Güç eşit midir zorbalığa?

"Ne kadar güce sahip olursak o kadar mükemmel bir yaşam süreceğimiz yanılgısına zaman zaman düşebilmekteyiz. Daha kaliteli bir arabaya, daha geniş bir eve sahip olmaya gücümüz yetiyorsa mevkiimiz farklılaşıyor; tabiri caizse rütbemiz artıyor hissine kapılabiliyoruz." Rümeysa İnce yazdı.

Güç eşit midir zorbalığa?

Üzerinizde taşıdığınız kıyafetin sizi, sizden uzaklaştırabilecek güce sahip olduğunu söylesem ne dersiniz? Peki, askerî bir üniforma giymişseniz ve size hapishane gardiyanı olduğunuz söylenmişse herhangi bir üniversite öğrencisi olsanız dahi gardiyan kimliğine bürünerek elinizdeki copu tereddütsüz kullanabilme ihtimalinizden bahsetsem? Kulağa ilk seferde korkunç gelse de farklı kıyafetler içerisinde bambaşka davranışlar sergileyen insanları görmek, psikoloji dünyasının çok da yabancı olmadığı bir durum.

Ne kadar güce sahip olursak o kadar mükemmel bir yaşam süreceğimiz yanılgısına zaman zaman düşebilmekteyiz. Daha kaliteli bir arabaya, daha geniş bir eve sahip olmaya gücümüz yetiyorsa mevkiimiz farklılaşıyor; tabiri caizse rütbemiz artıyor hissine kapılabiliyoruz. Bu durum yalnızca maddî unsurlar için geçerli değil. Örneğin, sözümüzü ne kadar çok kişiye dinletirsek ne kadar çok kişiye hükmedebilirsek gücümüzü de o kadar kanıtlamış oluyoruz sanki. Güç algısı, yaptırımlar gibi kavramlar tarih boyunca ilgi odağı olmuş, hakkında sayısız araştırma/çalışma yapılmıştır. Psikoloji literatüründe de oldukça önemli bir konuma sahip olan bu konu, gücün psikolojik yansımalarına dair yapılan çalışmaların sayısı yadsınamaz derecede fazladır. Prof. Philip G. Zimbardo’nun 1971 yılında yapmış olduğu “Stanford Hapishane Deneyi” de bu çalışmalara bir örnek teşkil etmektedir.

DENEY BAŞLIYOR

Prof. Zimbardo, Sosyal Psikoloji alanında görev yaptığı Stanford Üniversitesi’nde Craig Haney ve Curtis Banks isimli yüksek lisans öğrencileriyle birlikte insanların bulundukları durumun (Mevkiinin) diğerlerine karşı tutumlarını ve davranışlarını nasıl etkilediğini keşfedebilmek için bir deney dizayn ederler. Söz konusu deneye katılımcı bulmak için lisans öğrencilerine “Günlük 15 dolar ücret karşılığında katılımcı olabilecekleri” deney hakkında ilan dağıtırlar. Başvuruda bulunan gönüllü bireylerle yapılan görüşme ve anket çalışmaları neticesinde, herhangi bir psikopatolojisi olmadığı belirlenmiş öğrencileri rastgele 2 gruba ayırırlar: Mahkûmlar ve gardiyanlar. Stanford Üniversitesi psikoloji fakültesinin bodrum katında yapay bir hapishane ortamı hazırlanır. İki hafta sürmesi planlanan deneyde katılımcılar, 7/24 “Standford Hapishane”sinde bulunurlar ve dışarı ile hiçbir şekilde irtibat kurmazlar. Hapishane ortamının gerçeğe olabildiğince yakın olabilmesi açısından eski mahkûm ve gardiyanlardan bilgi alınmıştır. Belirli bir düzen duygusu olması açısından mahkûm ve gardiyanlara üniformalar dağıtılmış, hapishanelerde yürütülen resmî işlemler gerçekleştirilmiş ve günlük program; üç öğün yemek, rutin spor gibi gerçeği yansıtacak şekilde planlanmıştır.

