banner17

Fuzûlî'deki hüznü kalbime eş tutuyorum

Şair Mustafa Uçurum'a divan şiiriyle ilişkisini sorduk. Uçurum Fuzuli için kalbi kırık bir şair diyor.

Fuzûlî'deki hüznü kalbime eş tutuyorum

 

Şair Mustafa Uçurum’a, Divan şiiri hakkında neler düşünüyor sorduk. Verdiği cevaplar, şairin divan şiiri hayranı olduğunu gösteriyor.

Divan şiiri sizin için ne anlam ifade ediyor?

Uçsuz bucaksız bir deniz olarak görüyorum Divan şiirini. İçine girdikçe insanı kuşatan, insanın ruhunu onaran, kalbine renk katan bir ırmak. Ortaya çıktığı dönem, yazıldığı ortam da hayal edilince bu şiire hayran olmamak mümkün değil. Çünkü divandan okuduğunuz her dizede büyük medeniyetin şiiriyle karşı karşı karşıya olduğunuzu hissediyorsunuz.

Sizce Divan şiiri bugün sürdürülebilir mi? Niçin? Nasıl?Mustafa Uçurum

Hayat var olduğu müddetçe şiir de vardır. Şairin beslenme kaynağı ne ise şiiri de yönünü ondan alacaktır. Divan şiirini başköşesinde tutan şairin Divan şiirinden uzak durması da düşünülemez. Elbette Divan şiiri sürdürülür. Önemli olan sunuş şeklidir. Özellikle gençlere Divan şiirinin güzel örneklerini vermek gerek. Onlara bu şiirin aruzdan ve içinden çıkılmaz mazmunlardan, sanatlardan ibaret olduğu izlenimi verilirse o zaman Divan şiirinden uzak bir nesil yetişecektir. Şiire meyilli bir gencin de bu durumda Divan şiirinden beslenmesi düşünülemez.

Üniversitede hocamız Mehmet Aslan Divan şiiri tahlilleri yapardı. Bir beyit üzerinde birkaç saat durduğu bile olurdu ve bunu bize o kadar akıcı bir üslupla anlatırdı ki sınıfımızda şiire meyilli birçok arkadaş bu etkiyle birçok gazel yazmıştı.

Divan şiiri öyle bir büyük umman ki ondan beslenmeden şiire tutunmak zordur. Dergilerin de bu konuda hassas davranmaları şart. Örneğin, Dergâh dergisinin Temmuz 2012 sayısında aruzla yazılmış bir gazel vardı. Divan şiirini gündemde tutmak budur. Böyle olursa günümüzde de Divan şiirinin ruhundan beslenmiş ürünlerle karşılaşabiliriz.

Şiirinizde Divan şiirine mahsus hangi unsurlara yer verdiniz, yer vermek istersiniz?

Divan şiirinin ayrı bir ruhu, ayrı bir güzelliği var. İçine girdikçe kişiyi kuşatan bir güzellik bu. Ben üniversite yıllarında ciddi olarak tanıştığım Divan şiirinden bir daha da kopamadım. Gazel okumak bana ne kadar keyif veriyorsa gazel yazmak da aynı keyfi vermekte. Sivas’ta 1996’da çıkardığımız Martı dergimizin ilk sayısına bir gazelle katkı sağlamıştım. Daha sonraki yıllar Düş Çınarı dergisinde de birçok gazelim çıktı.

Özellikle Divan şiirinin anlatım zenginliğine hayranım. Az sözle çok anlam. Özellikle gazel yazarken bu tertibe dikkat ediyorum. İçime bir gazel ışığı düştükçe de gazel yazmaya devam ediyorum. Divan şiirinde okuduğumuz her sözcüğün ayrı bir anlam zenginliğiyle dolu olması da ayrı bir hayran duyulacak noktadır.

En son ne zaman Divan şiiri okudunuz?

Şairlerin divanları elimin altındadır. Onlardan bir beyit okumak, yazdığım bir yazının kıyısında köşesinde bu beyitleri kullanmak beni mutlu ediyor. Zamanlı zamansız elimde bir divan bulmak mümkündür. Divan şiirleri antolojilerini de, birçok şaire kolayca ulaşma anlamında önemserim ve el altında tutarım.

Kendinize yakın hissettiğiniz Divan şairi/şairleri var mı? Neden? Nasıl?

Benim Divan şairim Fuzûlî’dir. Şiirin öz kardeşi hüzündür. Fuzûlî’deki hüznü kalbime eş tutuyorum. Onun içinin kavrukluğunun Kerbela’dan geldiğine inanırım. Ayrıca, kalbi kırık bir şairdir Fuzûlî. Su Kasidesi’nde nasıl ki sulara Resul aşkıyla yön verir şair, Şikâyetname’de de kıyıda köşede kalmanın mahzunluğunu dile getirmektedir. Her haliyle bir hüzün şairidir o. Ondan okuduğum her dize, ayrı bir acının kapısını aralar. Bu yüzden Fuzûlî, benim şairimdir.

Ayrıca, Şeyh Galib ve Niyaz-i Mısrî de en sık okuduğum divan şairlerindendir.

 

Cevat Akkanat sordu

Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2012, 03:34
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20