Hac yolculuğu ümmet bilinciyle yapılmalıdır

Ömer Lekesiz, 'Ev- Kabe Simgeciliği Üzerine Bir Çözümleme' alt başlıklı 'Sevgilinin Evi' kitabında, eve dair tüm kavramları, duyguları, imgeleri incelemiş ve çok yönlü bir şekilde açıklamış. Hatice Ebrar Akbulut yazdı..

Hac yolculuğu ümmet bilinciyle yapılmalıdır

İnsan yeryüzünün neresinde yaşıyor olursa olsun, sığınmak için etten, kalpten ve duvardan bir mekan arar. Et ve kalp, karşılıklı olan hisler örgüsüyle oluşan sığınak-mekandır. Duvarların ve değişik cinste materyallerin ördüğü mekanlar, insanı bir beşik gibi kucaklar, onun sevincine, hüznüne, hırçınlığına, gözyaşlarına, en dağınık hâllerine şahitlik eder. İnsan kendisini bu mekanda huzurlu ve güvenli hisseder. Yuvamızdan, evimizden biraz uzaklaşmak heyecan ve farklılık uyandırsa da evimize döndüğümüzde “İnsanın evi gibisi yok.” demekten kendimizi alamayız. Tüm yorgunlukların evde dinginliğe ermesi gibi, bir iş için depolanan enerji de evin içerisinden alınır. Ev ortamı ne denli iyiyse bireyin nabzı da o denli iyidir. Evde ne kadar huzur ortamı varsa, bireyin diğer iş ve ilişkileri de o nisbette sağlıklıdır.

Ev, insanın yaşadıklarının toplamına şahitlik eder. Ev artı insanın yaşadıkları eşittir insanın tecrübeleridir. Bir elbise gibi, bir deri gibi, göz gibi, kulak gibi insan ve ev arasında cereyan eden kurbiyyet söz konusudur. Ev merkezdir. İnsan merkezine göre dışarıyla ilişki kurar. Evin uzak-yakınlığına göre yaşam biçimlenir. Ev orijindir. Orijinine uzaklaşan insan, köken bilgisine de ıraklaşır. Elbette ki bu ıraklık, insanın kendisine olan yabancılaşması da dahil etrafına, yaşadığı mekana da yabancılaşması demektir. Evin mimarisi de insanın psikolojisi ve yaşantısı üzerinde etkilidir. Evin duygusal anlamda varlığının, insanda görülen etkileri gibi mimarisi de insan üzerinde olumlu ya da olumsuz etkiler bırakır. Tüm bu açılardan bakıldığında ev, çok katmanlı, iç içe geçmiş yapılar bütünüdür. Toplumsal hayatın sürekliliği için lazım olan ev, birlikte kurulacak olan ilişkilerin yapı taşıdır.

Her peygamber Kâbe’ye yöneltilmiş, onun tamircisi, yeniden inşâ edeni kılınmıştır

Geniş bir konuyu renklendirerek anlatmak zordur. Ömer Lekesiz'in “Ev- Kabe Simgeciliği Üzerine Bir Çözümleme” alt başlıklı Sevgilinin Evi ismini taşıyan kitabında, geniş izâhatlarla herhangi bir düşünceyi ön plana almadan, mutasavvıf, müfessir, muhaddis her kesimden düşünürlerin fikirlerine yer verilmiş. Bu farklılık ve renklilikle sahasında özel olan bu kitabı hissederek, bol notlar alarak okudum. Ömer Lekesiz, eve dair tüm kavramları, duyguları, imgeleri incelemiş ve çok yönlü bir şekilde açıklamış kitabında. Evin insan ile olan ilişkisi bakımından kavramların önemli olduğunu vurguluyor Lekesiz: Ev kızı, ev kadını, ev dostu, evcilik, evcimen, ev kirası, evlenmek… ve daha bir çok sözcükle evin misyonunu açıklıyor. Ev ile ilgili deyimler, ev sözcüğünden türeyen başka sözcükler, eve ait olan unsurlar kitabın temasını teşkil ediyor. Evi uzaktan yakından içine alan imgeler, kitabın kaburgasını oluşturuyor. Ev bahsini her açıdan anlatan Lekesiz, kitapta duygusal anlatımların yanında, teorik bilgilere de genişçe yer vermiş. Selis Yayınları'ndan çıkan kitap, dört bölüm ve sonunda bulanan bir ek kısmından müteşekkil.

