banner17

E-kitap okumaya hazır mıyız?

E-kitap Türkiye'de yavaş da olsa yaygınlaşmaya başlıyor. Akıbeti ne olur, merak ettik ve sorduk.

E-kitap okumaya hazır mıyız?

Türkiye’de özellikle son üç yılda bilgisayarın ve internetin kullanıcı sayısı hızla arttı. Bilginin yeni alanı kütüphaneler ya da kitaplar yerine internet oldu. Aralarında İz, Can, Sel, Oğlak, İthaki gibi büyük yayınevlerinden kitapların da bulunduğu bu yeni kitap formatına e-kitap deniyor. Normal bir kitap ebadındaki ya da biraz büyük ebattaki elektronik bir ekrandan kitaplar okunabilecek bundan sonra. Bir e-reader cihazına onlarca, hatta yüzlerce kitap yüklenebiliyor. Böylelikle stok ya da baskı derdi olmadan kitaplar her zaman bulunabilecek. E-kitap satış fiyatları matbu kitaba göre yarı yarıya daha ucuz şu an. Bu gelişmeyi okurlara, yayıncılara ve yazarlara sorduk biz de: "E-reader mi kâğıt mı? E-kitap, okumaya olan ilgiyi arttırır mı?"

Ceyhun Emre Teoman: “Kitabın kerametine inananlardanım” Ceyhun Emre Teoman

Tabii ki kâğıt… Zira kitabın kerametine inananlardanım. Sayfaların kokusu, her bir sayfayı çevirişte, bir dağın devrilmesi, arkasından en sırlı hislerin devşirilmesi, çizikler, işaretler, remizler… Kalıcı nitelikte eserler, cam ekranda bütün ruhlarını yitirecektir. Fakat mevzubahis teknoloji, ders kitapları için iyi bir fikir olabilir. Öğrenciler de, mevsimlik kitaplar ve fuzuli notlardan kurtulmuş olur böylece…

Okumaya olan ilginin artmasına gelince… Okuyan insan her dem okur; ama zannımca ‘okur’ diye tanımlanan kitle, e-kitabı tercih etmeyecektir. Bu gibi fikirleri, atılımcı ve paraya endeksli hareket eden yayınevlerinin süper buluşları olarak görmekteyim. Az maliyet, depolama masrafları, tasarım ve grafik sıkıntısı ve daha neler neler… Eminim şimdiden çoğu -kapital bağımlısı- yayıncının iştahları kabarmıştır. Daha çok satalım, daha çok kazanalım, daha çok ve hızlı yayabilelim…

Aylarca aradığım kitaplar olmuştur. Onları okurken daha hassas, rikkatli ve çaba içinde olmuşumdur. Bu eserlerin yazarı hayatta olanlarını, bir imza için kollamışımdır. Eee ne diyelim… Artık e-kitaplar çıkacağına göre, yazarlara da imza için bir IBAN numarası verirler. Teknoloji kurbanı, güzelim çalışmaların başına o numarayı ekleyip, imzalı kitap niyetine, meyhane çorbası kıvamında satarlar… Vesselam…

Gülcan TezcanGülcan Tezcan: “Has okur kitabın kokusundan vazgeçemeyecektir”

Bana kalırsa e-kitap okumaya olan ilgiyi çok fazla etkilemez.

Evet, belki pratikleştirir, teknolojik araçlarla arası iyi olanlara cazip gelebilir ama has okurlar kitabın kokusundan vazgeçemeyecektir.

Kitaba dokunmak, satırların altını çizmek, ekran değil kâğıt gibi daha sıcak bir materyalden okumak her zaman geçerliliğini koruyacaktır.

Teodora Doni: “Merak eden insan mutlaka her şekilde okur”

Thedora DoniBenim tercihim kâğıt kitaptan yana. E-reader cihazını, ancak okumak istediğim kitabı, kâğıt kitap olarak bulamazsam kullanırım. Dijital ortamdaki ürünler seyretmek ya da dinlemek için cazip olduğu kadar kitap okumak için cazip değil ne yazık ki. Ben okuduğum kitabın sayfa kenarlarına notlar yazmak, bazı satırlarının altını çizmek isterim. Biliyorsunuz, kitapsever erkeklerin çoğu, kadınların büyük bir bölümünün kitap düşmanı olduğunu, bu yüzden kitap satın alıp eve götürmekten korktuklarını söylerler. Eğer bu doğruysa, e-reader cihazı en azından beylerin bu derdine çözüm olur.

