'El yazılarına vuruyor güneş'*

Kâmil Yeşil, el yazısının neden önemli olduğuna değindi. Bir de sürprizle...

'El yazılarına vuruyor güneş'*

El yazınız nasıldır? Benim el yazım hiç iyi değildir. Bazı arkadaşlar beğenseler de içimdeki el yazısını yazamadım bu güne kadar. Bitişik, eğik, düz denemelerim olsa da sevmedim onları. ‘Bazı yazıları taklit edeyim’ dedim, beceremedim. El yazısı için harcadığım kağıdın, kalemin tabii ki dolma kalemin haddi hesabı yoktur. Şimdilerde dolma kalem hiç kullanmıyorum desem yanlış olmaz. Çekmecemde duruyorlar mahzun mahzun.

Latin harfleriyle hattat olunamaz15799

El yazısı derken öncelikle bitişik el yazısını kastetmedim. Elin işlevi yazıyı kastettim. Bitişik yazı çalışması yaptıksa da bir türlü ondan sanatsal bir zevk, bir göz estetiği yakalayamadım. Sonunda şu kanaate vardım ki Latin harfleri ile hat sanatı birleşmez; Latin harfleri ile okuryazar olunabilir ama hattat olunamaz, güzel sanat eseri olarak bir duvara asılmaz Latin harfleri. Bu zamana kadar estetik olduğu için duvara asılmış bir tane Latin alfabeli yazı görmedim, bundan sonra da görülmeyecektir. Sizin için de böyle bu, bizim için de, torunlarımız için de.

Oralardan dipdiri bir medeniyet ortaya koyacaklar

Eğer bir duvarda Latin harfli bir metin asılı ise o, yazısından dolayı değil, anlamından dolayı asılmıştır. İşte eskimez yazımızın temel farkı. Eskimez yazımızı okuyamasa da halkımız, bakkalda, kahvede, dükkanda, evde, iş yerinde hat örnekleri asar. Göze hitap eden, görünüşüyle estetik bir zevk veren bir yazıdır çünkü eskimez yazı. Bakmayın siz mezar başlarında, çeşme taşlarında, cami kapılarının üstlerinde görülen yazılar için ‘okunamıyor’ denmesine. ‘Altının kıymetini sarraf bilir’, demişler. O yazılar bizim hüviyetimizi koyuyor ortaya. Hatta ilan ve meydan okuyor yıllardır orada. Şunu söylemek mümkün: Kitap sayfalarından çıkarılan eskimez yazımız; camilerimizden, mezar taşlarımızdan, sebillerimizden de dipdiri bir medeniyet ortaya koymaya yeter ve yetecektir bize.

Sen böyle yazmayı kimden öğrendin

Eskimez yazının hüküm sürdüğü dönemlerde bürokrasi karşılığında kullanılan “kalem”e eleman olmanın ilk şartı (eskimez) yazısı çok iyi olmak idi. Hem seri yazacaksınız, hem güzel… Yanlış, eciş bücüş olmayacak yazı. İfade sanatsal olmayacak ama edebîliği de bulunacak. Yazısının güzelliğine bakılırdı ilk önce “kalem”e alınacak kişinin. Bundan dolayı mekteplerdeki hat dersi ile yetinilmez, özel hocalardan da dersler alınırdı. ‘Sen yazı yazmayı kimden öğrendin’, derlerdi güzel bir yazı örneği görüldüğünde. Anılara bakarsanız, yazısından sayfalarca övgü ile bahsedilen kişiler görürsünüz. Bu bağlamda hem İbnülemin Mahmut Kemal İnal’ı rahmet ve minnetle analım, hem de Son Hattatlar’ını zikredelim hazretin.

İnsanın kişiliği ne zaman belli olur

15800İnsanın konuşması ile kişiliği arasında çok derin bir bağ vardır. Esas kişilik, insan sakin, neşeli, kafası yerinde iken ortaya konulan kişilik değildir. Böyle durumlarda insanlar biraz yapmacıktır. Kendini kalıp içine alır insan, ama her zamanki hali imiş gibi bir izlenim uyandırmaktan da kaçınmaz. İnsanın esas karakteri öfkelendiği, menfaatine halel geldiği, kavga ettiği, heyecanlandığı zamanlarda görülür. Böyle durumlarda onun hangi yöreden olduğunu da görürsünüz, ahlakî, ilmî karakterini de. ‘Biraz önce o edebî ifadeleri, o çıtkırıldım tavırlarla kullanan bu muydu’ dersiniz ve küçük dilinizi yutacak olursunuz.

