banner17

Gazali oryantaliste ne derdi?

Gazali, müslümanların hayatındaki önemini korumaya devam ediyor. Fakat modernleşmeden sonra kendisine yöneltilen oryantalist eleştirilerden de haberdarız.

Gazali oryantaliste ne derdi?

Ah bu Gazali ah! Sufilerin dostu, filozofların korkulu rüyası. Akla değil, akılcılığa düşman. Kimileri “ihyacı” diyor ona, kimileri “yıkıcı, dondurucu, yavaşlatıcı”. Ama herkes ondan bahsediyor bir çeşit. Öyle güçlü bir mevki sahibi ki Nizamiyeli; yüzyıllardır kabul görüyor söylediklerinin tutarlılığı, sağlamlığı, parlaklığı. Karşısına hiçbir zaman kendi ayarında bir rakip çıkamamıştır. Müslüman bilinç üzerindeki etkisi, tüm eleştirilere ve onu aşma hatta karalama çabalarına rağmen devam ediyor.Medreseden Kaçış

Gazali niçin önemli?

Çünkü yolun ortasına bağdaş kuran bir ‘hüccet’tir o. Uçların, savrulmaların, sapmaların, ifrat ve tefritin önündeki engeldir o. Dinin kupkuru bir fıkıhtan ibaret olmadığını ispat etmiştir. Ama aynı zamanda sapasağlam bir fıkıh metodolojisini de inşâ etmiştir. Filozofların kullandığı ve adeta kutsadığı mantığı, İslamî bir bilinçle yeniden kurmuştur. Böylece aklın kendisi üstüne düşünürken düşebileceği tuzakları deşifre etmiştir.

Karanlıklardan kurtuluş

Gazali’nin ‘Karanlıklardan Kurtuluş’u öylece kolayca gerçekleşmemiştir. Yıllar süren tefekkür serüveninin sonunda tasavvuftan yana tavır almıştır. Tasavvufî hakikatleri fıkhın kalbine yerleştirerek hikemî yolculuğuna devam etmiştir. Fakat İbahiye, Karmatiye, İsmailiye gibi akımların kişiyi ve toplumu şeriatın mihenklerinden uzaklaştıracağını ve bir anarşi ortamı oluşturacağını belirtmekten de geri durmamıştır.

Oryantalist yaygara!

Gazali’nin oluşturduğu fıkhî, kelamî, tasavvufî geleneğe en sert eleştirilerin, modernleşmenin gölgesinin üzerimize vurduğu zamanlarda olması manidardır. Özellikle oryantalistlerin İslam’ın ilerlemeye mani olduğu şeklindeki saldırıları ve Gazali’nin kabul ettirdiği paradigmanın aklın aydınlanmasını engellediği yönündeki bilimsel yaygaraları bazı Müslüman düşünürler üzerinde çok etkili olmuştur.

GazaliBizi 'geri' sayan anlayış

Elbette herkesin bir veya bir kaç kişiyi kendine üstad olarak kabul edip bir ekol oluşturma hakkı meşru ve takdire, hürmete şayandır. Fakat Müslümanların geri kaldığını ve bunun sorumlusunun yüzyıllardır bizi yaşatan bu gelenekler toplamı olduğunu iddia etmek ne kadar doğru? Kendimizi yeniden ikame ve inşâ ederken yabancıların teklif ettiği hatta bize dayatıp kabul ettirdiği hakikatlerden, söylemlerden, bilimsel tezlerden yola çıkmak sıhhatli bir yöntem midir?

Filozoflarla derdi neydi?

Geçmişi ve bugünü karşılıklı değerlendirirken şu tarihsel gerçekliği de hesaba katmamız gerekiyor: Klasik İslam düşüncesi tekevvün ederken Müslüman âlimler, düşünürler, filozoflar siyasî-politik-askerî hükümranlığın özgüveniyle düşünmüş ve yazmışlardır. Kendilerinden önceki birikimden bu rahatlık içinde faydalanmışlardır. Gazali de, diğerleri de tehdit ve tahdit edici dış güç/lerin baskısı altında değillerdi. Zaten Gazali’nin Müslüman filozofları eleştirirken amacı-derdi, yabancı bir paradigmanın üstünlüğünü felsefelerinde içselleştirme tehlikesine karşı Müslümanları uyarmaktı.

Truva Atı'ndan kurtulmak

O halde şimdi yüce bir gaye –İslam’ın yeniden muzaffer olması- uğruna çıktığımız bu düşünce yolculuğunda, içimize yerleştirilmiş Truva Atı’ndan- yanılmaz ve alt edilemez Batı Aklı- kurtulmamız gerekiyor. Umutsuzluğa ve korkuya kapılıp acele etsek bile kaderin hükmünü değiştiremeyiz. Fakat ilahi takdirin Müslümanları sınadığı bu zor ve uzun çağın biteceğine iman etmek de yaşamsal öneme sahiptir.

 

Mustafa Nezihi Pesen medreseden kaçan bilge'yi seviyor

Güncelleme Tarihi: 30 Eylül 2010, 16:38
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet YALÇIN
Mehmet YALÇIN - 8 yıl Önce

imam gazali; ibni rüşd, ibn teymiyye ve ibni arabiden sonra yaşamış olsa idi hayat ne kadar kolay olacaktı...

Hülya Ünlü
Hülya Ünlü - 8 yıl Önce

hay ne iyi etmişim de tıklamışım bu akşam siteyi! pek güzel olmuş bu değerlendirmeler. ellerinize sağlık arkadaşlar...

banner8

banner19

banner20