Farketmediğimiz engelli yanlarımız var!

Fatma Tatlı bir engelli ama tanışınca ‘aslında kim engelli?’ diye sordurtuyor insana..

Farketmediğimiz engelli yanlarımız var!

 

Radyo programı yaparken Cuma günlerimi engelli kardeşlerin engelli olmayan hayatlarını anlatarak ya da radyoda onlarla birebir konuşarak yapmaya ayırmıştım. Bu özelliğiyle bile Cuma günlerinin apayrı tadı oluyordu. Öylesi günlerden birinde, görme engeline rağmen gayretleriyle varlığımı bana her defasında içten içe utandıran bir güzel insan; Beyaz Ay Derneği Başkanı Salih Arıkan abimi konuk etmiştim. Bir ara “Bunu neden yapıyorsun Özge kardeşim” demişti biraz hayret ve hayli sevinç dolu duygu ile., “engellilerin derdiyle neden ilgileniyorsun? Bir yakınında engellilik mi var?”Fatma Tatlı

Engellilerin derdiyle neden ilgileniyorum?

Açıkçası bu; kendime bile sormadığım bir soruydu. Sahi, yardım etmenin bir sebebi olabilir miydi, yani benim de ya da bir yakınımın da bir engeli olmalı mıydı yardım etmek, onlarla ilgilenmek için… “Abi” dedim, “çocukluğumda ilk oyunlarımı oynadığım insan, bir bacağını savaşta kaybetmiş olan rahmetli dedem vardı engelli olarak, başka da engelli yakınım yok hayatımda.” “Hıh” dedi Salih abi bir şey bulmuş gibi, “Tamam işte, oradan geliyor. Yoksa bizim derdimizle herkes ilgilenmez kardeşim” dedi buruk bir kalp ile.
İyi ama ben dedemi hiç engelli görmedim ki, dedem engelini öyle aşmıştı ki onun bacağının olmaması gözümde hiçbir zaman eksiklik ya da zafiyet gibi görünmemişti. Bunları içimden sessizce kendime söylemiştim. Salih abinin sızısı başkaydı, konu tebessümle orada kapandı.

Engelsizliğiyle gönüllerde meltemleri estiriyor

Bugünlerde engelsizliğiyle gönüllerde meltemleri estiren bir kardeşimiz daha var. Rabbimizi bize ‘çok tatlıca’ hatırlatan, anlatan bir hacı ve aynı zamanda acılı yürek. Acılı çünkü çok zorluklar çekmiş. Hacı çünkü acılarını Rabbinin etrafında öylesine tavaf ettirmiş ki acıları melek olup göklere uçurmuş yüreğini. Sanki bize göklerden sesleniyor; hadi gelin, siz de gelin, burası çok tatlı…

Fatma TatlıAdı güzel, soyadı güzel, kendi zaten güzel: Fatma Tatlı

Fatma Tatlı, kas hastası bir kardeşimiz, onun tespitiyle o aslında bir ‘naz hastası’… Öyle ki; Rabbine kavuşmak, O’nu razı edebilmek için, muhabbet sofralarından tadı damakta kalacak dualar devşiriyor, suların azizliğinde ‘amin’ler biriktiriyor. Her insan gibi onun da acılı, sızılı zamanları olmuş. Yüreği parçalanmış yaşadıkları karşısında. Ruhunda boranlar esmiş, alabora olmuş fikirleri, kan ağlamış hisleri… Kolay mı anlatabilmek o günleri! Ama… (ama’yı burada çok seviyorum; cümleyi kolundan tutup aydınlığa çıkarabiliyor) Ama, Fatmacık o zifir günlerin ardından Şems’ini bulmuş, Rabbi’ne doğrulmuş istikameti. Bu vuslat ile kalbinin ciğerleri ne hoş ne hoş teneffüslere koşmuş.

Fatma’nın çayları demlendi, birlikte içecek dostlar arıyor

O zorlu ve O’nsuz günlerin ardından an gelip Fatma’nın suları kaynar, çayları demlenir ve başlar yana yakıla Allah’ı konuşabilecek dostlar istemeye. Kader-i İlahi karşısına Senai Demirci ve Ahmet Bulut’u çıkarır. Sonrasıysa bir dolu macera… Yaşanan nice kıymetli sahneler Fatma isimli kitapta toplanmaya karar verilir. Ki Fatma’nın Rabbiyle olan diyaloğu, O’nsuzlukla içi pârelenmiş insanlara şifa olsun.

Altı çizilerek okunacak bir kitap!Fatma Tatlı

Fatma kitabında kendi hayatımızdan kesitler bulacağız. Hasta mıyız, dertte miyiz, insanlardan yana zorda mıyız… Tüm bunlardan kesitler var içinde. Kitabı gündüzün aydınlığında okumaya başlamıştım, bitirdiğim gün ise sokak lambasının odama gelen turuncu ışığı konuk olmuştu sayfalara… Bir elimde kalem, bir elimde merhem, bazı kelimeler daha bir süslendi diğerlerinden. Güzel bir kitabı okumanın en güzel tarafıydı belki de; yüreğinizi sükûnetin beşiğinde Rabbinizle baş başa bırakması…

Zahiri sağlam ama batını engelli olanlar da var

İnsan kendi iç engellerine vakıf olunca, yapması gerekenleri yapamadığını görünce, kolu bacağı ve sair organları olmayanlara engelli nazarıyla bakamıyor, ya da kendini onlardan ayrı bir yere koyamıyor. “Bak kardeşim” diyor, bak, ben de görmem gerekenleri göremiyorum, âmâ kardeşlerden farkım ne ki… Bak yürümem gereken yollarda yürüyemiyorum, bedenime takılı bu iki bacak yeterli mi ki… Ellerim hayr işlemiyor, dillerim hayr söylemiyor ise, bak ve gör, zahiri sağlam batını pek engelli insan kardeşin, işte karşında duruyor!

 

Özge Sena Bigeç, “güzel yollarda engeller def ola, akıbetler hayr ola” dedi

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2016, 13:56
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
glhnmgrsy
glhnmgrsy - 7 yıl Önce

Ahmet Bulut, konferans için Kütahya-Tavşanlı'ya geldiğinde dinlemiştim Fatma ablamızı. Ahmet Bulut, ne kadar etkilenmiş, ne heyecanla nakletmişti aralarında geçen konuşmaları...Güzel çalışma olmuştur eminim. Yüreğine bereket olsun Ahmet Hocamızın da...

Tahsin Doruk
Tahsin Doruk - 7 yıl Önce

Bu kardeşimizi TRT için hazırlanan Hac Yolunda adlı belgeselde izlemiştik ilk olarak. O yayını izleyemeyen varsa girsin trt'nin internet sitesine ordan bulup izlesin. Onun Allah ve Rasulü'nün aşkıyla yanan yüreğini görünce ağlamak garanti.

banner19

banner13