Evvel refik ba’del tarik

"Hayat; tarih, zaman ve mekânın hareketliliğine ayak uydurarak dönen bir çember gibidir. Çember döndükçe içinde çalkalanan insan, yaşamın sırrını saklayan bir küptür." Ayşenur Gürbüz yazdı.

Evvel refik ba’del tarik

Yol kelimesi ile her rastlaştığımda gözümün önünde bir an canlanır. Topraklı, iki tarafı boyunca yeşillikler ve taşlar olan ara ara çiçeklerin ve evlerin eşlik ettiği şose bir yol. Diğer yandan yolcu ve yolculuk kavramları ile bu ânı zihnimde canlandırmaya devam ederim. Öyle ki bu tefekkür günlük hayatın akışında güzel bir nağmenin radyodan bize eşlik etmesi gibidir. Ben yaşamaya devam ederken yol yürünmeye, rüzgâr ile havalanan topraklar eteklerime tutunmaya alışmıştır. Ancak yolun hâlleri tek bir ândan ibaret olamayacağı için mevsim değişir, yolculuk kâh kolaylaşır kâh taş gibi sertleşir ama her halükârda duraksamadan devam eden bir canlılığı vardır.

Hayatın bir yola benzetilmesinden midir yoksa yolun kaderimizin değişmeyen bir parçası olduğundan mıdır bilmiyorum ama ben de yürümeyi birçok insan gibi çok severim. Mutlu olduğumda, hüzün baskı yaptığında veya zihnimi toparlama ihtiyacı duyduğumda mütemadiyen yürürüm. Yürümenin düğümlü olanı açmak gibi bir huyu vardır. Uzun zamandır çözemediğiniz bir sorun ile yola çıkarsınız, yol ilerledikçe yükünüz azalır, dert heybenizden azalanların artmaya, zihninizin ve kalbinizin çiçek kokulu bir ferahlıkla dolmaya başladığını fark edersiniz. Yol bitip menzile vardığınızda nasıl olduğunu anlamadığınız bir hafiflikle derin bir nefes alırsınız.

Hayat; tarih, zaman ve mekânın hareketliliğine ayak uydurarak dönen bir çember gibidir. Çember döndükçe içinde çalkalanan insan, yaşamın sırrını saklayan bir küptür. Yaşanmışlığın bütün izlerini, insanlığın alın yazısını ve hayatın bütün cilvelerini Âdem babamız ve Havva annemizden bu yana taşıyarak aktaran sadece insandır. Zaman geçtikçe tarih yıllanır, insanlığın sırrı artarak devam eder ve içimizdeki sayısız dehlize yüklediğimiz yaşam mirası ile yola devam ederiz; gücümüz yettiği, nasibimiz miktarınca yolun hallerinden habersiz ilerleriz. Yürüdükçe künhüne vardığını sandığımız hayat, ansızın maharetini sergiler ve sizi hiç beklemediğiniz bir şekilde şaşırtır. Bu öyle mahir ve hassas ölçüde olur ki güldürürken ağlatabilir; ağlarken güldürebilir. An gelir bir gözünüzden hüzün damlaları akarken diğerinden her tarafa sevinç gözyaşları saçılır. Hiçbir boşluk ve anlamsızlık taşımayan yolun bu halleri dünyadaki garipliğinize, yüreğinizin bütün ayrıntılarına son derece hâkimdir. Size neyin iyi geldiğine dair zihninizin karışık olduğu bir anda çeker çıkarır karanlığınızdan, elinizi sıkı sıkı tutar ve beraber yürüyelim der. Zorlukları, yokuşları olsa da hiçbir zaman çaresiz bırakmaz. İşte yol, acayiplikleri bitmez tükenmez bir ummandır.

İnsan yürüdükçe ona eşlik eden ve azığını paylaştığı, yolun bizzat kendisidir ancak yolu anlamlı hâle getiren yani yürünebilir kıvama getirip tadı tuzu olan yolun yarenidir. Dik yokuşları, derin hendekleri tek başına aşabilmenin mümkün olmadığı ve yaşamın ahengini tek başına yakalamanın tatsız oluşu aşikârdır. Ne yol ne yolcu ne de yoldaş tek başına bir şey ifade etmez. Ancak yol; yolcu ve yoldaşın uyumlu beraberliği ile yaşamın mihenk taşı hâline gelir. Peki, yolun yareni her zaman aynı şey midir diye bir soru sorduğumuzda hangi cevapları alırız bilmiyorum. Bildiğim tek şey; yoldaşlık meselesine baktığımız pencere sayısının azımsanmayacak kadar fazla olduğudur. Çünkü her insan ayrı bir dünyadır ve her dünyanın bambaşka bir düzeni ve iç dinamiği vardır. Parmak izlerinin birbirinden farklı olması gibi her yolun yoldaşı da yalnızca o yolcunun özelliklerine uygun olarak biçilmiş nadide bir kaftandır. Fikirlerin, yürüyüşün, bakış açına uygun olarak harmanlanır, onlar yoğrulup değiştikçe yoldaşın hâlleri de değişir, olgunluğuna ayak uydurur ve hayata katılım niteliği ve niceliğimize göre sayısı artar ya da eksilir.

Bu satırları zihninizdeki yoldaş tipleri üzerinden okumaya devam ettiğinizi farkındayım. Evet, hayatınızda anneniz, babanız, eşiniz, evladınız, arkadaşınız gibi birçok yoldaş rolü bulunuyor fakat tam da bu noktada farklı bir pencere açmak istiyorum. İnsanın yoldaşı yalnızca insan değildir. Size iyi gelen herkes ve her şey eşlik ettiği müddetçe yoldaşınızdır. Ömrünüze yön veren kitaplarınız, düşünceleriniz, gönlünüz; acı-tatlı tecrübeleriniz, büyüklerin yaşanmışlıkları ve daha nice var oluş yareniniz olabilir.

Yolcunun emaneti olan yoldaşa menzile varana dek sahip çıkabilmenizi, ömrünüze bereket, gönlünüzü neşe katacak sayısız yoldaşın varlığını her daim hissetmenizi ve yoldan ayrı, yolcudan gayrı garip kalmamanızı dilerim.

Ayşenur Gürbüz

Yayın Tarihi: 09 Eylül 2021 Perşembe 12:00 Güncelleme Tarihi: 09 Eylül 2021, 15:29
banner25
YORUM EKLE

banner26