banner17

Edebiyattan sınıfta kalırım demişti

İnsanının, edebiyatçı da olsa insan yanlarından biridir 'saklamak'. Bu kitapta da bu saklı yanlara değinilmiş.

Edebiyattan sınıfta kalırım demişti

Herkesin bir saklı yanı  vardır. Söz konusu edebiyatçılarımız olunca; yani yazı ile yaşamını, düşüncelerini, hayallerini ve elbette ki gaye-yi hayal ettiklerini okuyucu ile paylaşmak durumunda olan söz sultanları olunca durum çok mu farklılaşır?

Bu soruya hayır demek mecburiyetindeyiz. İnsanının, edebiyatçı da olsa insan yanlarından biridir “saklamak”.

Cahit Zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu

Mahviyet Abidesinden

Mesela; yedi güzel adamın şairi Cahit Zarifoğlu şöyle bir itirafta bulunarak sakladığı bir gerçeği paylaşmış oluyor okurlarıyla. Bu saklı gerçek bizi ona daha da yaklaştırıyor aslında. Zarifoğlu’nun mahviyet içeren cümleleri:

“Sistemli bir edebiyat okuyucusu olamadım. Edebiyattan hep sınıfta kalabilirim. Yerli edebiyatı, hele edebiyat tarihini hiç bilmem. Bunları bir gün itiraf edeceğimi bilmiyordum” [Konuşmalar, Cahit Zarifoğlu – Beyan Yay.]

Niçin sakat kaldım?

Cüssesi küçük ama sanatı  büyük bir dev… Peyami Safa’ya okulda arkadaşları iki lakap ile takılırmış. Biri Şair Bey diğeri de Sivrisinek Sultanı… Peyami Safa’nın cılız ve zayıf olması sebebiyle bu şekilde anıldığını tahmin etmek zor değil. Ama gelin görün ki o küçük cüsseli adam aynı zamanda bir boks meraklısı imiş.

Âdem Çevik, Edebiyatçılarımızdan İtiraflarİlkokul yıllarında yaptığı boks müsabakaları [!] ile bilinirmiş. Boksta iyi olduğu halde, kural-kaide tanımadığı için Arnavut Recep adlı rakibini de bir türlü alt edemez Safa. Belki otuz belki kırk defa istisnasız dayak yer ondan.

Fakat bir gün onu da alt eder.

Tüm bunları niye anlattık?

Safa’nın klasik eseri Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nun yazılması buradan başlar çünkü. Peyami Safa’nın itirafı:

“Bütün o [boks] maçların bana neye mal olduğunu, o tarihten sonra yakalandığım bir mafsal iltihabı üzerine, tam dokuz sene, hastanelerde geçirdiğim ameliyatlarda anladım. Yabancı dillere de tercüme edilen bir küçük romanımı [Dokuzuncu Hariciye Koğuşu] yazan benim; ama galiba, yazdıran Arnavut Recep’tir. Bunu ilk defa şimdi açıklıyorum.” Objektif 6, Peyami Safa – Ötüken Yay.]

Peyami Safa
Peyami Safa

Edebiyatçılarımızdan İtiraflar

Edebiyatçılarımızın hayat hikâyeleri kuru ve didaktik bir dille anlatılır ders kitaplarında… Özgün monografiler ve hatıratlar olmasa bu kuru bilgilere hapsedip bırakacağız o hayatları.

Âdem Çevik’in Sütun Yayınları arasında çıkan Edebiyatçılarımızdan İtiraflar adlı kitabı yukarıda anlattığımız türden ilginç itiraflarla, anekdotlarla süslü bir çalışma.

Kimi zaman bir yazarımızın zaafını  okurken kimi zaman da bir şairimizin hayal kırıklıklarını  dinliyoruz.

Sanatlarının enginliği yanında anlattıkları şeylerle de ne kadar mütevazı olduklarını okumak bir okur olarak beni sevindirdi.

 

Yılmaz Yılmaz; okudu, paylaştı ve tavsiye etti.

Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2010, 12:02
YORUM EKLE
YORUMLAR
mihman
mihman - 9 yıl Önce

şu satırlardan bile neler çıkıyor:
"şair olunmaz doğulur" klişesini haklı çıkaran bir zarifoğlu. (eğitim sistemimizin kabiliyetleri tespit edemediği gerçeğini de iliştirerekten)
roman yazarlarının içine kapanık, çıt kırıldım değil aksine atraksiyon sever insanlar olabileceği...
yazarlara/şairlere karşı önyargıları kırmak lazım. lakin bu hem iyi, hem de kötü önyargılar için de geçerli...

banner19

banner13

banner20