sonra da, çekip bir kenara, “Gel bakalım güzel kardeşim, otur şöyle; bak, sana bir şey anlatacağım ama çok şaşırma olur mu? Biliyorum dediğin Osmanlıcadan ne kadar haberdarsın? Gel etme yabancı dil deyip de elin İngilizcesiyle bizim eskimez yazımız Osmanlıcamızı bir kefeye koyup da yazık etme!” diyemedi mi hiç kimse sahi? Geçmiş olsun o zaman, büyük geçmiş olsun…

 

Sefa Toprak yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2014, 17:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13