Yazı, yazanın gerçek kişiliğini ortaya koyar

Bir de öfkelense de, korksa da menfaatine büyük bir zarar gelse de veya insanı zıvanadan çıkaracak büyük bir neşe ve sevince kavuşmuş olsa da karakterini yaralamayan insanlar vardır. Doğal bir süreçmiş gibidir onun için her şey. İşte yazı da böyledir. Acele ile, öfke ile, sevinçle değişmez. Yazanın gerçek yönünü aksettirir. Bu neden önemli? Çünkü modern bilim el yazılarından hareketle kişilik tahlili yapabiliyor. Üç bin yıl önce Çinliler tarafından geliştirildiğini bildiğimiz el yazısı biliminden (grafoloji), bugün iş dünyası da yararlanıyor, psikoloji ve suç bilimi de. İş dünyası, el yazısına bakarak kişinin karakterini, davranışlarını, eğilimlerini tahmin etmekle kalmıyor; kişilik analizinde en etkili ve güvenilir yöntemlerden biri olarak da kabul ediyor(muş.) bunu. Özel teşebbüste iş bulmak yetmiyor; orada tutunmanız da gerekiyor. Adamlar, burçlardan hareketle kişilik çözümlemesi yapmakla yetinmiyor; el yazısına da bakıyor. Ekmek gerçekten aslanın ağzında.

El yazısı bir nevi ‘zihin yazısı’ demek

1.png
2_2.png
Resimleri büyütmek için üzerini tıklayınız

El yazısının, kişinin sosyo-ekonomik kökenini, yaşama biçimini, hayattaki duruşunu ve eğitimini yansıttığı kabul edildiği için olmalı ki özel sektörden devlete geçme planları yapan bir arkadaş bir gün beni çağırdı. Hoş beşten sonra “ben” dedi, “el yazısı (bitişik yazı) öğrenmek istiyorum; ya bana ders ver ya da öğrenebileceğim bir kaynak göster.” Anlaşılan hem geldiği yeri göstermek istemiyordu, hem yeni yerine hazırlıklı olmak istemişti. Bu işin piri İngiliz Grafoloji Enstitüsü Başkanı Elaine Quigley imiş. Quigley’e göre el yazısı bir nevi ‘zihin yazısı’ demekmiş. Yani, el yazısıyla kişinin karakteri tahlil edilirken; kullanılan göstergeler, ulustan ulusa, kişiden kişiye değişmiyormuş. Uzman bir grafolog, hangi ulustan gelirse gelsin, hangi lisanda yazarsa yazsın, o kişinin düşüncelerinin el yazısıyla kağıt üzerine yansıyan izdüşümlerini okuyabiliyormuş. Bunun için yazının eğimine, büyüklüğüne, baskıya, satır aralarındaki boşluklara, sayfa düzenine bakılıyormuş.

Hepsi benden güzel yazıyor

Bendeniz yazar ve şairlerin iki hususiyetlerine merak etmişimdir hep: 1. Ses tonu 2. El yazısı…

Dediğim gibi el yazım güzel değildir, el yazımı beğenmem. Ama kitap imzalatma teşebbüsümün altında iki saik yatar. Yazar veya şair kalemi nasıl kullanıyor, harf karakterleri nasıl, el yazısı mı yazıyor yoksa dik yazı mı? İkincisi, benim adımı nasıl yazacak? Kimlerden almışım el yazısı örneğini? Mustafa Kutlu, Rasim Özdenören, İsmet Özel, D. Mehmet Doğan, Şerif Benekçi, Hekimoğlu İsmail, Müştehir Karakaya, Yaşar Kaplan, Hüsnü Aktaş, Arif Dülger, Ömer Erdem, İbrahim Tenekeci, Hüseyin Atlansoy, Nedim Ali, Mehmet Aycı, Osman Özbahçe, Mehmet Solak, Ahmet Murat, Ahmet Edip Başaran… (Bu kadar yeter, her şeyi ifşa etmeyelim.) Görüldüğü gibi bir iki isim dışında hepsi de şair. Pekiyi, el yazılarından bir karakter okuma uğraşım oldu mu? İşin iç yüzünü bilmediğim için “hayır”. Bendeniz imza ve el yazılarından değil, yazdıkları eserlerden hareketle karakter okuma yanlısıyım. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hepsi benden güzel yazıyor.

Kaynağını sormayın

Bu kadar sözü niçin sıraladım ben? Öncelikle yukarıdaki sözleri söylemek istedim ama bir vesileye yapıştım bunun için. Şairimiz Cahit Zarifoğlu idi bu. Vefat yıldönümü vesilesiyle rahmetle anmak ve rahmete vesile olsun diye Zarifoğlu’nun el yazısı ile yazdığı bir şiiri paylaşmak istiyorum sizlerle. Kaynağını sormayınız.

 

Kâmil Yeşil paylaştı

*Başlık İlhan Berk’ten…

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2010, 16:44
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26