Eğitim hastanelerine bir ilk örnek: Nureddin Hastanesi

Bu eğitim hastanelerinden bir tanesi de Şam’daki Nureddin Hastanesi’ydi. 12. yüzyıl hükümdarı Nureddin bin Zengi, bu hastaneyi hekim Ebulmecid el-Bahili gözetiminde kurmuştur.

Eğitim hastanelerine bir ilk örnek: Nureddin Hastanesi

“Her kim tıbba vakıf olmadan hasta tedavi ederse vebal altına girer.’’

 Hadis-i Şerif

“Tıbbı kitapsız öğrenmek, bilinmeyen denizlerde yolculuk yapmaya benzer; lakin tıbbı hastasız öğrenmek, denize hiç açılmamak gibidir.’’

Sir Wiliam Osler, Kanadalı hekim (1849-1919)

Hastane koridorlarında uzman cerrahın peşi sıra yürüyen genç ve istekli doktor adayları... Bu manzarayı yalnızca 21. yüzyılda görebileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Zira Müslümanların bundan sekiz yüz yıl önce kurduğu üniversite hastanelerinde de öğrencilere ilk elden teorik ve pratik bilgiler verilmektedir.

Eğitim hem gruplar halinde hem de günümüzdeki gibi birebir olarak yapılıyordu. Hastanedeki büyükçe bir salonda düzenli seminerler tertip edilmekte olup bunlar genellikle ‘’Okuyan Hekim’’ adı verilen kişi tarafından tıp alanındaki bir el yazmasından bölümlerin okunmasını içeriyordu. Okuma bittikten sonra başhekim ya da baş cerrah öğrencilere çeşitli sorular sorar ve öğrencilerin sorularını cevaplardı.

Tanınmış hekimlerle birlikte tıp metinlerini inceleyen çok sayıda öğrenci bulunuyordu. İslam dünyasında kâğıt bol olduğundan el yazmaları çoğaltılarak öğrencinin özel kullanımına verilebilmekteydi. Buna benzer metinler Avrupa’da nadir bulunurdu. Bunların öğrencilere tahsis edilmesi de çok seyrek rastlanılan bir durumdu.

Tıp eğitimi kapsamında öğrencilerin nöbetçi hekim veya cerrah eşliğinde gruplar halinde hasta görmesi çok önemli telakki edilmekteydi ileri düzeydeki ögrenciler, ayakta tedavi bölümünde hasta öyküsü alan, hasta muayene eden ve reçete yazan hekimi dikkatle izlerdi.

Bu eğitim hastanelerinden bir tanesi de Şam’daki Nureddin Hastanesi’ydi. 12. yüzyıl hükümdarı Nureddin bin Zengi, bu hastaneyi hekim Ebulmecid el-Bahili gözetiminde kurmuştur. Kendi adını verdiği hastaneyi hastalara yemek ve sağlık hizmeti verilebilecek şekilde donatmış, ayrıca hastaneye çok sayı da tip kitabı bağışlamıştır. Bu kitaplar özel bir salonda saklanmaktaydı.

Burada çalışan hekimlerin çok iyi uzmanlaşma imkânları bulunuyordu. 13.yüzyılın başlarında Nureddin Hastanesi’nde düşük bir ücretle çalışmaya başlayan Dehver adlı hekim, zamanla mesleğinde tanındıkça hastaneden daha yüksek maaş almaya başlamıştır. Özel muayenehanesi sayesinde gelirini daha da artıran Dehver, sonradan kendi tıp okulunu kuracaktı. Bu kariyer yolu bugünkü birçok hekime tanıdık gelecektir.

Bir Osmanlı başhekimini gösterir bir minyatür; Suriye Şam’daki Nureddin Bimaristanı’nın (Hastahanesi’nin) girişi. Bu hastahane binası bugün Arap Tıp ve Bilim müzesi olarak kullanılmaktadır.

Tıp okulunda birçok tanınmış hekim ders vermekte olup pratisyenler bazı günlerde Sultan Nureddin’in huzurunda toplanarak tıbbi konularda tartışmalar yapıyordu. Kimi zamanlarda ise hastane yöneticisi Ebulmecid’in öğrencilerine yaptığı üç saatlik konuşmayı dinlerlerdi. Bu tıp okulundan mezun olan tanınmış Müslüman hekimler arasında 13. yüzyıl tıp tarihçisi İbn Ebi Useybiya ve yine 13. yüzyılda küçük kan dolaşımını keşfederek insan fizyolojisinin anlaşılmasında yeni bir adım atılmasını sağlayan İbnü’n-Nefîs yer alıyordu.

Eğitim Hastaneleri, 1001 İcat Dünyamızda İslâm Mirası,

Editör: Salim T S Al-Hassani

Yayın Tarihi: 17 Şubat 2021 Çarşamba 17:03 Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2021, 17:15
banner25
YORUM EKLE

banner26