E-kitabın, okumaya olan ilgiyi artıracağını düşünmüyorum. Okunulacak olanla, okumaya olan ilgi arasında doğrudan bir nedensellik bağı söz konusu değil. Okuma eylemi, insanın öncelikle kendisinin doğrudan yaşadığı hayatla kurduğu ilişkilerinden, düşünce ve sorgulamalarından, öğrenme isteği ve çabalarından bağımsız düşünülemez. Düşünen, sorgulayan, merak eden insan mutlaka okur; kâğıt kitap, ya da e-kitap hiç fark etmez.

Fikri Özçelikçi: “E-kitap, kitabı hakkını vererek okuyanların sayısını azaltır”

Fikri ÖzçelikçiElbette ki kâğıt! Kâğıt çünkü karşınızda bilgisayarda olduğu gibi sizi okumaktan caydıracak, zihninizi çeldirecek, duygularınızı iğva edecek başka hiçbir şey yok! Oysa bilgisayar veya benzeri herhangi bir aygıtla yapabilecek o kadar çok şey var ki… Ve ister istemez yapılabilecek bu “o kadar çok şey”den bazıları bizi çeliyor, onun çekiciliğine kapılıyoruz ve enikonu kitap okuyamıyoruz sonuçta.

Ama elinizde ince zevkle tasarlanmış bir kitap olduğunda her şey değişiyor. Sayfalarına dokunabiliyor, kokusunu içinize çekebiliyor, kenarlarına not alıp satırların altlarını çizebiliyorsunuz onun. Çünkü kâğıt sizin tüm duyularınızı nerdeyse harekete geçiyor ve belki de hepsinden de önemlisi, onun size ait olduğunu hissediyorsunuz ve bu da insanın en temel duygularından biri olan mülkiyet duygusunun tatmini demek bir anlamda. Becerenler vardır belki ama ben büyük bir gururla beceremeyenler safında olduğumu itiraf ediyorum: Bilgisayar ortamında kitap okuyamıyorum! Bırakın kitap okumayı, 5-6 sayfalık hikâyeleri bile anlayarak, içime sindirerek okuyamıyorum. Okuduğum/okuyabildiğim yazıların tadı ise damağımda kalmıyor, uçup gidiyor geride hiç iz bırakmamacasına.

“E-kitap okumaya olan ilgiyi arttırır mı” sorusunun yanıtına gelince: Okkalı bir hayır! Bu durum, sadece kitap okurmuş gibi yapanların sayısını arttırır ve fakat kitabı hakkını vererek okuyanların sayısını azaltır kanımca.

Gönül Yonar Utku: “Söz’ün niteliğinin hangi düzlemde olduğunun Söz ehli için bir önemi yok” Gönül Yonar Utku

Hokka ve divitimizi tabuta koyup meydanlara çıkacak değiliz. Avantaj ve dezavantajlarıyla bu değişime yüzyıl içinde şahit olacağız. Ekonomiye ve zamana yenik düşmeme kaygısıyla ortaya çıkan, teknolojinin desteğiyle gerçekleşen bir proje bu… Bu gerekçeler sözlü kültürün yazıya geçiriliş evrelerinde de gözetilmişti. Matbaanın aynı gerekçelerle yaygınlaştığını hatırlamalıyız. Kolay ulaşılabilirlik, geniş kitlelere ulaşma, hızla çoğalma, düşük maliyet vesaire.

Fakat sözlü mirasın yazıya geçirilişinden ve özellikle de matbu hale gelişinin, Söz'ün dokusunu zedelediği, onun oluşturduğu aurayı zamanla ortadan kaldırdığı görüldü. Matbudan elektroniğe geçişte de –eli mahkûm- böyle bir durum yaşayacağız. Söz'ün değdiği hava, yazı ile okunulur, elle tutulur oldu. Elektronik ise elle tuttuğumuz, dokusunu hissettiğimiz matbu mirası gözlerimize hapsedecek görevi üstlenmiş durumda. Duygu dokunmaya, dokunma ifşaya-teşhire evriliyor. Bu yönü ile modern mantalite farkında olmaksızın, her şeyi yaratılışın başına, ilk ele dönüştürücü konumda bulunuyor. İnsanlığın imkânları yavaş yavaş yok oluşa ve ilk'e dönüşme eğiliminde.

