Güzel kitaplarla başlamışlardı yayıncılığa

Ufuk gösteren bir yayınevi idi Binbirdirek Yayınları. İsmail Demirel, yayınevinin 9 kitaplık macerasını yazdı..

Güzel kitaplarla başlamışlardı yayıncılığa

 

Ülkemizde yayıncılık alanında büyük sıkıntıların olduğu öteden beri söylenmektedir. Basılacak kitabın niteliğinden tutun, muhatap kitlesine, kitabın dağıtımından tutun kâğıt fiyatlarına kadar hemen bütün basamaklarında sıkıntılar bulunmaktadır yayıncılığın. Belki de bu yüzden olsa gerek, ülkemizde Cumhuriyetten Osmanlıya uzanan yayınevi nerdeyse yok gibidir.Binbirdirek Yayınları

Türkiye’de yayıncılık biraz da gönül işidir desek abartmış sayılmayız, özellikle nitelikli ve entelektüel yayıncılık yapmak isterseniz bunun böyle olduğunu herkes teslim eder. Buna rağmen Türkiye’deki yayıncılığın renkli olduğunu söyleyebiliriz. Anadolu’nun birçok şehrinde birçok yayınevinin büyük bir heyecan ve şevkle doğduğunu ve birkaç kitap bastıktan sonra doğuma neden olan heyecan ve şevk kitlelere, muhtemel muhatap ve ilgililere yayılamadığı için kepenkleri indirdiğini eski kitapları karıştırdığımız zaman görebiliyoruz.

Kitapların orijinal, sade ve güzel kapak tasarımları da dikkati çekiyor

Bazı yayınevleri vardır, kitap bastığını ne duyan olmuştur ne de gören; bazıları da vardır ki, kapanmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen bastığı kitaplar hâlâ aranmakta ve onlar için sahaflar didik didik edilmekte, fotokopicilerin kapıları aşındırılmaktadır. Bu kadar olmasa bile kültür tarihimizde hatırı sayılır bir yeri olan yayınevlerinden biri de kanaatimizce Binbirdirek Yayınlarıdır.

Binbirdirek Yayınları, Ekim 1981 tarihinde bastığı Doğudan Bir Ses-İkbal’in Şiiri adlı merhum Turgut Akman’ın çevirdiği Zülfikar Ali Han’a ait kitapla yayın dünyasına merhaba demiş. Kuruluşunun üzerinden yaklaşık 31 sene geçmiş. Kâmil Eşfak Berki tarafından kurulan ve tespit edebildiğimiz kadarıyla 9 kitap basarak kültür tarihine nevi şahsına münhasır bir biçimde katkıda bulunmuş bir yayınevidir Binbirdirek Yayınları. Bastığı özgün, kaliteli eserlerin yanında kitapların orijinal, Kamil Eşfak Berkisade ve güzel kapak tasarımları da hemen dikkati çekiyor. Binbirdirek Yayınları, İstanbul’dan seslenmiş okurlara. “PK.1197 Sirkeci-İstanbul” adresini yazışma adresi olarak gösteren Binbirdirek Yayınları birkaç defa adres değiştirmesine rağmen, Cağaloğlu sınırlarından dışarı çıkmamış, tespit edebildiğimiz kadarıyla.

Her yayınevi bir ufuk göstergesidir, kanaatimizce. Ufku gösteren de bastığı kitaplardır. İçe kapanık bir anlayışın yansıması olan nice yayınevleri var, eskiden beri varlar, hâlâ da varlar. Belki de bu tarz yayınevleri daha fazla iş yapıyorlar. Ancak idealist insanların, entelektüellerin kurduğu yayınevlerinde genellikle Hz. Mevlâna’nın pergel istiaresini haklı çıkartan yayınlar olmuştur, olmaktadır. Nitekim Binbirdirek Yayınları’nın bastığı kitaplarda da bu anlayışı görmemiz mümkün. Cemaat için, içe dönük bir yayıncılık yerine, dünyaya açık, geçmişi bilen ve onu günümüze getiren bir anlayışı yansıtmıştır Binbirdirek Yayınları. İşte bunun bir delili olarak yayınevinin elimizden bulunan kitaplarını şöyle bir tanıtalım istedik. Amacımız, geçmiş günlerde kültürel mirasımıza yayın yoluyla katkıda bulunan yayınevlerinden birini tanıyabilmek ve tanıtabilmektir.

İnsanın, Binbirdirek Yayınları keşke daha fazla kitap basabilseymiş diyesi geliyorBinbirdirek Yayınları

Kâmil Eşfak Berki tarafından basılan kitaplar acaba okuyucunun ilgisini ne derece çekmişti? Şunu hemen belirtelim ki, T. S. Eliot’un Turgut Akman çevirisiyle basılan Katedralde Cinayet adlı eseri, daha önceden Diriliş dergisinin sayfalarında peyderpey yayımlanmıştı. Yine aynı eser, yayımlandığı 1984 yılında bir çeviri ödülü kazanmıştı, yanılmıyorsam. Yayınevinin Eliot’tan çevirdiği bir başka eser de Çorak Ülke. Öyle ki, Suphi Aytimur, Yaşar Günenç, Cevat Çapan gibi birkaç farklı çevirmen tarafından Türkçemize kazandırılmış ve Adam, Yaba, İyi Şeyler gibi yayınevleri tarafından basılmış olan bu eser, bir de Yüksel Peker tarafından dilimize çevrilmiş ve Binbirdirek Yayınları tarafından basılmıştı.

