Elifba gerilikse Japon en geri!

4-5 dil bilen üniversiteli bir kız nasıl da birden ümmi oldu, gelin öğrenelim, halimize şükredelim!

Elifba gerilikse Japon en geri!

“Ben büyüyünce hizmetçi olacağım”

Okuma yazmayı bilmenin ne kadar önemli olduğu ta küçüklüğümüzden bize söylenir. Okula gitmek, okuma yazmayı öğrenmek, artık her insanın hayatının seyrinin bir parçası; başka bir yol düşünülemez. Yok, aslında düşünülür. Ne zamanki ders çalışmak ağır gelse, notlarımız biraz kırık olsa, hocadan ufacık bir şikâyet dahi duyulsa, annelerimizin hemen gözümüze soktuğu yoldur o, “tuvalet mi temizlemek istiyorsun, hizmetçi mi olacaksın.” Hizmetçi hayatının ya da doktor, mühendis hayatının farkının ne olduğunu o yaşta tam olarak kavrayamasak da, annelerimizin suratındaki ifade ve ses tonu bizi korkutmaya yeterdi.Kanci

Canımın sevdiği tam yağlı sütüm

Belki de duraksamadan ilk okuduğum cümle beni gerçekten çok heyecanlandırmıştı, hatırlamıyorum. Ama çocukluğumdan bu yana, okuma yazma kabiliyetinin aslında ne kadar hayatî olduğunun farkında değildim. Bırak edebiyatı, romanı, şiiri; haber başlıklarını, analizlerini, bir otobüs istikametini, bir tren istasyonunu, bir mağaza adını, bir “dana eti”ni okuyabilmek bile bir nimet. Sizi bilemem, ama ben tam yağlı süt ve yağsız sütü ayırt edebilmenin kadrini bilememişim yıllar boyunca.

Vay güzel Türkçem, Farsçam, İngilizcem. Okuyorum, yazıyorum, anlıyorum. Hatta Arapçam ve Almancam ve İtalyancam ve İspanyolcam. En azından anlamasam da okuyabiliyorum. Nerdeyse Rusçam diyeceğim. Ama demiyorum. Çincem hiç demiyorum. Fransızcayı sevmiyorum kardeş. Kalsın.

Neden Japonca en zor dillerden biri diye bilinir

Genel olarak herkesin zihninde orada burada gördüğü Japonca karakterler vardır. Evet, zor görünüyor. Ama sorun sadece o değil. Japonca’da tam üç çeşit alfabe kullanılıyor. Evet. Alfabelerden ikisi fonetik. Yani her karakter bir ses. Bildiğimiz Latin alfabesi, Arap alfabesi gibi. Anlamasan da okuyabiliyorsun en azından. Öğrenmesi de zor değil. Bu iki alfabeden biri yabancı dillerden Japonca’ya giren kelimelerin yazımı için kullanılıyor. Diğeri de Japonca bazı kelimeler için. Her biri 46 harften oluşuyor.

O üçüncü alfabe, ah o Çin’den çıkan ve Uzakdoğuya yayılan o alfabe yok mu... Adı Kanci, soyadı sancı. Alfabe denemez. Bu karakterlerin her biri bir manaya geliyor. Yani karakteri görünce, manasını ve okunuşunu bilmek gerek. Tamam, zor, o kadar da değil ama diyorsanız, her karakterin 6’ya kadar çıkan değişik okunuşları olduğunu, hangi karakterin ne manaya bir araya geldiği, cümlede nerede kullanıldığına göre değişik bir şekilde okunduğunu da belirteyim. Japonya’da, günlük hayatta zorluk yaşamamak, ümmi hayatı yaşamamak için, 2000’e yakın karakteri bilmek gerekiyor.

Bunların hepsini, neden 6 aydan sonra hâlâ Japonya’da ümmi hayatı sürdüğümü açıklamak için yazdım.

KanciEn güzel rüyanın kâbusa dönüştüğü an

Süpermarkette alışveriş yapmak kadar zevk aldığım bir şey yok, yemek yemek ve uyumak dışında. O rengârenk koridorlarda, abur cubur olsun, et tavuk olsun, süt ürünleri olsun, temizlik malzemeleri olsun, ne olursa olsun, yavaş yavaş yürüyüp ürünleri incelemek en sevdiğim aktivitelerden biri. Hele istediğim ürünü seçip, ağırlığı ve ezilebilirlik durumuna göre sepete yerleştirme anı yok mu, sanki bir rüya.

Ama Japonya’ya ayak bastığımdan beri, bu güzel anlar işkenceye dönüştü. Tek tek incelemek olayı rafa kalktı bir kere. Çünkü elimdeki elektronik sözlükle bile, ‘kanci’leri tek tek bulup manasını anlamak bir senelik iş. Onu bırak, istediğim ürünü bulmanın kendisi başlı başına bir “mişın impasıbıl” zaten. O kadar çok çeşit var ki ve görsel olarak o kadar az ipucu... Güzelim bildiğim yoğurduma kavuşana kadar kaç kere Japonların bayıldığı ama benim iğrenç bulduğum şekerli yoğurttan yemek zorunda kaldığımı ne ben söyleyeyim, ne siz merak ediyormuş gibi yapın.

Otobüse binerken, tren ya da metroyu kullanırken, adres bulmaya çalışırken... Yazısını okumasını bildiğiniz bir ülkede hiç önemli olmayan ayrıntılar, ümmi olduğunuzda nasıl da zor ve devasa gözüküyor bilemezsiniz.

Yani kısaca, hep beraber okuma yazmamızın kadrini bilelim.

Bir iki üç.

 

Salome, hâlâ ümmi ama umutlu

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2010, 00:01
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
dunya kazan ben kepce
dunya kazan ben kepce - 9 yıl Önce

Bu siteyi ve salome nin yazılarını yeni kesfettim. genel olarak cok istifade ediyorum. emegi gecenlerden Allah razı olsun.

banner19

banner13