Evet Mısırlı kardeşim, özgürüz biz!

Seyyid Kutub yıllar önce "Kardeşim sen özgürsün" diye seslenmişti Müslümanlar'a... O hatırlatmanın yankısı hâlâ kulaklarımızdan gitmiş değil. Biz de bugün kendisine sesleniyoruz.

Evet Mısırlı kardeşim, özgürüz biz!

 

Müslüman, prangalara vurulmuş olsa da hürdür. Tıpkı yolunun aydınlatıcıları olan peygamber efendilerimiz gibi... "Beni Allah tutmuş, kim eder âzâd" diyen Necip Fazıl da buna dikkat çekmişti. Kölelerin kurduğu tuzaklar, zarar gibi gözükse de, bizi uyanık tutan, gaflete düşmemize mani oldukları için kendilerine teşekkür ederiz.

Bütün dünyayı karanlığa boğan orduları, Allah'a bağlanmış yüreklerimizle kökten sildiğimiz gün, güneş bir daha tutulmayacak. Fecrin ve aydınlık günlerin doğuşuna adadığımız ruhumuz, güzel günlerin ılık ışıkları altında dinlenecek. Zillete hiçbir devirde razı olmadık, bundan sonra da olmamızın imkânı yok. Zillet, sırtımıza binmek için, sendelememizi kollasa da, adımlarımızı toprağı incitmeden sapasağlam basıyoruz yere. Şehâdet bir gün eğer bize de nasib olursa, bu zaten yıllardır beklediğimizdir. Kollarımızı açar ve kucaklarız onu.

Mücadeleden neden bıkalım ki? Dünyada tek bir ağlayan göz kalmayana kadar biz bu yoldan ayrılacak değiliz. Yaraları saracak olan ve sancağımızı muhkem gönül kalelerinden, zulümle inleyen coğrafyalara bir muştu olarak dikecek olan biziz. Yerinden sarsılmaz dağların dayanağı biziz. Biz kalbimizle yürürsek eğer dağlar da peşimiz sıra gelir. Bütün ağırlıkları hallaç pamuğu gibi atmamıza mani olacak bir engel bilmiyoruz. Karanlık çekip gidene kadar, güneşi ve ayı da ardımıza alarak, mazlumlar için zalimlerin üzerine yürüyeceğiz.

Ebedî ve akşamsız bir sabahın daimî konukları olacağız

Yaptıklarımızı yalnızca Allah için yapacağız. Bizim için başka bir gaye asla olmadı. İçimiz sürekli geçiyor olsa da, tarihin hiç bir döneminde, bedenimizle ve ruhumuzla birlikte uyumadık. Birini kesinlikle bekçi bıraktık dünyada. Mücadeleden yılıp, irademizi bir kenara atacak değiliz. Mazlumlar can için verme ihtimalinin sevinci, her nefeste kudretimizi tazelerken, böyle bir şey aklımızdan nasıl geçsin. Bizim zaferimizi şehidler inşaa eder. Her birimiz de o şehitlerden biri olmak için can atmaktayız.

Görünenlerin ve görenlerin Rabbi olan Allah'a giden yolda, ayağımıza batan dikenler, bizi O'nun boyasına boyar. Cezalandırılmak yahut affedilmek bizce birdir. Fakat Allah'tan başka kimsenin affı bizi sevindirmez ve yüreğimizi soğutmaz. Arkamıza bakmadan ve tereddüt etmeden yönümüzü nereye çevirirse imanımız, oraya doğru emin adımlarla yürür ve vardığımız yerin rahmeti oluruz. Yaralı bir kuş değiliz ve kimseden bize acımalarını beklemiyoruz. Şerefi olan insanlar bizimle aynı safta yürür ve adımlarını insanlığın zaferinin günaydınları için atar.

Bu yolda ölecek olursak, ölenlerimiz en sevdiklerine kavuşacak. Ebedî ve akşamsız bir sabahın daimî konukları olacağız. Parmaklıklar ardında olsak da prangalara vurulmuş olsak da özgürüz. Çünkü yüreğimizin kuşu, mazlum insanların özgürlüğü için cıvıldamaktan asla vazgeçmeyecek. Biz her barışın güvercini, her savaşın kartalıyız. Su gibi her yere can götüren, canlarız biz!

 

 

Ahmed Sadreddin yazdı

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 13:56
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13