Gelenek, dinle eşdeğer bir kavram değildir

Mısırlı yazar ve düşünür Hasan Hanefi’nin “Gelenek ve Yenilenme” kitabı, özünde kadim gelenekte zaman içerisinde ortaya çıkan meseleleri aşarak dünya problemlerine bir çözüm arama çabası..

Gelenek, dinle eşdeğer bir kavram değildir

 

Son yıllarda İslam milletlerinin her alanda diğer milletlerden geri kalmış olmaları ve büyük başarısızlıklara uğramaları Müslüman düşünürleri bu durumun sebeplerini uzunca bir düşünmeye ve bu sorunlara çözüm arayışına sevk etti. Bu sorunlara çözüm önerilerinden biri, Mısırlı yazar ve düşünür Hasan Hanefi’nin “Gelenek ve Yenilenme Projesi”… Otto Yayınları’ndan çıkan Gelenek ve Yenilenme ismini taşıyan kitabı ise yazarın bu projesinin genel bir taslağı mahiyetindedir.

Kahire doğumlu (1935) olan Hasan Hanefi, kendisini Seyyid Kutub’un “İslam’da sosyal adalet” çizgisinin sürdürücüsü olarak tanıtmakta. Kahire Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde felsefe profesörü olarak halen görevini sürdüren Hanefi’nin “Çağdaş İslam Düşüncesi” çerçevesinde gerçekleştirmeye çalıştığı bu proje, özünde kadim gelenekte zaman içerisinde ortaya çıkan meseleleri aşarak dünya problemlerine bir çözüm arama çabası.

Hasan Hanefi kitaba başlarken “Gelenek ve Yenilenme Ne Demektir?” sorusuyla genel manada “gelenek ve yenilenme” ile neyi anlatmak istediğini ortaya koyuyor. Yazara göre gelenek, günümüzde hâkim olan medeniyet dâhilinde geçmişten bugüne ulaşanların tamamını kapsıyor. Yenilik ise bu geleneğin, çağın mevcut ihtiyaçları dâhilinde yorumlanması demek. Geleneğin tek başına bir değer ifade etmeyeceğini belirten yazar, dönemin geliştirilmesi çabalarında ele alındığı ölçüde değer kazanabileceğini söylüyor. Bu anlamda yenilik daha önemli ve ulaşılması gereken bir amaç gibi durmakla beraber, gelenek bu amaca ulaşmada en önemli araç vazifesi görmekte.

Geleneğin analiz edilmesi demek, bir bakıma modern zihniyetin analizi demekHasan Hanefi

Gelenek, çeşitli düzeylerde varlık gösterir: Kütüphanelerde, arşivlerde, mescitlerde... Yayılması noktasında faaliyetlerde bulunulur. Geleneği diriltme, asrın beklentilerine değil de arzularına uygun düşeni seçme manasına geliyormuş gibidir. Yazara göre gelenek maddi bir birikimdir ki bu birikim günümüzde yalnızca nostalji değeri taşımaya başlayan devasa hacimden ibaret değildir. Ve yine gelenek, göz önünde bulunmadığında kaybolma tehdidi altında bulunan müstakil bir varlık da değildir. Gelenek canlı bir olgudur. Değişime ve dönüşüme açıktır. Realiteden bağımsız bir varlık değildir.

Gelenek hem içinde oluştuğu ve geliştiği realiteyle hem de geliştirmeyi hedeflediği realite ile doğrudan alakalıdır. Çünkü bunlar realitenin sahip olduğu potansiyele göre ve onun gereksinimlerine göre yenilendiğini göstermektedir. Gelenek belli bir asrın anlayışını, belli bir neslin oluşumunu ve tarihî gelişimin içinde bulunduğu dönemi ifade etmektedir. İnsanlar üzerinde yaptırım gücüne de sahiptir. Çoğu zaman toplumun davranışlarını yönlendirdiği de gözlemlenebilmektedir. Bu noktada dikkat edilirse, toplumun yenilenmesi demek toplumların davranış biçimlerinin tanımlanması ve bu davranış biçimlerinin dönemin içinde bulunduğu şartlara göre, ancak toplum yararına olacak şekilde düzenlenmesi demektir.

Günümüzde İslam toplumlarını düşündüğümüzde böyle bir değişikliğin olması kaçınılmaz gözükmektedir yazara göre. Çünkü yaşanılan olumsuz durumlar geçmişle şimdinin irtibatının kurulmasını zorunlu kılmaktadır. Geleneğin analiz edilmesi demek, bir bakıma modern zihniyetin analizi demektir. Bu da, diğer bir açıdan bakıldığında, dünya Müslümanlarının bazı açılardan niçin başarısızlığa uğradığının açıklamasıdır. Modern zihniyetin analizi ise onu bugüne kadar getiren kadim geleneğin analizidir. Gelenek ve yenilenme, geçmişi şimdide, şimdiyi ise geçmişte gözlemlemektir.

Gelenek, medeniyettir

Yine yazarın dikkat çektiği bir husus olarak şunu da belirtmek gerekir ki, gelenek asla dinle eşdeğer bir kavram olarak nitelendirilmemelidir. Yani geleneği yenilemek dini yenilemek olarak algılanmamalıdır. Gelenek, medeniyettir. Medeniyet ise ancak zaman ve mekânla var olmaktadır. Evet, gelenekte olan bazı hususlar dinde de mevcuttur. Yine aynı şekilde dinde olan bazı hususlar gelenek içerisinde de yer edinmiş olabilir. Ama bu dinde olan her şeyin gelenekte, gelenekte olan her şeyin de dinde olduğu anlamına gelmemelidir.

Gelenek ve Yenilenme Projesi, Hasan Hanefi’nin yorumuna göre, dinî ilimleri artık durağanlıktan çıkarıp çağdaş İslam düşüncesinde dinamik ve etkin bir hale getirme çabasıdır. Misyonu ise, kadim geleneği yenilemek ve bunun daha da ötesinde yeni seçenekler ortaya koyarak asrın ihtiyaçlarına en uygun olanı tercih etmektir. Bu, kesinlikle kadim olanın ıslahı manasında değildir. Bilakis, İslam Medeniyeti’nin sukut halini ortadan kaldırarak günümüz problemlerine çözüm sunabilecek nitelikte bir değişime tâbi tutulmasıdır.

 

Zeynep Doğan yazdı

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2016, 15:58
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
kadim dost
kadim dost - 6 yıl Önce

Şayet gelenek din ile bağdaştırılmaması gereken bir kavram ise; o halde din dışı olan birşeye niçin bağlı kalalım ki ? Geleneklerimize niçin bağlı kalmalıyız ve niçin yenilikler yapmalıyız ? Kavram kargaşası olan bir kitap bence.....

banner19

banner13