banner17

Fuzuli'nin Leyli vü Mecnun'u roman mı?

Fuzuli’nin ‘Dâstân-ı Leylî vü Mecnun’ adlı mesnevisini modern bir roman olarak okuyabilir miyiz? Mehmet Kahraman, ‘Leyla ve Mecnun Romanı'nda bunu sorguluyor.

Fuzuli'nin Leyli vü Mecnun'u roman mı?

 

İlk kez 2000 yılında Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanan Mehmet Kahraman’ın Leyla ve Mecnun Romanı adlı kitabı, ikinci baskısıyla (Akçağ Yayınları, Ankara, 2011) elimizde…

“Bu kitap, adını, bir bakıma, bizzat Fuzuli’nin kendi kaleminden aldı.” cümlesiyle başlıyor Mehmet Kahraman kitabına. Kitabı yazmaktaki amacını ise kendisine sorduğu şu soruyla açıklıyor: “Leyla ve Mecnun’a roman demekle gündeme gelme şansı artar mı?’” Bu soruyu zihninde iyice sorguladığını ifade eden yazar, Fuzuli’nin eserine ‘roman’ demekle pek çok şeyin hallolacağını, sözgelimi onun, ‘sadece eski edebiyat çalışmaları içinde’ değerlendirilen bir ‘antik eşya’ durumundan çıkarılabileceğini düşünür.

Çünkü tahkiyeli eserdirMehmet Kahraman, Leyla ve Mecnun Romanı

Mehmet Kahraman en başta bir ‘fantezi” olarak ileri sürdüğü bu düşüncesini adım adım genişletir. Örneğin, Leyla ve Mecnun’un roman kategorisinde değerlendirilmesi, doğal olarak eserin kahramanlarının da roman kişisi olarak incelenmesini gündeme getirecektir. Bu vesileyle Kahraman, ‘Kays’ın ‘Mecnun’ oluş serüvenini oldukça önemli bulacaktır.

Yazarın zihninde geliştirerek öne çıkardığı bu düşünceleri, ispat aşamasına gelinceye değin, birtakım yardımcı bilgilerin de tekrar tezgâha alınıp incelenmesini gerekli kılacaktır. Bu noktada, Leyla ve Mecnun Romanı’nın ‘tahkiyeli eser’ inceleme metodu ile ilgili kişiler için önemli bir malzeme sunduğunu belirtmeliyiz.

Sadece altı kez çalışılmış

Buraya değin söylediklerimizi eserin içyapısıyla ilgili bilgiler vermeye çalışarak biraz daha açalım: Mehmet Kahraman, Leyla ve Mecnun Romanı’nı bir girişi takip eden beş bölüm halinde sunmuş. Eserin girişinde “anlatı”nın sınırlarını araştıran yazar, Roland Barthes’ın yapısalcı çözümlemesine yaslanarak romandan öyküye, masaldan trajediye, sonsuz sayıdaki edebî biçimlere atıf yapar.

Daha sonra sözü Leyla ve Mecnun’a getiren Kahraman, bu eserin çeşitli araştırmacılar tarafından yapılmış yayınlarını dikkate sunar. Burada özellikle şu acı cümle dikkatimizi çekmektedir: “Bazı kitapların birkaç yılda onlarca baskı yaptığı bir zamanda, Leyla ve Mecnun, cumhuriyet tarihi boyunca, iki tanesi de tamamen bilimsel kaygılar taşımak üzere, sadece 6 kez basılabilmiştir.” Bu eseri ‘roman’ olarak okumak, belki sözkonusu ilgisizliği yok edecektir.

Mehmet Kahraman, Leyla ve Mecnun RomanıRoman nedir?

