En uzun soluklu basın serüveni: Tercümân-ı Hakîkat

"Türk basınının en uzun soluklu gazetesi Tercümân-ı Hakîkat, edebiyat derslerinde sıkça karşımıza çıkan, üzerinden üstün körü geçtiğimiz, belki dönemini ve kimin tarafından çıkartıldığını öğrenerek bir kenara bıraktığımız bir bilgiden ibaret olabilir. Hâlbuki basın tarihi açısından oldukça ehemmiyet arz eden bu gazete hakkında bilmemiz gereken pek çok nokta olduğu bir gerçek." Fatma Elifnur Kaya yazdı.

En uzun soluklu basın serüveni: Tercümân-ı Hakîkat

Kağıttan mektep

Tercümân-ı Hakîkat gazetesi, halka okuma yazma öğretmek, bilgi ulaştırmak ve kültür yayılımını sağlamak gibi ilkeleri düstur edinmiştir. Bu nedenledir ki kamuoyu oluşturma noktasında önemli bir araca dönüşmüş, halkın fikir yapısını etkileyen bir gazete konumuna gelmiştir.

II. Abdülhamid dönemi gazetesi olan Tercümân-ı Hakîkat, benimsemiş olduğu ilkeler doğrultusunda; halkı eğitme, yönlendirme ve zararlı düşüncelerden korumayı amaç edinmiştir. Hem maddî hem de manevî destekler sayesinde uzun yıllar yayın hayatını sürdürmüştür. Halkçı ve memleketçi bir görüşü benimsemiş olan gazete; kapılarını gençlere açmış, onları yetiştirmiş, dönemin ilim irfan ocağı olarak anılmıştır. Tercümân-ı Hakîkat’in ocağında yetişen isimlere baktığımızda gazetelerin basın tarihi açısından değerini daha iyi anlayabiliyoruz. Ahmed Râsim, Ahmed Cevdet, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Halide Edip Adıvar, Ahmed İhsan Tokgöz, Hüseyin Cahit Yalçın bu isimlerden yalnızca birkaçı.

Yenilikçi ve mücadeleci bir gazete

Bir yandan dönemin siyasî olaylarına yer veren Tercümân-ı Hakîkat aynı zamanda dış ülkelerden de haber aktarmakta, bu konuda bilgilendirici bir misyonu üstlenmektedir. Bununla birlikte topluma ve gençlere yenilikçi bir bakış açısı kazandırmayı da hedefleyen gazetede; bilim, fen ve sanayi alanındaki gelişmelere; romantizm, natüralizm, realizm gibi sanat akımlarıyla ilgili bilgilere yer verilir. Böylece haber verme görevini yerine getirmenin yanı sıra farklı kültürlere ait bilgisi olan yeni bir toplum inşa etme amacını da hizmet ederek itibarlı bir gazete olma fırsatını yakalamıştır.

Sultan Abdülhamid, Müslüman birliğinin basın aracılığıyla işlenmesinin öneminin farkında olduğu için bu gazeteye oldukça ehemmiyet vermiş ve Osmanlı kimliğinin yeniden şekillendiği hareketli dönemlerde gazetenin imparatorluk dışındaki Müslümanlarla iletişimi sağlayan bir araç olarak kullanılmasını sağlamıştır. O dönemde, İslâm ülkelerinde çıkan gazete ve dergiler Batı’nın olumsuz yayınları karşısında bir mücadele unsuru olarak görülüyordu. Tercümân-ı Hakîkat, bu anlayışı en iyi şekilde taşımış, “İslâm birliği siyaseti” ve hilafeti geniş kitlelere duyurabilme amacına hizmet etmiştir.

Gazetenin başında “Yazı makinesi” olarak anılan Ahmet Mithat Efendi’nin bulunması da yerli yabancı birçok tefrikanın gazetede yayımlanmasına sebep olmuştur. Yüz elliden fazla roman ve ilmî kitabın yayımlandığı bilinen gazetenin en önemli kriteri, içeriğin; çekici ve akılcı bir üslup ile kaleme alınmış olmasıydı. Bu yüzdendir ki yayımladığı on dört ciltlik “Avrupa Tarihi” ve üç ciltlik “Dünya Tarihi” serileri merakla okunmuştur.

Emile Gabariau’nun “Orcival Cinayeti” adlı romanı da Ahmet Mithat tarafından tercüme edilerek gazetede tefrika edilmiş daha sonra da bastırılarak Türkçe’ye kazandırılmıştır. Ayrıca bu roman Türkçe’ye çevrilen ilk polisiye romanlardan olma özelliğini taşımaktadır. Tercümân-ı Hakîkat gazetesinin göz ardı edilemeyecek bir diğer özelliği de planladığı kampanyalarla şehit ailelerine ve yetimlerine yardım toplanmasına vesile olmasıdır.

Uzun soluklu bu gazete Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar yayınlarını sürdürmüş ve 26 Haziran 1878’de başladığı yayın hayatına 11 Şubat 1921’de 14677. sayısıyla veda etmiştir.

Fatma Elifnur Kaya

Yayın Tarihi: 15 Mayıs 2021 Cumartesi 10:00
banner25
YORUM EKLE

banner26