banner17

Engellere rağmen neler yapabiliriz?

Elimizdekilerin kıymetini ne kadar biliyoruz? 'İnsanız' deyip farkında olamadıklarımıza bahane mi arıyoruz yoksa!

Engellere rağmen neler yapabiliriz?

Bir engelle karşılaştığında hemen yılar mısın? Öyleyse bu kitabı okuyabilirsin, hayatta karşımıza çıkan engellerle nasıl mücadele edilir, bedenimizin hakkı son zerresine kadar nasıl teslim edilir, öğrenmek istersen, "Engel Duvarı" nı atlayarak (okuyarak) başlıyabilirsin.
 
Daha önce adını duymadığm Gülseren Gümüş'ü bir panel vesilesiyle  tanımış oldum. Konuşmasını yapmak için çıktığında, tekerlekli sandalyesindeki ufacık bedeniyle bizleri ziyadesiyle şaşırttı. Zira slayt gösterisinde izlediklerimize bakılırsa, kurmuş olduğu dernekleri, faaliyetleri, katkıda bulunduğu bir sürü etkinliği öğrenince insan biraz afallıyor doğrusu. Çok heyecanlı olduğunu ve fazla konuşamayacağını söyledi ama zaten belki on beş dakikayı geçmeyen konuşması bize o kadar çok şey anlattı ki. 

Bedenimizin hakkı nasıl verilir?
 
Şöyle başladı konuşmasına; “Şimdi hepinizi ayağa kalkmaya davet ediyorum, önce sağ kolunuzu kaldırın ve indirin, sonra sol kolunuzu, şimdi de oturun. Bu hareketleri yaparken vücudunuzda kaç tane kasın işlev gördüğünden haberdar mısınız?”

Buyrun burdan ağlayın, gözyaşlarını tutabilene aşkolsun, başka söze hacet var mı ki? Sanki her şey kendiliğinden oluveriyor, her gün sayısız kere yaptığımız bize sıradan gelen bedenimizle uyumlu hareketlerin kıymetinin Gülseren Gümüş fazlasıyla farkında. Çünkü kendisi Spinal Musküler Atrofi, yani kas hastası. (Sanki sağlığımız yerindeyken şükretmek, verilen sonsuz nimetlerin farkına varmak niye bize zor gelir, anlamış değilim.)
 
İlk engelleme ailesinden geliyor
 
Mücadele vermeye ailesinden başlıyor, ablası da aynı hastalıktan vefat ettiği için onun üzerine titriyorlar ve belki de doktorların biçtiği sayılı ömür yüzünden fazla yaşamayacağı düşünülüyor. Bu sebepten kafeste kuş besler gibi büyütmeyi isteseler de onun zekası ve yüreği bedenini fazlasıyla taşımaya müsait. Okul yıllarında kendi okuluyla, diğer çocukların gittiği okul arasındaki parmaklıklardan "öteki okulu" izlerken düşündükleri iç acıtıcı hakikaten. Kendi okuluna hep servisle geliyor çocuklar ama diğer okula anne ve babalarının ellerinden tutarak, yürüyerek ve çantaları sırtlarında geliyorlar. (Çevremdeki çocukları gözlemlediğimde ise zavallı çocukların çantalarını taşıma özgürlükleri bile yok, çünkü anneleri fırsat vermiyor ve on dakika mesafedeki okullarına bile yürüyerek gitmekten acizler, servise biniyorlar).

Gülseren Gümüş, Engel DuvarıÜniversite hayalleriyse ailesinden uzakta bir okulda okuması gerektiği için kabul görmüyor. Fakat onun bedenden taşan ruhu boş durmuyor eve sığamadığı için iş imkanlarını araştırıyor ve başvurusu kabul edilip çalışma hayatına giriyor. Sonra kalbinin çalışmasında bir aksama olmadığından olsa gerek evlenmek isteği zuhur ediyor, gene karşı çıkılıyor tabi her zamanki gibi. Ama o ısrarı ve azmiyle ailesini razı etmeyi başarıyor ve evleniyor. Eşiyle birlikte çevresindeki muhtaç insanlara nasıl yardımcı olabileceklerini düşünüp, onlara destek olan arkadaşlarıyla birlikte Güldeste Dayanışma Derneğini kuruyor sonra da Güldeste Çocuk Kulübünü.
 
Duha suresi en yakın dostu
 
İnsan ister istemez soruyor, bu azim, bu şevk, bu ruhu böylesine besleyen güç nereden geliyor? Cevabı, Engel Duvarı kitabında karşımıza çıkıyor. Gülseren Gümüş sürekli Rabbiyle irtibat halinde, her daim onunla konuşuyor, dertleşiyor, sonsuz bir güven ve teslimiyetle bırakmış kendisini O'na.

Duha suresini yoldaş edinmiş kendisine: O seni yetim bulup barındırmadı mı? Şaşırmış bulup yol göstermedi mi? Seni fakir bulup zengin etmedi mi? Öyleyse yetimi sakın ezme. El açıp isteyeni de azarlama. Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla an.

Kendi ifadesiyle o "her gün giderek güçsüzleşen bedenimdeki arta kalan kıpırdayışların hakkını vermeye çalışıyorum" diyor. Peki ya biz ?!
 

 

F.Kebire Gündüz Karaaslan Duha var engel yok dedi

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2016, 15:42
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yeter Demir Ekinci
Yeter Demir Ekinci - 8 yıl Önce

Masallah, Subhanallah, Barekallah...Yazan kardesimize de tesekkür ediyorum...

murat sarı
murat sarı - 8 yıl Önce

Gülseren hanımı yazı konusu edinen arkadaşımız gibi, bu mevzuda yazmaya kalkışan hemen herkes, bahsettiği kişiyi ötekileştiren bir dil kullanıyor. Bakın neler yapmış, nasıl da başarmış oysa engelleri var. Valla herkesin önce bu dil,bu yaklaşım engelini aşması gerekiyor. Onlar ve biz diye ayıranbir dil, bizde bir gün engelli olabiliriz gibi bir dil hiç olmasa hiç böyle konuşulmasa daha yerinde olur.

Limoni
Limoni - 8 yıl Önce

Böyle insanların var olduğunu bilmek içimi ışıtıyor. Resmen mutlu oluyorum. Sağ olun. Var olun...

banner19

banner13

banner20