Gemileri Karadan İlk Kez Yürüten Müslüman Denizci: Umur Bey

Bursa’da düzenlenen 'Sultan II. Bayezid Dönemi ve Bursa' sempozyumunda Prof. Dr. İdris Bostan 'Fatih Sultan Mehmed ve Osmanlı Denizciliği' başlıklı bir tebliğ sunmuş. Ahmet Serin bu tebliğe değindi.

Gemileri Karadan İlk Kez Yürüten Müslüman Denizci: Umur Bey

Bir çağın kapanıp bir çağın açılmasına sebep olan İstanbul’un fethi, birçok olağanüstü olaya da şahit olmuştur. Bu şahitliklerden biri de, İstanbul’u fethetmenin önündeki en büyük engel olan Haliç’e zincir çekilme olayıdır. Devasa baklalarıyla Haliç’e çekilen bu zincir, Osmanlı donanmasının surlara yaklaşmasını ve dolayısıyla fethin tamamlanmasını engelliyordu. İnsan gücüyle kırılması nerdeyse imkânsız olan devasa baklalarıyla o zincir, fethe direnen Bizans’ın en büyük umuduydu belki de.

Ama Osmanlının stratejik savaş dehası bu engeli de aşmayı başardı. 22 Nisan 1453 sabahına her güne uyandıkları gibi uyanan Bizanslılar, değişik büyüklüklerde yetmiş civarında Osmanlı gemisini karşılarında görünce şaşkınlıkların en büyüğünü yaşamışlardı muhtemelen.

Tarihçiler ne diyor?

2017 Nisan ayında Bursa’da düzenlenen “Sultan II. Bayezid Dönemi ve Bursa” sempozyumu kitabında yer alan İstanbul Üniversitesi Edb. Fak. Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İdris Bostan’ın sunduğu “Fatih Sultan Mehmed ve Osmanlı Denizciliği” başlıklı tebliğde, ilginç bir ayrıntı göze çarpıyor. Tebliğinde, Fatih dönemi donanmasını ayrıntılı bir şekilde inceler İdris Bostan. Donanmanın Haliç’e inmesiyle ilgili olarak ilk önce gemilerin Haliç’e hangi güzergâhtan yürütüldüğünü tartışır. Bu konuyla ilgili öne sürülen yollardan en inandırıcı olanının Tophane-Kasımpaşa güzergâhı olduğunu not düşer İdris Bostan.

Güzergah nasıl hazırlandı?

Gemilerin güzergâhıyla ilgili tartışmasını bitirdikten sonra Prof. Dr. İdris Bostan, gemilerin güzergâhında ne gibi hazırlıklar yapıldığını ve gemilerin karadan nasıl yürütüldüğünü şöyle anlatıyor: “Kaynakların büyük çoğunluğu önce yolun tesviye edildiğini, daha sonra kesilen büyük ağaçların yağlanarak gemilerin geçebileceği bir kızak şeklinde hazırlandığını, tecrübeli mühendis ve denizcilerin nezaretinde gemilerin mekanik bir yöntem (cerri-i eskal) kullanılarak yukarı çekildiğini belirtmektedir. Tursun Bey’in ifadesiyle ‘kadırgalar ve fâyık kayıklardan oluşan ve rengârenk bayraklarla süslenmiş, yelkenleri açılmış olan bu gemiler adeta havada yürütülmüş, hatta uçurulmuştur.’” (Editör: Yrd. Doç. Dr. Nilüfer Alkan Günay, Sultan II. Bayezid Dönemi ve Bursa, Osmangazi Belediyesi Yay., Bursa, 2017, s.127)

Gemileri karşılarında görüp şaşkınlığa düşen Bizanslıların ve Venediklilerin bu şaşkınlığı uzun sürmez ve 28 Nisan sabahı Osmanlı donanmasını imha etmek için şiddetli bir saldırıya geçerler. Bu saldırı sonuçsuz kalır ve Osmanlı donanması bu küçük ölçekli savaşın galibi olur. Bundan sonra donanma, boğazda bir köprü görevi görür ve bu köprüden hem asker hem de cephane taşınarak kuşatmanın zayıf tarafları tahkim edilir. Ve sonra mukadder sonuç: İstanbul’un fethi gerçekleşir.

Gemileri karadan yürütme fikri Umur Bey’in

Dünya savaş tarihinin gördüğü en akıllıca işlerden biri olan gemileri karadan yürütme olayı hafızamıza İstanbul’un fethiyle kazınmıştır. Öyle sanırız ki bu olayın öncesi yoktur. Bu muhteşem olay da ancak İstanbul’un fethine yaraşır diye düşünürüz.

Ama gemilerin karadan yürütülmesi İstanbul’un fethinden önce gerçekleşen bir olaydır tarihi kayıtlara göre.

Bu konuda yine aynı tebliğinde İdris Bostan, “Gemileri karadan yürütme uygulamasının İstanbul kuşatmasından daha önce Aydınoğlu Gazi Umur Bey tarafından da denendiği bilinmektedir. Umur Bey, Atina Körfezi ile İnebahtı Körfezi arasında yer alan (bugünkü Korint Boğazı) altı millik mesafede donanmasını karadan yürüterek geçirmiş ve Keşişlik (Germe/Hexamilion) adasını fethetmiştir.” notunu düşerek gemileri karadan yürütmeyle ilgili yine bir başka Müslüman denizciye işaret eder.

Adı geçen Umur Bey’le ilgili kısa bir araştırmada, onun muazzam bir denizci olduğu bilgisine ulaşırız. Umur Bey’in yaptırdığı kadırgaların otuz santim suda bile rahatça gidebildiğini not düşen tarihçiler, nasıl bir deha ile karşı karşıya olduğumuzu da gösterir bize.

Hem şehirleri hem de yürekleri fetheden bu aziz insanlara rahmet dileyerek bitirelim sözü. Mekanları cennettir inşallah.

Ahmet Serin

Güncelleme Tarihi: 12 Eylül 2018, 18:17
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13