Korkmuyorum (endişe duymak dışında) çünkü doğu insanının Söz'e bağladığı 'gizli' ip, onu hiçbir zaman kaybetmeyeceğini gösteriyor. Bu görünmez ip, Söz'ü asla yere düşürmeyecektir. Buna inanmalıyız. İster bir tablet üzerine, ister buruşuk bir deri ya da parşömene, mavi bir ekrana ya da cep boyu bir e-reader’a yazılı olsun; Söz ona sahip çıkanların zihninde var olacaktır. Aslolan Söz'e sahip çıkmak ve onu yere düşürmemektir, niteliğinin hangi düzlemde olduğunun Söz ehli için bir önemi yoktur.

Ahmet Arslantürk: “Şimdilik kâğıt ama akademik işlerde ikisi de”

Ben açıkçası kitap denen metanın hiç bir zaman ortadan kalkmayacağını düşünüyorum. Kendi tecrübelerim, elimde dijital hali olan bazı yayınları bazen çok pahalı olsalar dahi kitap olarak almak şeklinde tezahür ediyor. Ama bu dijital kitap mevzuu bilginin/verinin/tecrübenin mobilizasyonu ve erişimi açısından önemli, ancak uzun bir süre daha kitaplar basılmaya ve dağıtılmaya devam edecek. Uzun vadede kim öle kim kala. Şimdilik kâğıt ama akademik işlerde ikisi de. Vesselam…

Abdülkadir ÖğdümAbdülkadir Öğdüm: “Tuttuğunuz kitap olsun”

Naçizane fikrim şudur ki; yazmak ile klavye kullanmak aynı eylemler değildir. Bu fikrime paralel olarak, okumak ile ekrandaki yazı metnine bakmak da aynı eylemler olmayacaktır hiçbir zaman. Herkesin benim gibi düşünmeyeceğinden eminim; ancak zaten kitaptan okumak ve ekrandan okumak şeklinde iki yönde fikir var sadece. Kaç defa sorulursa sorulsun, hangi şart altında sorulursa sorulsun hep “kitaptan okumak” diyeceğim. Ayrıca, kitabın, yayınevlerinin ve matbaacıların telaffuz ettiği üzere “kitap kâğıdı” adı verilen kâğıda basılmış olması da benim için önemli bir tercih sebebidir.

İnternetin halkın kullanımına sunulduğu doksanlı yıllardan beri kullanıcısıyım ve bunca yıl içerisinde, bir internet sitesinin veya ekrandan bilgi sunan herhangi bir masaüstü programın, sırf okuma gayemi düşündüğümde, kırk sekiz sayfalık bir şiir kitabı kadar bile bana fayda verememiş olduğunu samimiyetle itiraf edebilirim. Yer kaplama, bir cihazda daha çok kitap barındırabilme, yarı yarıya daha ucuz olabilme ve benzeri, kitap ile e-kitabı kıyaslama açısında daha da çoğaltılabilecek hiçbir fark ve şart, iki kapak arasına konulmuş “dokunulunca stresimizi bile yok eden” o eşsiz icattan daha cazip olmayacaktır.

Son olarak, bu durumun birçok açıdan duygusal yönlerini bir yana bırakacak olursak; kasetten CD’ye ve internet ortamına geçişin getirisi olan kopyacılık ve korsancılığın müzik piyasasına vurduğu darbe ile basılı kitaptan e-kitaba geçişin doğuracağı darbe, hiç de uzun sayılmayacak bir süre içerisinde el ele vererek -mevcut olanıyla bile başa çıkılamazken- mevcut olanın iki katı gücünde kötü niyetli soyut bir örgütü vücuda getirmekten geri kalmayacaklardır.

Okuyanlara duamdır: Tuttuğunuz kitap olsun!

Akif Hasan Kaya: “Okur, kitap alırken ‘kağıt olmuş’-‘elektronik olmuş’ çok dikkate almayacaktır” Akif Hasan Kaya

Yapılan istatistikî çalışmalar okuma oranının düşüklüğünü ispatlıyor. Bunun yanında yayınevlerinin satış rakamları ortada. Yani, kitap okuyucusu kitap alırken ‘kağıt olmuş’-‘elektronik olmuş’ çok dikkate almayacaktır.