Peker’in çevirdiği metni önemli ve değerli kılan birkaç özellik var. Bunlar, şiirin orijinali ile çevirisinin karşılıklı sayfalarda yer alması ve çevirmen tarafından şiirde yer alan ve Türkçe okuyanlar için anlaşılmayacak yerlerin dipnotlar yoluyla açıklanmasıdır. Dipnotların çokluğu elbette dikkati çekmektedir; fakat şu da bir gerçektir ki, bu dipnotlar sayesinde şiir daha bir vuzuha kavuşmuştur. Yayınevinin yayımladığı iki çeviri eserin özelliklerini böylece ortaya koymuş olduk. Kitaplara ait bu özellikler, yayınevinin, yaptığı işe ve muhataplarına değer verdiğini göstermektedir. İnsanın, Binbirdirek Yayınları keşke daha fazla kitap basabilseymiş diyesi geliyor.

Yayınladığı kitapları sahaflarda bulmak neredeyse imkânsız

Mimar Sinan hakkında Saî Çelebi tarafından Mimar Sinan’ın ağzından kaleme alınmış olan Tezkiretü’l-Bünyan adlı eser de çevrimyazı olmasıyla ve Sinan Usta hakkındaki ilk eser olması özelliğiyle dikkat çekiyor. Yayınevinin Türkçeye gösterdiği bir nezaketin yansıması olarak, eser transkript edilerek, sadeleştirilmeyerek yayımlanmış.

Binbirdirek YayınlarıKendisi de bir şair ve şiir çevirmeni olan, Binbirdirek Yayınları’nın kurucusu Kâmil Eşfak Berki’nin kendi adına bir kitap basmaması da, üzerinde durulup düşünülmesi gereken bir durum olarak dikkatimizi ekiyor. Nitekim Berki’nin ilk kitabı Ay Işığı ve Kervan, Yazı Yayıncılık tarafından 1989’da yayımlandı. Yine aynı şekilde Binbirdirek Yayınları daha önceleri Yüksel Peker’den Yapraklar ve Dut Yaprağında Raks adlarında iki şiir kitabı basmıştı.

Yüksel Peker için bir parantez açmak isterim. Peker, ilk dönem şiirlerini, çevirilerini, denemelerini ve hikâyelerini Diriliş dergisinde yayımladı. Binbirdirek Yayınları’nın yayımladığı şiir kitaplarının dışında Yedi İklim Yayınları’nca yayımlanmış Macaristan Günlüğü adlı bir şiir kitabı ve Seninle Uzak Bir Ülkede adlı bir romanı var Peker’in. 1945 Sonrası İsveç Şiir Antolojisi ve Necip Mahfuz’dan Miramar adlı bir roman çevirisi bulunan Peker, uzun zamandır uzak kaldığı edebiyat ortamına yeniden dâhil oldu diyebiliriz, 2012 yılı itibariyle. Nitekim Peker, “Kelebek, Şair ve İzler” adını verdiği uzun soluklu şiirini peyderpey birkaç dergide birden yayımlatıyor şu günlerde. Bunu da edebiyatımızın artı hanesine yazıyoruz.

Bastığı dokuz kitaptan hiçbirisi ikinci baskısına ulaşamamış olan Binbirdirek Yayınları’nın kitaplarını bugün sahaflarda bile bulmak neredeyse imkânsız. Kanaatimizce bu durum, kitapların emin ellere ulaşmış olduğunu gösteriyor, bir yönüyle.

Yayınevinin bastığı kitaplar ve künyeleri ise şöyle geçmiş kültür tarihimize:Binbirdirek Yayınları

1.Doğudan Bir Ses, İkbal’in Şiiri, Zülfikâr Ali Han, Çeviren: Turgut Akman, Ekim 1981.

2.Katedralde Cinayet, T.S.Eliot, Çeviren: Turgut Akman, 1984.

3.Yapraklar, Yüksel Peker, 1985.

4.Miras Hukuku, Sadettin Berki, 1987.

5.Tezkiretü’l-Bünyan, Mimar Sinan’ın Kendi Ağzından Hayat ve Eserleri, Saî Çelebi, Hazırlayan: Dr. Sadık Ertem,  1988.

6.Çorak Ülke, T.S.Eliot, Çeviren: Yüksel Peker, 1988.

7.Abderî’nin Eğitim Düşüncesi, Recep Kırıkçı, 1992.

8.Dut Yaprağında Raks, Yüksel Peker, 1992.

9.Şark Masalları, Recep Kırıkçı, 1992.

 

İsmail Demirel, “kitaplarını kaçırmayın” diyerek tanıttı

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2012, 15:21
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13