Dünyayı ben kurtaracaktım!

Okulsuzluğun dayanılmaz hafifliği veya adalete nöbet tutmanın faziletine dair… Ömer Karaoğlu yazdı.

Dünyayı ben kurtaracaktım!

“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutun. Kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun.” (Nisa suresi, 135. ayet)

Bir kimse memuriyetten ayrılırsa aziz okuyucu, ya yeniden memur olmaya uğraşır yahut sivil hayata intibak yollarını arar. İkincisini seçtik ve malum uğraşılarımızı biraz disipline ederek sitemlerimizi, umutlarımızı ezgilere yükledik. Karayel albümü bu devreye denk düşer.

Ahmet Mercan Mazlum-Der'de
(+)

Dostum ve ağabeyim Ahmet Mercan’la söyleşe dertleşe yola devam ettik. Uzun günler ve geceler tanıktır hasbihallerimize. Olan biteni kendisine anlattım ve “abi böyle böyle oldu” diye paylaştım demli çaylar refakatinde. Zaten akıllı uslu bir memur olamayacağımı tasdik edercesine yüreklendirdi beni ve nice güzellikleri paylaştık sağolsun. Kavrayışına itimad ettiğim, istişaresine değer verdiğim bu güzel dostla hayata, insana, topluma dair gayrıresmi sohbetlerin kışkırtıcı keyfini sürmeye devam ederiz hâlâ.

Bu çatı altında ne mücadeleler yapılıyor

Mazlum-Der İstanbul Şubesi ve haklar mücadelesiyle daha yakından tanıştığım bu dönem birçok güzel insanı tanımama vesile oldu. Hak nasıl aranır, adalet bizim neyimiz olur, ihlaller, mülteciler, raporlar, basın açıklamaları, eylemler, ödenen bedeller…

Mazlum-DerLehte ya da aleyhte ne söylenirse söylensin bu çatı altında ne işler başarıldığını, nasıl bir mücadele sürdürüldüğünü ve ne fedakârlıklar yapıldığını ayne’l yakîn görmüş olmak farklıydı. Mazlumlar için bir sığınak hüviyetindeki bu kurum, öğretici ve eğitici fonksiyonuyla insanımızın yüz akı bir tecrübe birikimini çoğaltmaya devam ediyor. Ülke içinde ve dışında hak ve özgürlük karnesini kayda geçen, güçlünün değil haklının yanında olma erdemini, mazlumun ve zalimin kimliğini umursamadan mazlumun yanında zalime karşı durma kararlılığını inatla ve ısrarla insanlığa haykıran bu güzel insanlar, gücün üstünlüğüne iman eden dünya egemenlerinin keyfini kaçırmaya devam ediyor.

Gelişkin Avrupa devletleri, ABD ve diğerlerinin çok yüzlülüğü, insan olmanın ve dahi Müslüman olmanın kimi çevrelerde nasıl bir karşılığı olduğunu, hukukun uluslararası ilişkilerde veya yerel düzeyde çıkar hesaplarıyla nasıl iğdiş edildiğini bu süreçte yakından gözleme imkânı buldum.Ömer Karaoğlu

Nice ‘inanmış’ dostlar

Çarsancaklızade Şadi Bey’i, sivil itaatsizliğin ve hayırda yarış telaşının uslanmaz örneği Gülden Hanım’ı burada tanıdım. Merhum Aydın Durmuş’u ve adaletin nöbetini tutan nice güzel dostu… Allah ecirlerini versin.

Bu arada, bazı insan hakları(!), özellikle eşcinsellik vb. konularda yeterince kuşatıcı ve cesur bir söylem ortaya koyamadığımızdan ve samimi olamadığımızdan yakınan çevreler için bir not düşmeli: Ne yapalım kardeş, insan dediğin yaratılıştan kuşatılmış (aciz) olunca, pek de cesur olamıyor işte!

Diyalog:

- Dünyayı sen mi kurtaracaksın kardeşim?

- Evet.

- Hadi canım sen de… Millet geçim derdinde… Sonra bu gavurlardaki teknoloji… Adamlar bizi uydudan izliyor, izin vermeseler uçaklarımız uçamaz… Herkes aptal da siz mi akıllısınız?

- Evet.

- Sen beni dinlemiyorsun galiba?

- Evet.

- Başbakan bile asılmış bu ülkede.

- Evet.

- Bana dokunmayan yılan… Böyle gelmiş böyle gider kardeşim.

- Hayır! Hayır! Hayır!!!

 

Ömer Karaoğlu yazdı

Yayın Tarihi: 09 Eylül 2010 Perşembe 16:33 Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2010, 16:35
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Resul DEMİR
Resul DEMİR - 12 yıl Önce

Ömer abi ikincisini tercih etmen bizim için iyi olmuş :) tercih etmeseydin abi dinleyip mırıldanabilirmiydik ezgilerini... İyi ki tercih ettin abi ağzına yüreğine sağlık.

banner19

banner26