Faniliğin ve sıradanlığın farkına varmaktır kulluk

İrade, insanın bende hayattayım ve yaşıyorum demesinin en anlamlı yoludur. İradesiyle var olmaya çalışan insan kendine biçtiği değeri 3 yoldan temin eder. Nafiye Yüksel yazdı.

Faniliğin ve sıradanlığın farkına varmaktır kulluk

İnsan bir şeyden kaçarken hep başka bir şeye yaklaşır. Yaklaştığı her ne ise onu kutsayarak yapar bunu. İntihar eden kişinin en güzel kıyafetini giyerek intihar etmesi buna örnek verilebilir. Bir şeyden kaçmak aynı zamanda onun tam zıttı olana çok yaklaşmaktır. Çünkü kalpte iki zıt aynı anda barınamaz. Birinin varlığı diğerini yok eder. Peki, insan neyden kaçar? Kendinden, adına başka isimler bulur ama özünde kendinden kaçmak ister.

Her insan içinde Allah’tan bir öz taşır. Yaratılmışlar arasında Yaratıcıyı tanıyabilecek tek varlık insandır. Allah’tan uzaklaşmak ise tanrısal özelliklerden uzaklaşmaktır. Kişi Allah’tan o kadar uzaklaşır ki aklını nefsani arzular ve istekler istila eder. Kendinden kurtulmak ister oysa sadece Allah’a yaklaşsa iradesinin de zuhur edeceğini görecektir. Nitekim kendini değerli hissetmeyle irade arasında çok güçlü bir ilişki vardır. Bütün psikolojik rahatsızlıkların temelinde iradesizlik yatar. Ve bu rahatsızlıkları gidermek için kişiye her gün yapılacak belli ödevler verilir. Tıpkı ibadetin az ama devamlı olanının makbul olması gibi. İrade, insanın bende hayattayım ve yaşıyorum demesinin en anlamlı yoludur. İradesiyle var olmaya çalışan insan kendine biçtiği değeri 3 yoldan temin eder.

Kul olmanın sırrına ermek

Kendini değersiz hisseden insan meşruiyet kaynağını nefsten alır. Hayatında ne ile meşgulse bunu ona yaptıran nefsidir. Mutlulukları anlıktır, sıradan olanın tadına eremez. Hayatında tabiri caizse hep bir mucize arar. Ancak harikulade olanın ona ebedi bir lezzet vermesini bekler. 

Sadece kendini değerli hisseden insanın meşruiyet kaynağı insandır. İnsan olmanın yüceliğinin farkındadır ama bu yüceliği kendine kendisi biçmiştir. Ve bu yüceliğe herhangi bir noksanlık geldiğinde değerinin de eksildiğini düşünür. Varlığının kaynağını ilahi bir güce değil de kendine yaslamanın zayıflığını göz ardı etmiştir. Bu yaklaşıma yanlış demek değil de eksik demek daha yerinde olacaktır.

Kendine değer verenin Allah olduğunu bilen kişi ise meşruiyet kaynağını Allah’tan alır. Kul olmanın sırrına ermiştir. Sıradanlığın lezzetini almıştır. Güneşin her gün doğması ve yerini aya bırakması o kişi için en büyük mutluluktur. Dünya bu üç kişi için de aynı dünyadır sadece varlığının kaynağını nereye hamlettiği ile ilgilidir.

Değer görmek değer bilmeyle ilgilidir, peki ama neyin ve kimin değeri? Varlığımızın kaynağını nereden alıyorsak istikametimiz de o denli bellidir.

Nafiye Yüksel

banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sahra
Sahra - 2 ay Önce

Çok güzel yazmışsınız hocam❤️

banner19

banner13

banner26