Gotik bir romana benzeyen “Pirene Kalesi” tablosunun sırrı ne?

Ben Magritte’in bu tablosunda, henüz 14 yaşında karşılaştığı annesinin trajik ölümünün izlerini taşıdığını düşünüyorum. Bu nedenle, Magritte’in bilinçaltında güvenliğin temsili olarak taş figürü oluşmuş olabilir. Arzu Neslihan Akcan yazdı.  

Gotik bir romana benzeyen “Pirene Kalesi”  tablosunun sırrı ne?

Sürrealizm (gerçeküstücülük) akımı, 1. Dünya Savaşı sonrası yaşananlara tepki olarak sanatçıların bilinçaltının düşsel dünyasına yönelmeleriyle ortaya çıkan bir akımdır. Şair Andre Breton'un ve nörolog Sigmund Freud'un çalışmalarından etkilenen ve insanın kendisini irdeleyip çözümlemesinde sanatın yol gösterici bir araç olduğunu savunan sürrealizmin en önemli temsilcileri arasında Salvador Dali, Giorgio de Chirico ve René Magritte vardır.

O resmin bir manası yoktur

Akımın öncülerinden biri olan René Magritte (1898-1967), dönemin ressamları arasında akımın öncüsü olan Giorgio de Chirico'dan etkilenmiştir. Resimsel bulmacalarla dolu bir üslup geliştirmeye çalışan Magritte, resimlerinde gizlediği bulmacaları görmeleri için izleyicinin betimlenen gerçekliğe dikkatle bakması gerektiğini savunuyordu. Sanatçı eserleri için, “Benim resimlerim hiçbir şey anlatmayan görsel imgelerdir. Akla gizemi getirirler. Doğrusunu isterseniz, benim resimlerimi gören biri kendi kendine şu basit soruyu sorar: ‘Bunun manası ne?’ O resmin bir manası yoktur. Çünkü zaten gizem de aslında hiçbir şeydir, bilinmeyendir.”  demişti.

Zayıf gotik romanlar gibi!

Magritte'in hiçbir anlama gelmediğini söylediği gizemli resimleri, aslında kafa karıştırıcı bir imgelem sunuyor. Sanatçının, gerçekliğin dışında konumlandırılmış nesnelerle sanki düş gibi bir atmosferin yaratıldığı tabloları oldukça dikkat çekiyor. Kudüs’te bulunan “Pirene Kalesi” tablosu, ressamın sürrealist çalışmaları arasında en dikkat çeken çalışmalarından biridir. 1959 yılında tamamlanmış olan tabloda dev bir kayanın üzerine birleşik bir şato resmeden Magritte, şato için Fransa'nın Pyrenees bölgesindeki şatolardan birini model olarak ele almış. Tabloda yer çekimine karşı duran bu dev kayanın altında dalgalı bir deniz var ve gökyüzü oldukça aydınlık. Magritte'in “Bu resim, edebi açıdan zayıf Gotik romanlar gibi. Roman seni hayal kırıklığına uğratır, ama seni o gizemli atmosferine çekmeyi bir şekilde başarır” tanımlaması, aslında hiçbir şey anlatmadığını söylediği tablolarının dikkat çektiğini ortaya koyuyor.

Bebek için güvenliğin sembolü: Anne karnı

Bu tabloya gizemli atmosferi içinde birçok farklı yorum yapılabilir. Magritte’in de ifade gibi belki de tabloları gizemi dışında hiçbir şey ifade etmiyordur. Ancak ressamın diğer tablolarında olduğu gibi bu tabloda da kişi kendine, iç dünyasına ve gerçekliğe doğru bir arayış içine giriyor. Ben de bu gizemden etkilenerek tabloyu yorumlamaya çalıştım. Tablodaki gökyüzü, bir annenin karnı ve üzerinde kale olan taş kütlesi de bir bebek. Bebek, anne karnında güvende olduğundan taşın üzerinde kale simgesi var. Ancak bebeğin, anne karnındaki serüven kısa olduğundan, sonlu olduğundan taş havada asılı. Ve anne karnının, bebek için güven temsil ettiğinden hava bulutlu ve güzel, sakin görünüyor. Dalgalı deniz de, dünya. Dünya bir bebek için çok da güvenli olmadığından dalgalı bir görünümü var. Bebek, anne karnından sonunda çıkacağından taş havada asılı, ancak her an dalgalı denize yani dünyaya düşebilir görüntüsü var.   

Ben Magritte’in bu tablosunda, henüz 14 yaşında karşılaştığı annesinin trajik ölümünün izlerini taşıdığını düşünüyorum. Bu nedenle, Magritte’in bilinçaltında güvenliğin temsili olarak taş figürü oluşmuş olabilir. Ve muhtemelen tablonun en çarpıcı parçası olan bu taş figürü Rene Magritte’in kendisini ve varoluşunu simgeliyor.

 Arzu Neslihan Akcan

Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2019, 16:16
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13