banner17

Efendimiz insanı çizmişti

Süleyha Şişman bizlere Efendimiz(as)'in bir çizgisini anlatıyor: Tûl-i emel çizgisini!

Efendimiz insanı çizmişti

Tûl oyunları

Tûl, uzunluk bildirir. Tûl-i müddet, tûl kelimesiyle oynayabiliriz. Mesela astronomide “tûl-i belde tâyini”nden söz edilir. Yani bir yerin boylamının belirlenmesi... Fizikte ise “tûl-i mevc”, dalga boyu demektir. Bir alana münhasır geniş ve tam bilgiyi ifade eden “yed-i tûlâ” terkibinden hatırlayacağımız tûlâ, “en uzun” anlamına gelir. Tûl-i ömr, ömrün uzunluğudur. Oysa ömür, kendisini tûl daireleri gibi kucaklayan hatta kaideye gelmez biçimde uzaya fırlayan emellerin yanında güdük kalır.

"Dört şey şekâvet (bedbahtlık ve hüsran) alâmetidir: Gözün kuruması, kalbin katılaşması, tûl-i emel ve dünya hırsı.", "İnsan yaşlansa da ondaki iki duygu hep genç kalır: Bunların birisi dünya sevgisi, diğeri de tûl-i emeldir!" hadîs-i şeriflerinde beyan buyurdukları  üzere Resulullah’ın (s.a.v.) ümmetini ikaz ettiği tehlikelerden biri de tûl-i emeldir.

Tûl-i emel, uzun emel demektir. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmak ya da tamah etmek gibi manaları ihtiva eder. Mukabili, kasr-ı emeldir; hemen ölecekmiş gibi ahiret için çalışmak anlamını  taşır. Yunus Emre’ye kulak verelim: “Dost sevgüsin gönülde cânıla berkitmeyen/ Tûl-i emel defterin dürmeyen âşık mıdır”

Mukadder akıbet: emeli kesen çizgi

Hz. Ali (r.a.) Resulullah’tan (s.a.v.)  nakleder: "Hakkınızda en çok korktuğum husus heva-yı nefse uymanız ve tûl-i emele düşmenizdir. Hevaya uymak hakkın önünü keser, tûl-i emel ise âhireti unutturur. Tevehhüm-i ebediyet, insanın kendisini ebedî zannetmesidir ki böyle bir vehimle insan hiç durmadan dünyanın ve zevklerinin peşinden koşar ve hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar. Tevehhüm-i ebediyet ile tûl-i emel doğru orantılıdır. Ebediyeti vehmettikte emel çizgisi uzadıkça uzar. Bu ikisini aşmak yolunda rabıta-ı mevt gözlükleri takılmalıdır çünkü ölümdür mukadder. Kişi, emeline sınır çekemeyedursun zaten kaydı ecel koyar. Yunus Emre’nin kelimeleriyle konuşursak diyeceğimiz o ki: Tûl-i emel defteri dürülmelidir.

Abdullah ibn Mes'ud'un (r.a.) şöyle dediği rivayet olunmuştur: “Bir defasında Nebi (sav) toprak ve kum üzerine değnek ile bir kare çizdi. Sonra bu karenin merkezinden başlayıp dışarıya doğru uzanan düz bir çizgi çekti. Çizginin kare dışında kalan kısmına bir kısım çentikler koydu ve sonra Rasul-i Ekrem bu çizgiler üzerinde şöyle buyurdu: “Şu (karenin ortasından başlayıp dışarıya uzanan) çizgi insandır. Bu kare de onun ecelidir, her yanından onu kuşatmıştır. (Bu çizginin) kare dışında kalan kısmı da insanın emelidir. Bu (emel çizgisi üzerindeki) çentikler de insana gelen âfetler ve musibetlerdir. İmdi, insana şu afet (oku) şaşırır (da dokunmazsa) öbür afet oku isabet eder. O da şaşırırsa en son ecel (onu) yakalar.” (Sahih-i Buhari, XII/360-361)

Zarifçe terkip

Sadık Yalsızuçanlar, “Güzeran”da Nebevî resimden esinle tûl-i emele konan kayd-ı eceli şiirsel bir anlatımla sunar. Başlık olarak da Cahit Zarifoğlu’nun “Altı Üstü İnsanlığın” şiirinden “İnsana ait bir grafik” terkibini ödünç alır. Tabi buna mukabil şiiri Zarifoğluna atfetmeyi ihmal etmez.

'İnsana ait bir grafik'

Yere bir dikdörtgen çiziyor.

İçine bir insan çiziyor.

Çevresindekiler anlamını merak ediyor.

İçine bir insan çiziyor.

Dörtgenin dışından insana ulanan yeni çizgiler ekliyor.

'bu nedir biliyor musunuz?' diye soruyor.

Kimseden çıt çıkmıyor.

Herkes kalbindeki anlamı düşünüyor.

'Çevre çizgileri insanın bulandığı ama' diye itiraz ediyor birisi.

'Bazen yanılır bazen isabet ederiz.' diyor.

Herkes başını dörtgene, insanı kuşatan ölüme çeviriyor.

 

 

Suleyha Şişman, Dost sevgüsin berkitmek dileyerek yazdı

Güncelleme Tarihi: 01 Eylül 2016, 17:12
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
...
... - 8 yıl Önce

Yazıyı beğendim fakat rusullahın tasviri önemli yazı biraz kapalı gibi. O yazıyı biraz açarsak okuyucu için daha iyi olacak ya da biraz daha düşünmemiz lazım. Ama burayı bir haber sitesi kabul edersek sizin açıklamanız bence daha uygun :)) sadece söylemek istedim.

banner8

banner19

banner20