banner17

Fatih bugün vefat etti ey İstanbul!

3 Mayıs 1481'te Fatih Sultan Mehmed Han vefat etti. Bugün vefatının 530. yılında türbedarı Doğan Pur Bey sizleri hüzünkâr bir Fatiha'ya davet ediyor.

Fatih bugün vefat etti ey İstanbul!

İstanbul Fâtihi Büyük Hükümdâr Cihan Padişahı Sultân II.Mehmed Han’ın türbesinde Abdülhak Hâmid Tarhan’ın “Merkâd-ı Fâtih’i Ziyâret” adlı şiiri büyük boy (2.75 m. x 1.23 m.) levha halinde asılı bulunmaktadır.

Kimlerin elinden çıktı o şaheser?

Şiir, Abdülhak Hâmid Bey tarafından 1877 yılında kaleme alınmıştır. Daha sonra zamanın Evkaf Nâzırı Hayrî Bey tarafından Reîsü’l-Hattâtin (Hattatların Reîsi) Hacı Ahmed Kâmil (Akdik) Efendi’ye sülüs hat ile yazdırılmış ve devrin meşhur tezhipçisi Bahâüddîn Bey’e tezhibi yaptırılmıştır. Levhâ 1915 yılında Birinci Dünyâ Savaşı döneminde törenle türbeye konmuştur. Şiir, “İlhâm-ı Vatan” ve “Sultân Cem” adlı kitaplarda da yayımlanmıştır.

Abdülhak Hâmid Tarhan

İbnü’l-Emîn Mahmûd Kemâl İnan Bey “Son Hattatlar” adlı eserinde şunları yazmaktadır: “…Abdülhak Hâmid Beyin, Fatih ve birinci Sultan Selim haklarındaki menzumelerinin türbelerine asılması, Şeyhulislâm ve Evkaf nâzırı Hayri Efendiye ihtar olunduğundan Fatih menzumesi Kâmil Efendiye sülüsle yazdırıldı ve Evkaf müzesi idare meclisince –Behaüddin Efendiye tezhib ve Hâmide imza etdirildi. Nezaret tarafından Hâmid, vakanüvis âyandan Abdürrahman Şeref Efendi, Evkaf müsteşarı Münir Bey, Süleyman Nazif Bey ve Müze âzası dâvet olundu. 11 cümâdeulâ 1334 (1916)’de türbede toplanıldı. Proğrama koydurduğum vechile mükerreren Sure-i Feth kıraat olunduktan sonra Süleyman Nazif dıvara asılan menzumeyi yüksek sesle okudu. Dua edildi.”  Hattât Hâcı Kâmil (Akdik) Efendi tarafından nohûdî renkli bir kâğıt üzerine yazılı olan şiirin orijinal metni şöyledir:

Merkâd-ı Fâtih’i Ziyâret

Merkâd-i Fâtih Ziyâret Adlı Şiir Levhâsı

Merkâd-i Fâtih Ziyâret Adlı Şiir Levhâsı Fotoğraf: Doğan Pur)

Her gûşesinde dehrin nâm-ı bekâ-nisârın,

Şâyestedir denilse âlem senin mezârın.

Kaldın cihânda bir ân, her ânın oldu bir devr,

Mülk-i ezeldi gûyâ tahtında hem civârın.

Sensin o kahramân ki bir kavm-i cenk-cûya,

Emsâr bahşişindir, ebhâr yâdigârın.

Meydân-ı harbi kıldın sen taht-gâh-ı şevket,

Leşkerdi hep müsellâh etbâ-ı bî-şümârın.

Sen cism idin fenâ-yâb, ol rûh-ı câvidânî,

Düştün cûda sen ammâ, bâkîdir iştihârın.

Etdin muvahhidîne mülk-i cihâd-ı meftûh,

Sulh oldu anda cârî fermân-ı feyz-bârın.

Mâzî, o perde-i gayb küşâde-i huzûrun,

Âtî, o râh-ı muzlim âmâde-i güzârın.

Tevhîd idi merâmın İslâm ile enâmı,

Birleşdi ol uğurda ilminle iktidârın.

Beyt-i Hüdâya konmuş câhın mutâ’ı İslâm,

Durmuş başında bekler bir kavm türbedârın.

Tâkında müncelîdir hep beyyinât-ı ma’nâ,

Esrâr-ı lem-yezelden masnû olan bu dârın.

Fatih Sultan Mehmed HanBir maksada ederdi seyf ü kalem teveccüh,

Ahkâmına uyardı kânûnu rüzgârın.

Şemşîr kuvvetinde hâmendi lerze-bahşâ,

Mu’cizdi misl-i hâme şemşîr-i hud’âkârın.

