Facebook ve Twitter bir günlüğüne çökse

'Nasıl daha iyi ve daha uzun yaşayabilirim?' sorusuna kafa yorduğumuz kadar 'Nasıl daha iyi bir kul olabilirim?' sorusuna da kafa patlatsak.. Ayşegül Sena Kara yazdı..

Facebook ve Twitter bir günlüğüne çökse

 

Hâlâ var mıdır 'Gül Yetiştiren Adam'lar? Araştırmacı gazetecilik yapanlar bulsa ya o adamları. Gazetelerin üçüncü sayfalarını karanlık haberlerden kurtarsalar. Bu güzel adamların hikayeleri, iyilikleri, güzellikleri süslese sayfaları.

Tarık Tufan kitap yazmaya verdiği arayı sonlandırsa. Şehre koşarak gelen adamların yine hikayelerini yazsa, şehirde bulamadığımız anlatıcıları anlatsa da okusak. Kişisel gelişim kitaplarını ateşe veren kahraman, bu sefer de iş arkadaşlarının sağlıklı yaşam kitaplarını ele geçirse. Mucizevi reçeteleri, 100 soruda 150 yıl yaşama formüllerini uygulamaya alışkın bünyeler için bunların yoksunluğu nelere sebebiyet verir görmüş oluruz.

'Ya Tahammül Ya Sefer'deki Murat abi hâlâ o çınarın altında mıdır acaba, gidip bir çayını içsem, dinlesem, dinlesem, sussam... 'Dava Delisi Kerim' ne yapıyor, bulabilir miyim onu da? 'Hani bu davayı omuzlayıp gidiyordunuz hepiniz?' diye sorsa. Sitemlerini dinlesem, hayal kırıklıklarını, kırgınlığını, küskünlüğünü anlamaya çalışsam...

Asım Gültekin sıkı bir yazı yazsa, afallatsa bizi, şaşkına uğratsa. Sonra o sıkı yazılar toplansa da iki kapak arasına girse...

Ezgileri yeniden keşfedelim

Ömer Karaoğlu, Taner Yüncüoğlu ezgisi keşfetsek arada. Kim bilir bilmediğim daha nice eskilerde kalan fakat eskimeyen şahane ezgiler, marşlar var. Bildiklerimizi, bildiğimizi sandığımızı, kulağımıza bir yerlerden çalındığı halde hayatımızda olmayan marşları ilk defa dinliyormuşçasına, kendimize söyleniyormuş gibi alsak, kabul etsek, anlamı yakalamaya çalışsak...

Tanıdığımız çocukları toplayıp onlara ezgilerimizi, marşlarımız öğretsek. Koro halinde söylesek hep beraber.

Okullarda Kur'an-ı Kerim ve Siyer dersleri nasıl gidiyor acaba? Çocukların tertemiz akılları kirliliğe bulaşmadan Peygamberimizin hayatıyla buluşuyor mu? Zihin dünyalarına, ezberlerine Efendimiz'in mübarek zevceleri, Ehli Beyti, ashabı giriyor mu? Allah ve Peygamber sevgisi kalplerinin en derin yerlerine hiç çıkmayacak şekilde yerleştirilebiliyor mu? Öğretmenler çok zor sorular hazırlamasa da, herkes bilse cevapları, 100 alsa öğrenciler sınavlarından.

"Hikmet müslümanın yitik malıdır. Nerde bulursa almaya daha layıktır." buyurmamış mı Hz. Muhammed (s.a.v)? Birbirimizin açıklarını arayacağımıza hikmetin peşinde olsak. Bir araya gelince öğrendiklerimizi birbirimize aktarsak. Ataullah İskenderi'nin Hikmetler kitabını okuyup anlamaya çalışsak ne kıymetli öğütlerle, deryalarla karşılaşacağız kim bilir.

Cafcaf'taki karikatürlere, değinilere, esprilere beraber güleceğim veya beraber gülemeyeceğim arkadaşlarım çoğalsa. Cafcaf'ı sahiplenenler artsa okullarda, üniversitelerde.

Facebook ve Twitter bir günlüğüne çökse, herkes bir ağzı ve kulağı olduğunu, yanı başında dostları olduğunu yeniden farketse hiç fena olmazdı hani. Sanalda yaşamaya alışık olduğumuz için sudan çıkmış balığa mı döneriz ne dersiniz?

Sadece İstanbul'da ve büyük şehirlerde olmasa kültürel programlar, kurslar, seminerler, konferanslar. İmkanlar her yerde genişletilse. Anadolu'nun bir şehrinde de oynasa izleyebileceğimiz tiyatrolar, sinemalar.

Biraz da farklı konular konuşsak artık

Kadınlar bir araya gelince zayıflama tekniklerini, sağlıklı yaşam formüllerini konuşmaktan vazgeçse, bıksalar artık bu konulardan, birine gına gelse, haykırsa “yeteer” diye. Gerçekten mi sıkılmadınız?

'Nasıl daha iyi ve daha uzun yaşayabilirim?' sorusuna kafa yorduğumuz kadar 'Nasıl daha iyi bir kul olabilirim?' sorusuna da kafa patlatsak. Asıl vazifelerimiz üzerine beyin fırtınası yapsak biraz da, gündemimize alsak, fikir üretsek, planlar geliştirsek.

Dergi okusak arkadaşlarla bir araya gelip. Sonra herkes en beğendiği hikayeyi, şiiri seçse.

İnsanlar hediye alacağı zaman vitrinde bekçilik yapacak yararsız şeyler yerine kitap hediye etse birbirine. Hadisin ne olduğunu bilmeyene hadis kitabı sunsa mesela.

İyiye, doğruya, güzele, kardeşliğe çağıran vakıf ve dernekler daha çok daha çok çalışsa, öğrenci yurtlarının sayılarını artırsalar. Bu yurtlar sadece barınma ihtiyacına değil, kültür-sanat-ilim ihtiyacına da cevap verse... Kaliteli etkinlikler yapılsa... Öğrenciler kendi aralarında okuma grupları, hadis halkaları oluştursalar...

Müslüman sinemacılara destek verilse... Onlar da kaliteli işleriyle, senaryolarıyla, fikirleriyle çalsalar eli boş döndürülmeyecekleri kapıları...

"Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günler" kalıbı "Müslüman olmaya ve kardeş kalmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günler" olarak değiştirilse ya.

'Kardan aydınlık'ın bir sabah geleceğine olan inancımızı tazelemek adına dinleyelim Taner Yüncüoğlu'ndan, yeniden keşfedelim ezgiyi:

 

 

Ayşegül Sena Kara demeden edemedi

Güncelleme Tarihi: 17 Ekim 2014, 12:20
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
tespih
tespih - 6 yıl Önce

haberin resmi harika

tuba
tuba - 6 yıl Önce

harika bir yazı olmuş gerçekten... başından sonuna çok beğendim. eline sağlık arkadaşım...

feti
feti - 5 yıl Önce

Taner Yüncüoğlunu sesini, şiirlerini ve müziğini anlayacak dinleyici sayısı az.. T Y GSF muzik bölümü mezunu işini para için değil sanat için kaliteli yapmaya önem verdiği için kendi reklamını fazla yapamadığı için sonradan çıkanlar isim şöhret ve para olarak geçtiler..bu sebeple T Y da galiba aramızdan ayrıldıktan sonra takdir edilecek büyük sanatçılardan galiba..

banner19

banner13