Ben birkaç sebepten değerli buluyorum bu çalışmaları; o da az yer tutması, yüzlerce kitabı küçük bir aygıta sığdırabilmesi, matbu kitaba göre daha ucuz olması, stok derdinin olmaması gibi… Belki ilk zamanlar ciddi bir talep olabilir. Ancak bu yine kitap okuyucusu tarafından yapılan bir talep olacaktır. Belki arama motoru sayesinde istenilen konu, kelime anında bulunabilecek. Bu da büyük bir kolaylık sağlayacak. Hâsılı; ben aradığım kitabı bulabilmek, ucuz edinebilmek istiyorum. Bunu kim sağlarsa öne geçecektir.

Said Ercan: “Matbu kitap maalesef e-kitap karşısında eski konumunu koruyamayacak”

Said ErcanE-kitaplar şu anda dünya ölçeğinde kitapların %1’ini oluşturuyor. Özellikle İngiltere ve Amerika’da yaygın olarak e-okuyucu’lar kitapseverler tarafından kullanılmaya başlandı. Bilindiği gibi yakın zamanda ‘google’ birçok kitabı e-kitap olarak sunmak üzere dünyanın en büyük yayıncıları ile anlaşma imzaladı. Bu anlaşmaya batıdan tepkiler yükseldi ama ülkemizde pek gündem olmadı.

E-reader ülkemizde de kullanılmaya başlandı. Bu ilk önce her şey gibi özenti olarak bir çok eve girecek, kısmî bir artış sağlanacak, daha sonra olması gereken seviyeye gelecektir. Matbu kitap maalesef e-kitap karşısında eski konumunu koruyamayacaktır. E-kitap bu galibiyetini matbu kitaptan daha çok okur elde ederek sağlasa bunda kaygılanacak bir şey yoktur. Fakat bir noktadan sonra e-reader’lar ve e-kitaplar da bir köşeye atılacak, süs olarak kalacaktır. İnternet ile birlikte matbu kitaplar değerini kaybetmiştir; gittikçe küçülen evlerle birlikte kütüphaneler fazlalık olarak görülmektedir. Bir “tık” kadar uzakta olan bilgi insanlara cazip gelmektedir.

Kitap kokusu, kitabı ele alıp ucunu kıvırmak, altını çizerek okumak, kenarlarına notlar düşmek, bir süre daha matbu kitabı ayakta tutacaktır ama uzun vadede insan nefsi kolayı tercih ettiği için bulunması kolay ve ucuz olan e-kitaplar piyasaya hâkim olacaktır.

E-kitap’ın en büyük faydası dağıtım alanında sorunları giderecek olmasıdır. Bir kitap çıktığı gün hem Amerika’da hem İstanbul’da hem de Hakkari’de olabilecektir.

İnternet ve artan bilgisayar kullanımı ile yazar kişi sayısı değil ama “yazan” kişi sayısı artmıştır: ‘Msn’, ‘facebook’, ‘twitter’, sözlükler, forumlar, yazı temelli paylaşımlar olduklarından insanlar bir şekilde yazı ile arasındaki bağı arttırmışlardır. “Ne kadar bilgisayar, o kadar yazar” dönemi başlamıştır. E-kitaplarla birlikte niteliksiz yazar sayısı artacaktır, zaten çok düşük olan kitap gelirleri iyice düşecek, kaliteli eser sahipleri piyasadan çekilecek, niteliksiz ve ideolojik kitaplar insanlara kolayca ulaşacaktır.

Elektronik ortamda radyasyondan kaçan ve gözleri bozulan, matbu kitabın tadını bir türlü bulamayan bireyler o kaybettikleri, tavana kaldırdıkları matbu kitapları tekrar arayacaklar; fakat iş işten geçmiş olacaktır.

Engin Dinç: “E-kitabı yalnızca arşiv açısından faydalı buluyorum” Engin Dinç

Teknoloji kaçınılmaz olarak e-kitabı hayatımıza dâhil edecek. Bunun birkaç sebebi var. Öncelikle çok büyük boyutlardaki verileri çok kolay bir şekilde arşivlememiz mümkün olacak. Bugüne kadar ‘e-reader’ım olmadı ama olduğunda da sanırım not almak ya da okuduğum kitaptan daha etkili faydalanmak için bana bir takım fırsatlar sunacaktır. Bunu elbette çeşitli programlarla yapacaktır. Ayrıca geleceğin insanının teknolojiyle iç içe olacağını düşündüğümüzde e-reader ya da e-kitabın daha da yaygınlaşacağını kolaylıkla söyleyebiliriz.