Okşardı zülf-i yârı tedbîr-i adilânen,

Çarpardı fikr-i hasma takrîr-i dil-şikârın.

Her şâha böyle tali, yâr olmaz ey şehenşeh,

Nâdir gelir nazîri bir böyle şehriyârın.

Bir dem yüzün gülünce âlem bahâr olurdu,

Misl-i küsuf her câ zâhirdi iğbirârın.

Yoktur senin gurûbun ey neyyir-i ma’âlî,

Var şûle-i dehâdan bin necm-i tab-dârın.

Bir mecma-i siyâset buldum ukûle çesbân,

Taban ufuklarından eczâ-yı tarmârın.

Ervah-ı mü’minindir encüm kadar meşâil,

Bâlâ-yı türbetinden tenvîr eden kenârın.

Sen muhrik-i fitendin ey âteş-i celâdet,

Söndün nihâyet amma berk oldu her şerârın.

Mehd-i vücûdun oldun birçok nevâdirin sen,

Hakinden oldu nâbit esbâbı kâr-zârın.

Bir yıldırımdı nîzen peyveste ka’r-ı hâke,

Bir burc-i hâk-nümâdır ermiş göğe menârın.

Bâb-ı necâtı sensin ey Fâtih eyleyen feth,

Miftâh yapdı ancak cedd-i büzürgvârın.

Her dem açıkdır ebvâb-ı arş-ı rahmet,

Türbendir en azîmi fethettiğin diyârın.

Gösterdiğin meâlî ehrâmdır müselsel,

Kuhsârlar umûmen bâlin-i ihtizârın.

Perverd-gâra nâzır bünyâd-ı serk-bülendi,

Safillerin elinde tâbûtk-ı pür-vakârın.

İster idin ki olsun düşmenle yar yek-dil,

Devrân idi rakîbin Allah idi nigârın.

Tahtın getirdi bir dem umkiyyeti kıyâma,

Eyler rükûa davet ulviyyeti mezârın.

Her gün ederdin ihyâ bir başka cilve-i akl,

Bî-hûş-ı hâletinde erkân-ı huşyârın.

Hâlâ dahi ukûlun serhaddidir geçilmez,

Seyl-i dümu’birle mahsûr olan cidârın.

Ağuş-ı mâderiden hâk-i vatan eazdir,

Andan daha muazzez bir nûrdur gubârın.

Ser-pençe-i kazâdan bi-fark idi deminde,

Zeyl-i rızâyı sarmış bazû-yı zî-medârın.

Titrerdi secde-gâhın oldukça sen cebin-sây,

Hâlâ gelir zeminden tekbir-i zâr zarın.

Her azmin eylemişti tefsîr-i âyet-i Hak,

Zâhirdi nâsiyende âsârı çâr-yârın.

Seyyâre-i vatandır ardınca peyk-i hârın,

Eyler tavaf her su ruh-ı fütuhkârın.

Sen yattığın döşekte bisterdi gülle-i tub,

Tufan-ı hun u âteş gülzâr-ı nevbâharın.

Eyler bu dem başında leyl ü nehâr mânend,

Teşkil-i nûr u zulmet sâyen ile çenârın.

Kılmış tulû yerden gözler bu inkılâbı,

Bir devrdir mücessem destâr-ı hun-disârın.

Kahhâr-ı müntekimden hiç kalmadı mehâfet,

Senden biz eyleriz havf ahzet gelip de sarın.

Açdı sana cenâhın cânan-ı sermediyyet,

Etdi anı derâguş cân-ı cihân-sipârın.

Ecr-i azîm vasfın kaydında Hâmid ey şâh,

Kıl bu sevâbını sen af ol günahkârın.

Medhinde şâirâne ilhâmlar gerekdir,

Ta’rifi yerde bitmez arşa çıkar kibârın.

 

Sâhib-i manzûme Abdülhak Hâmid

Nâzım târihi: 1294

Talik târihi: 1334

Ketebehû ed’afu’l-küttâb el-Hâc Kâmil

El-ma’rûf bi reîsü’l-hattâtîn gufire zunûbuh

Zehebe: Bahâüddîn

 

 

Doğan Pur ecdada rahmet dileyerek yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2011, 22:12
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
hatice hiranur tüfekci
hatice hiranur tüfekci - 8 yıl Önce

Bu güzel hatırlatma için ALlah razı olsun. Fatih Sultan diyince bile titriyor insan o mübarek genç yaşında dünyaya meydan okuyan bir sultan. Allah ondan gani gani razı olsun.

banner8

banner19

banner20