Eserin birinci bölümünde roman kavramının çeşitli anlam alanları içindeki durumu incelenir. Bu çerçevede Ahmet Ateş, D. B. Macdonald, Ahmet Hamdi Tanpınar, M. Fuat Köprülü, P. Naili Boratav, S. Esat Siyavuşgil, Mustafa Nihat Özön gibi araştırmacıların kanaatlerine atıflar yapan Mehmet Kahraman, romanı ‘macera’, ‘mesnevî’, ‘hikâyât’, ‘hayat hikâyesi’, ‘destan’, ‘muhayyel’  gibi terimlerle ilişkilendirir. Akabinde ise hikâye, halk hikâyesi, masal, tarih, gazavatname gibi geleneksel türleri, romanla kıyas ederek ele alır. Bu bölüm, romanın edebiyatımız içindeki anlamı, Batı’daki gelişimi, klasik ve modern roman anlayışları gibi hususları da ihtiva eder.

Mesnevî penceresinden bakarsak

İkinci bölümde konuyu ‘mesnevi’ açısından ele alan Mehmet Kahraman, romanla mesnevînin formel farklılığına temas eder. Fakat iki tür arasındaki ilişkilendirmenin bu ‘zor’lu eşiğini aşmamıza yardım edecek bir takım esneklikler yok değildir.  İki edebî tür üzerine düşünen pek çok araştırmacının tespitlerine yaslanan Mehmet Kahraman, nesnel bir mukayese ile roman ile mesnevîde olay örgüsü, kişiler, mekân, zaman, gerçeklik, anlatıcı gibi ortaklıkların bulunduğunu, dolayısıyla mesnevîlerin roman olarak okunmasında herhangi bir sakınca olmadığını belirtir.

Mehmet Kahraman, tezini bir adım daha geliştirdiği üçüncü bölümde, Fuzuli’nin Leyla ve Mecnun’unu roman olarak geniş bir tahlille ele alır. Bu bölümün sonunda problemin mantıken çözüldüğünü, yani Leyla ve Mecnun’u roman olarak adlandırabileceğimizi belirten yazar, “Ne var ki dilimiz henüz buna alışmadı” der.

Modern roman bilgileri ışığındaMehmet Kahraman

Dördüncü bölümde ise tahlil denemesini, ‘modern roman bilgileri’ ışığında sürdürür. Mehmet Kahraman burada M. Proust, H. James, J. Conrad, J. Joyce, F. Kafka, V. Woolf, R. Musil, W. Faulkner, Borges gibi batılı ve Oğuz Atay, Orhan Pamuk gibi yerli modernist ve postmodernist romancılarla Leyla ve Mecnun’u ilişkilendirir ve bir kez de bu bağlam içinde okunmasını tavsiye eder.

Eserin son bölümünde ise ‘Mecnun’u inceler Mehmet Kahraman. Onun bir roman ‘karakteri’ olarak oluşum serüvenini dikkatlere sunar. Buna göre Mecnun karakterinin oluşumunda iki ana kaynak vardır. Birincisi, ki edebiyat tarihçileri bunda ittifak etmektedir, Fuzuli’den önceki dönemlerde yazılmış olan Leyla ve Mecnun’lardır. Yoğrula yoğrula oluşan Mecnun kimliği, Fuzuli’yi de bağlamıştır. Mecnun karakterinin ikinci kaynağı ise, bizzat Fuzuli’nin kendisidir. Şair, kendi kimliğini ve kişiliğini bu karaktere yansıtmıştır.

Mehmet Kahraman’ın Mecnun incelemesi, bu karakterin diğer şahıs kadrosuyla olan ilgi ve irtibatları bağlamında sürüp gider. Neticede, dört dörtlük bir karakter tahlili çıkar karşımıza…

Bir “Sonsöz”ü takiben “Bibliyografya” ve “Dizin”le tamamlanan Leyla ve Mecnun Romanı ufuk açıcı bir eser. Bu ilginç, ama en önemlisi, her şeyiyle, orijinal kitap, klâsik Türk edebiyatın şaheserlerinden olan Fuzuli’nin Leyla vü Mecnun’unu anlamak için bir vesile olarak kaydedilmelidir.

 

 

Cevat Akkanat yazdı

GYY notu: Bizce roman denilen nevzuhur türe giren bir eserdir demek Leyli vü Mecnun'un derecesini düşürmek gibi bir anlama gelebilir. Yine de tartışmak, bazı nimetlerin farkına varılmasına da yarayabilir fehvasınca caiziyet verilebilir böyle bir denemeye.

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2016, 15:02
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20