Tüm bunlara rağmen, ‘e-kitap mı, kitap mı’ dediğinizde benim tercihim tabii ki kitap olacaktır. Bilgisayar ekranı mı, kitap mı, gazete mi vs. tüm tercihli sorularda elbette kağıt mamullerinden yana oy kullanacağım. Ben e-kitabı yalnızca arşiv açısından faydalı buluyorum. Onlarca kitabın hacim olarak büyük bir yer kaplamadan arşivlenmesi bence büyük avantaj. Ama bu, ‘kitapları bırakıp e-reader’a yöneleceğim’ anlamına da gelmez.

Tabii yeni nesil nasıl bir yol izleyecek diyorsak; bence e-reader ya da e-kitap, kitapla barışık bir şekilde hayatımızda kendine bir yer açacak. Ancak okumaya pozitif bir etkisi olacağını sanmam. Çünkü okuma eylemi e-reader ya da kitaba bağlı değil. Bu söylediklerimiz okuma eyleminin bizzat öznesi değil, nesnesi konumunda. Asıl önemli olan özne olan bizlerin kitap okumaya yönelmesidir. Bunun da e-kitapla alakası yok. Aksine e-readerla kitap okumanın çeşitli sağlık sorunlarından (göz rahatsızlıkları-radyoaktif etkiler vs.) dolayı negatif etkisi olacağını düşünüyorum.

Muhsine Arzu: “Yarım, sabırsız, tüketmek üzere hazımsız okumalara gebe sanki bu gelişme”

“Oturuyor ve bir şairi okuyorum. Salonda pek çok insan var, ama farkına varılmıyor. Kitapların içindedirler. Bazen uyuyan ve iki rüya arasında sağından soluna dönen kimseler gibi, yapraklar arasında kımıldanıyorlar. Ah, kitap okuyanlar arasında olmak ne güzeldir. İnsanlar, niçin hep böyle değiller?” Malte Laurids Brigge’nin Notları’nın yazarı Rilke‘yi heyecanlandıran bu tablonun yerini alacak bir yeniliğin olmadığını düşünüyorum. Bizler de zaman zaman teknolojinin sağladığı bu kolaylıktan kaçamayacak olsak da kâğıdı kutsuyorum.

Okumaya olan ilginin artacağını ise hiç düşünmüyorum. Yarım, sabırsız, tüketmek üzere hazımsız okumalara gebe sanki bu gelişme. Sorun değer bilmek ve defaten okumak olduğundan bunu bilenler dışındakilerin popüler romanlarla dolu bir ekranı taşıyor olmaları pek sağlıklı bir durum olmasa gerek.

Yazılarına bütün hayatını ve kişiliği koyan yazarların somutlaşmış ruh hallerini barındıran bir tek kitapla kurulan bağ, bir kitabın sayfalarına dokunmak, onu yanında taşımak, başucunda uyumak dışında neyle sağlanabilir.

 

Yılmaz Yılmaz soruşturdu

Güncelleme Tarihi: 03 Haziran 2010, 16:25
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa UĞURLU
Mustafa UĞURLU - 8 yıl Önce

Haberi okumadan önce hiç düşünmeden tabii ki matbu kitap derdim, ancak şimdi e-kitaba da sıcak bakıyorum. Haberin benim için kısaca özeti ve getirisi şudur.
1.Matbu kitap güzeldir ama kutsamamak gerekir. Zarfa değil mazrufa bakmak doğrusudur.
2.Öncelikle zevk için duyguların sivrilmesi adına okunacak sanatsal ürünler matbu olmalıdır.
3.Ders kitapları ve akademik kitaplar e-kitap şeklinde ve e-readerlar ile okunabilir. Düşünsenize MEB e-reader dağıtsa ders kitabı masrafları nasıl azalır.

Abdulkadir Öğdüm
Abdulkadir Öğdüm - 8 yıl Önce

Merhaba;

Yılmaz kardeşimden Allah razı olsun. Diğer dostları okuyarak akıl edemediğim çok şeyi hatırladım, düşünemediğimi öğrendim.

Kalbî saygılar, sevgiler...

Abdulkadir Öğdüm

banner8

banner19

banner20