Ev-Kâbe simgeciliği üzerine bir çözümleme yapan Lekesiz, insanın yaşadığı evden sonra Allah’ın evi olan camileri ele almış. Daha sonra Kâbe simgesi üzerinden çözümlemesini yapmış. Bu çözümlemeyi yaparken, şiir, hadis, âyet gibi bir çok kaynağa yer veren Lekesiz, farklı kaynaklardan da mevzu hakkında alıntılamalara yer vermiş. Dolayısıyla kitap oldukça zengin içerikli. Hasan Aycın’ın çizimleri de kitaba ahenk katan bir başka unsur. Geçici olan ev ve ebedî olan ev ayrımında, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarılışını örneklendirerek fâni olan ile ebedî olanın sınırlarını çizmiş. Kâbe’nin kozmolojik yapısının yanında tarihselliği hakkında da bilgiler nakleden Lekesiz, şöyle söylüyor: “Adem Aleyhisselâm’ın Mekke’ye (Kâbe’nin alanına) indirilişi, insanlık tarihinin buradan başlatılışıdır. İlk vuslat, ilk doğum, ilk ana ve babalık, ritüellere mahsus geleneklerin oluşumu, ilk banilik, ilk tamircilik, ilk keşifler, ilk isimlendirmeler bu mekandadır. İlk gruplaşma ve dağılmalar burada gerçekleşmiştir. Her peygamber Kâbe’ye yöneltilmiş, onun tamircisi, yeniden inşâ edeni kılınmıştır.”

Hac yolculuğu ümmet bilinciyle yapılmalıdır

Fil Sûresi esas alınarak, Kâbe binasının varlığı, mahiyeti anlatılıyor kitapta. “Kâbe binası, görünen kısmıyla narin, nazenindir. Sağlamlığı Allah’ın korumasıyladır. Haram oluşu da neticede ihlâli mümkün bir sözdür ve kıyamete kadar bunun geçerliliği de Allah’a bağlıdır. Bu iki durum, Kur’an’da Fil suresiyle belirtilir.” Ayrıca Fil olayı üzerinden de çeşitli çıkarımlar yapılıyor. Bu çıkarım, daha da ayrıntılı bilgi ve açıklama için hemen her konuda yapılıyor. Salt Kâbe simgesi değil, Mescid-i Haram’daki diğer simgeler de kitaba konu olmuş: Makam-ı İbrahim, Hacer’ül Esved, Zemzem, Safa ile Merve, Tavaf, Sa’y ve Zikir maddeler halinde, mânâ olarak ne ifade ettikleri de açıklanarak anlatılmış. Kitabın en güzel yönü bu olsa gerek. Bir şeyin ne olduğunun ötesinde ne ifade ettiği de sorgulanmış ve anlatılmış. Ayrıca Lekesiz, Hac yolculuğu hakkında da geniş bilgiler vermiş, basit ama kuvvetli bir anlatımla kutsal hac yolculuğunu anlatmış. Niyet ve fiili her yönüyle kuşatan hac yolculuğu bağlamında üç tane çıkarımda bulunur Lekesiz: 1-Yol ve yolculuk keşiftir, transendental yüceliştir. 2-Yol ve yolculuk medeniyetlerle, kültürlerle tanışma, onların banileriyle, ehl-i tarikle buluşma, onlardan beslenme ve pay almadır. 3-Yol ve yolculuk sorumluluk alanını genişletmektir.

Hac yolculuğu, ümmet bilinciyle yapılmalıdır. Çünkü hac yolculuğu için (Kâbe-Sevgili için) farklı coğrafyalardan gelen tüm inananlar Mekke’de buluşur. Kâbe bir toplardamar gibi tüm inananları kendisinde toplar. Bu tam anlamıyla ümmet olmaktır. Sonra tüm hacılar, evlerine döner. Bu dönüş, ümmet olma bilincini keşfetmiş olarak yapılırsa insan tam anlamıyla hac farizasını yerine getirmiş olur. Hac yolculuğunun nasıl yapılması gerektiği noktasında da ayrıntılı bilgiler içeren kitap, bir fıkıh kitabı değil. Böyle olmamasına karşın anlattığı konularda insanın aklında soru işareti bırakmayacak şekilde insanı aydınlatıyor, kutsala ilişkin değerli bilgiler sunuyor. Kâbe’yi, hac yolculuğunu anlatan çeşitli kitaplar var. Gördüğüm ve okuduğum kadarıyla bu konuda yazılmış hiçbir kitap, bu denli ayrıntılı ve farklı bakış açılarıyla okuyucuyu kucaklamıyor. Lekesiz’in kitabı, ev-Kâbe simgeciliği üzerine yapılan çözümlemede alanında ilk olma özelliğini taşıyor.

Biz inananlar için ilk ev “Allah’ın evidir.” Biz bu bilinçle eve bakar, evimize bu bilinçle sahip çıkarız. İlk evden neş’et eden diğer tüm evler, ilk ev ile olan akrabalığını içinde yaşayan insanlarla sağlamakta. Madde olarak ev, ilk ev ile irtibatlıdır, manen irtibatı ise insan iledir. İnsan eve olan iştiyâkı, bağlılığı mesabesinde bu irtibatı muhkemleştirir. “Daha önce hiç böyle düşünmemiştim” dedirten, eve bakışımızı değiştirecek olan bir kitap biliyorum artık. Bu mutluluk verici, insana kendini biricik hissettirici bir duygu.
Sevgilinin Evi, bu duyguyu yaşatmak için nice okurlar bekliyor.

 

Hatice Ebrar Akbulut yazdı

Yayın Tarihi: 15 Ekim 2014 Çarşamba 10:52 Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2016, 14:38
banner25
YORUM EKLE

banner26