Endülüs bizi bırakmasın Allahım!

Evet bir düşçüyüm ben Allahım! Ve senden bize yeni bir Endülüs Düşü nasip etmeni istiyorum. Bizi bir Endülüs Düşü’nde birleştir Yüce Rabbimiz!

Endülüs bizi bırakmasın Allahım!

 

Endülüs bizim ilk büyük kaybımızdır. Daha önce de gelmişti aç kurtlar gibi düşman. Haçlılar batıdan, Moğollar doğudan. Ama ilk defa yüzyıllarca Müslümanların elinde kalmış topraklar toptan elimizden alınıyordu. Artık orda kalbimizde erimeleri mümkün değildi. Benim kişisel tarihimde de 'gerçekleşmiş bir düş'ün yitimi olduğu için, canımı çok yakmıştır. Şükürler olsun ki hala o düşün peşindeyim. Bu yüzden yıllardır içimde birikenleri kısacık bir duaya dönüştürüp sizinle paylaşmak istedim. Ki sizler de aminler çekip iştirak edesiniz bu duaya, bu düşe.  
Endülüs bizi bırakmasın Allahım!

Biz bu sefer Endülüs’ü bırakmayalım Allahım!

Endülüs de bizi bırakmasın Allahım!

Oradan bir Müslüman Arap baharı yayılıyor kalbime kalbime… Mağripteki o Maşrikiler vahdetlerini koruyup direnebilselerdi Ehl-i Salib’e, Haç’ın askeri düzenine karşı; Napolyon Mısır’a girebilir miydi? Trablusgarb’a, Libya’ya İtalyanlar girebilir miydi acaba? Bu çağın en batıdan gelen kovboy Moğolları gelip Bağdat'ı yerle bir edebilir miydi?

Bize yeni bir Endülüs!

Evet bir düşçüyüm ben Allahım! Ve senden bize yeni bir Endülüs Düşü nasip etmeni istiyorum. Mülk’ün yegane Maliki Sensin. Darmadağın kullarını en iyi gören Sensin. Bizi bir Endülüs Düşü’nde birleştir Yüce Rabbimiz!

Bilinçsiz-kafir bombalar!

Bizi bilinçsiz-kafir bombalarla birbirimizden daha fazla ayırma! Bize ilim, hikmet ve feraset nasip et! Bizi küffarın binbir türlü oyununu unutup birbirine düşen, birbirine kan kusturan, birbirini susturan, birbirine karşı tahammülsüz ve sevgisiz bir topluluk eyleme!  

Geleneğin has birikiminden faydalandır bizi Rabbimiz!

Rabbimiz! Miladi 19. ve 20. yüzyılın ve bu çağın; dertli alimlerimize, mütefekkirlerimize, sufilerimize, devlet adamlarımızın aceleyle kurtuluş ararken, gecelerini gündüzlerine katarken ortaya koydukları birikimin has olanından faydalanmayı nasip et bize! Onların bıraktığı yerden devam edip birliğimizi yeniden tesis etmeyi nasip et!

Senin Vechi'ne ulaşsın bütün yürüyüşlerimiz!

Rabbimiz! Bütün düşlerimizden Mekke’ye giden yol en parlak, en belirgin yol olsun. Senin Vechine, rızana ulaşsın bütün yürüyüşlerimiz, eylemlerimiz. En büyük neşvemiz, neşemiz senin önünde takva ile, esriklikle eğilmek olsun.

Öyle zor ki dünyayı bırakmak!

Rabbimiz gelip gelip bir şeyler yakalıyor zavallı nefsimizi. O da tutup kendine çekiyor ruhumuzu, kalbimizi. Öyle zor ki dünyayı bırakmak. Parayı bırakmak. Kadını, erkeği bırakmak. Makamı mevkiyi bırakmak. Yanlış yerlere bırakıyoruz böylece kendimizi. Oradan meleklerin kaçmış oluyor. Orada doyumsuz bir iştiha, sarhoş edici şehvet, esir edici maddiyat, sıcak koltuklar oluyor. Rabimiz! Celalinle değil, Cemalinle sen yakala bizi. Rabbimiz Senden Sana kaçıp sığınalım! 

Gülümse biz zavallılara!

Ey Rahman olan! Gülümse biz zavallılara! Kulaklarımıza, gözlerimize kaçan dünyalıkları çıkarmamıza yardım et! Bizi nefsimizle başbaşa bırakma! Bizi ateşini büyütenlerden eyleme! Bizi elçilerin en mükkemmeli olan Muhammed Mustafa’yı işiten, gören ve O’na itaat eden kullarından eyle!

Mutlak yanılmazlığımıza inandırma bizi!

Rabbimiz bize eşyanın hakikatini göster! Nefsimizin, kalemimizin, konuştuklarımızın, eylediklerimizin, konumlarımızın mutlak yanılmazlığına inanıp dışlayıcı, aşağılayıcı, tekfir edicilerden eyleme bizi. Kalbimizi Senin evin kıl! Putlardan, yanlış algılayışlardan, merhametsizlikten, acımasızlıktan, günahları küçük görmekten uzak tut bizi. 

Adanmış önderler tüm gemilerimizi yaksınlar!

Rabbimiz! Adanmış önderler gene düşsün önümüze. Tüm gemileri yaksınlar. Bütün korkularımızı, şeklerimizi, şüphelerimizi, mızmızlıklarımızı, rahatlığımızı, rahatsızlığımızı, psikolojik-sosyolojik,  takıntılarımızı, entelektüelliklerimizi yaksınlar. 'Başka türlüsü güç' İşte burası Endülüs olacak desinler. Burası Bağdat, Buhara, Horasan, Tebriz, İstanbul, Diyar-ı Bekr, Kudüs desinler. Rabbimiz inanalım sevinçle, sevgiyle. Kalbler Senin iki elinin arasında. Rabbimiz bizi sarsılmaz bir imanla inandır nusretine. Fetih suresini iki kere, üç kere, çok kere okuyalım. Kalbimize nazil oluyormuşçasına okuyalım. Medine'deymişiz gibi hala. Ama Mekke Allah kadar, Allah'ın va'di kadar yakın. İnanalım: Allah asla sözünden dönmez!

 

Mustafa Nezihi kalbinin sesini açtı.

 

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2012, 22:21
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
estetik
estetik - 8 yıl Önce

bizim de sonumuz öyle ise bırak kalsın öyle endülüs, gemilerde yanmasın belki daha iyileri çıkar gelir. gece gece yazdırdın bana.

Vesselâm...
Vesselâm... - 8 yıl Önce

Gereksiz evhamlar... Böyle emri bil maruf olmaz millet..!İstikâmeti muhafaza edemeyen her çıkışın sonu sükûttur...Biz bir endülüs daha olabilelim sonrasını sonra düşünelim...

emri bil maruf
emri bil maruf - 8 yıl Önce

çıkış yapmak aslında istikameti korumaktır yoksa her hareket erken sukut bulur. endülüsü bilen bir kişi ancak böyle güzel yazabilir,iyi ve iyi olmayan taraflarını da.Öyleyse artık endülüse endülüs gibi bakmayıversek değil mi ? Nice kavimler vardı abdest alıp namaz kılan, onlar da kötüler içinde helak olup gittiler.

Rüveyda
Rüveyda - 8 yıl Önce

Amin...

banner19

banner13