İlk etapta katılımcıların oyunculuklarıyla başlayan deney, süreç ilerledikçe ciddi bir hâl almış. Mahkûm ve gardiyanlar arasında belirgin bir gruplaşma gözlemlenirken gardiyanların mahkûmlara sözel ve fiziksel zarar verme eğilimleri de artmıştır. Kendisi de deneyin içerisinde Hapishane Müdürü rolü ile bulunan Zimbardo, yaşanan bu durumların deneyin maksadını aştığını fark edememiştir. Deneyin altıncı günü deney ortamını ziyaret eden başka bir öğrencisi ve durumun vahametinin farkına varıp Zimbardo’yu uyarır ve Zimbardo Hapishane Müdürü rolünden uyanarak, psikoloji profesörü olarak yaşanan durumun farkına varır. Bu durum deney için gönüllü olan öğrencilere verilen mahkûm ve gardiyan rollerinin iki hafta olarak planlanmasına rağmen deney sürecinin altı günde sonlandırılmasına sebep olmuştur. Deneyin erken sonlandırılması mahkûmları sevindirirken gardiyanları hüzünlendirmiştir. Deneyin dikkat çekici sonuçlarından biri de beş mahkûmun oldukça ciddi –depresyon, anksiyete bozuklukları gibi- psikolojik belirtiler yaşaması ve deneyden ayrılmak durumunda kalmasıdır. Çalışmanın ilginç sonuçlarından birisi de deneyin sonlanmasının ardından öğrencilerle yapılan görüşmede, ciddi olumsuz davranışlar sergileyen öğrencilerin bu davranışlarının nedenlerini tam olarak açıklayamamış olmalarıdır. Aynı zamanda mahkûmlara en fazla eziyet eden gardiyanların gerçek hayatta hiç kimseye eziyet edecek bireyler olmadıkları bilgisi, kendilerini tanıyan mahkûmlardan elde edilmiştir.[1]

İNSANI DEĞİŞTİREN NEDİR?

Zimbardo’nun kendisi ile “Kötülük Psikolojisi” üzerine yapılan bir röportajda, söz konusu hapishane deneyi hakkındaki sorulara vermiş olduğu yanıtlar oldukça dikkat çekicidir. Zimbardo, esas sorunun sosyal ortamlardan ve giyiniş tarzımızdan ne kadar etkilendiğimizi göz ardı etmemiz olduğunu ifade etmiştir. Askerî bir üniforma giymişseniz ve size hapishane gardiyanı olduğunuz söylenmişse herhangi bir üniversite öğrencisi olsanız dahi o gardiyan kimliğine bürünürsünüz. Eğer farklı bir kıyafet içerisindeyseniz bambaşka bir insana dönüşürsünüz. Özlerinde iyi olan insanlar, kötü bir ortama girdiklerinde o ortamın şeklini alabilmektedirler. Zimbardo’nun deyimiyle sistem bu şekilde ilerler. Arka planda olup bitenler bireyleri zannettiğimizden daha fazla etkilemektedir. Stanford Hapishanesi deneyinin, sosyal psikoloji alanında oldukça ses getiren ve yeni çalışmalara ışık tutan bir deney olduğunu söylememiz mümkündür. Çarpıcı sonuçlar doğuran deney, birçok soru işaretini beraberinde getirmiştir. Deneye gönüllü olarak katılan sıradan üniversite öğrencilerinin ortam ve koşullardan bu denli etkilenip var olan kimliklerinden kendilerine verilen rollere bu kadar hızlı ve sert bir geçiş yapmaları oldukça ilgi çekicidir. Üstelik her şeyin kurgu ve yapay olduğunu bildikleri hâlde… Hayata dair bizlere ayna tutan kısmı ise “Güç” gerçekten her şey demekse güçsüz hiçbir şey demek midir? Daha fazla parası olana, mevkiisi daha yüksek olana her şey mubah mıdır?

Rümeysa İnce

Hüma Dergisi,Sayı:10

Dipnot:

[1] “Kişisel güç algısının zorbalık ve gücün kötüye kullanımına etkileri: Stanford Hapishane Deneyi ve

Milgram İtaat Deneyi ışığında bir araştırma:” Cemil Şahin (2017)

Yayın Tarihi: 02 Mayıs 2022 Pazartesi 15:00
YORUM EKLE

banner19

banner26