banner17

Dünyanın En Fakir Zenginleri

Eğitim, sağlık, meslek edinme gibi hakların varlığından bile haberdar olmadan, ömrünü bir damla su peşinde geçiren kadınların coğrafyası Afrika. Sömürgecilerin elleri bölgeden tamamen çekilmediği sürece, gasp edilen haklarına kavuşmaları da mümkün olacak gibi görünmüyor.

Dünyanın En Fakir Zenginleri

Yüzyıllar boyunca köleleştirildiği, sömürüldüğü yetmiyormuş gibi doğal ‘görünümlü’ afetlerin kucağına itilen Doğu Afrika’daki insanlar, son 30 yılın en öldürücü kuraklığını yaşıyor. Milyonlarca insan için acil gıda yardımı gerekiyor. Toplanan yardımlar yaşanan felaketin yanında bir hayli yetersiz kalıyor ve bu durum, bölgeyi bekleyen korkunç günlerin de habercisi aynı zamanda.

Dünya, bir yudum çamurlu su içebilmek için onlarca kilometre yürüdükten sonra ulaştığı kaynağın kurumuş olması sonucu oracıkta can veren çocuklardan çok daha önemli gördüğü işlerinden başını kaldırmazsa, 1984’teki korkunç tablo ile karşılaşabiliriz. O yıl; kuraklık ve açlık sebebiyle Etiyopya’da bir milyona yakın insan yetersiz beslenmeden dolayı ölmüştü.

2011 yılında yaşanan açlık krizinde ise; Somali’de 250 binden fazla kişi hayatını kaybetmişti. ABD Kalkınma Ajansı’nın raporuna göre açlık ve susuzluktan can verenlerin yaklaşık 125 bini, 6 yaşından küçük çocuklardı. Aradan 6 yıl geçtikten sonra aynı görüntüler, aynı feryatlar, aynı çaresizlikler tüm dünyanın gözü önünde yaşanmaya devam ediyor.

Ülkenin yarısı aç ve susuz

Açlıktan kemiklerini vücutlarında taşıyamayan, kendilerini görüntüleyen fotoğraf makinalarına ‘ölümüme şahit oluyorsunuz’ der gibi bakan insanların görüntüleri Somali’den geliyor son dönemde. 12 milyon nüfuslu yoksul ülkede, 6 milyon insan açlık ve kuraklığın pençesinde, yardım bekliyor. Bir ülkenin yarısı, açlık ve susuzluktan kıvranıyor…

Başta Somali olmak üzere Afrika ülkeleri; Etiyopya, Kenya, Cibuti ve Güney Sudan’da hali hazırda gıda krizi yaşanıyor, milyonları etkileyen bu felaketin en yakın etkisi ise şu; en az 100 bin çocuğun hayatî tehlikesi var. 100 bin çocuk, kara gözlerini kupkuru yollara dikmiş, gelecek bir amla hayat suyunu bekliyor. Ama dünya onlara kör ve sağır. Suriye’de ölen binlerce çocuk için ne düşünüyorlarsa, Afrika’da ölümün beşiğinde sallanan bu çocuklar için de aynısını düşünüyorlar. Çünkü. 2011 yılında onların ölümünü nasıl izledilerse, bu kez de benzerini yapacaklar muhtemelen.

Somali’de, acil yardım ulaştırılması gereken insan sayısı 3 milyon. Ülke genelinde 363 bin çocuk, yetersiz beslenme nedeniyle acil olarak bakıma muhtaç. Nehirlerin kuruduğu ülkede, son dört ayda 250 binden fazla insan yollara düşerek, daha güvenli bölgelere ulaşmak için göç etti. Ancak bu göç onlar için bir kurtuluş getiremedi.

Silahlanma ve obeziteye servet: Açlara yer yok!

Birleşmiş Milletler verilerine göre; 2017 yılında Somali’ye yardım için yaklaşık 814 milyon Euro gerekiyor. Söz konusu yardımın ulaştırılamaması durumunda ise; 940 binden fazla çocuğun, hayatÎ önemde yetersiz beslenme sorunu yaşayacağı kaydediliyor. Dünya ülkeleri silahlanma veya obeziteyle mücadele için milyar dolarlar harcarken, bölgeye gereken acil insanî yardım miktarının toplanması bir hayâl gibi duruyor.

Silahlanma harcamaları, 2015 yılında 1 trilyon 700 milyar dolar olarak bildirildi. Birinci sırada, 596 milyar dolarlık harcamayla Amerika Birleşik Devletleri var. İkinci sırayı Çin ve üçüncülüğü de Suudi Arabistan aldı. Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Mehmet Sevim, dünyada silahlanmaya harcanan paranın sadece yüzde 1’i ile bile acil gıda sorununun çözümlenebileceğine dikkat çekiyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Gürkan Kubilay ise; bugün dünyada 1 milyar 200 milyon insanda obezite olduğunu ve bir yılda obeziteye harcanan bütçenin 2.1 trilyon dolar şeklinde gerçekleştiğini açıkladı. Yani bu sonuç şu anlama geliyor; dünya ekonomisinin yüzde 3’ü aşırı kiloyla mücadele için harcanırken, diğer yanda milyonlarca insan açlığın pençesinde ölümle burun buruna yaşam mücadelesi veriyor.

Kuraklık Afrika’yı nasıl teslim aldı?

Etiyopyalı bir çiftçi, “Son yağmur damlasını Ramazan ayında gördüm. O zamandan beri hiç yağmur yağmadı. Su yok, ot yok, hayvanlarımız ölüyor” açıklamasında bulundu. Ramazan ayından bu yana tek bir rahmet tanesinin düşmediği topraklarda, iklimsel değişiklikler, yanlış kentleşme, kontrolsüz sanayileşme gibi etkenlerin de etkisiyle kuraklık gittikçe daha sık ortaya çıkan bir felaket olarak kendini gösteriyor.

Doğu Afrika’da yaşayanların büyük bölümü, tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlıyor. Dünya Bankası raporlarına göre; kıtanın Gayri Safi Yurtiçi Hasıla miktarının yüzde 40’ı tarımdan elde ediliyor, işgücünün yaklaşık yüzde 70’i tarımda çalışıyor ve çiftçilerin hemen hepsi küçük çiftçi durumunda.

Çölleşen tarım arazileri tarıma elverişsiz hale gelirken, sulanamayan mahsuller yok oluyor. Bitkilerle beslenemeyen hayvanlar, susuzluğun da etkisiyle topluca telef oluyor. Bazen bir aileye bir hayvanın düştüğü bölgelerde, tek geçim kaynaklarını kaybeden insanlar çaresizce göç ediyor, ancak bölgenin neredeyse tamamına yayılan kuraklıktan kaçmaları mümkün olmuyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Etiyopya, Kenya, Somali, Güney Sudan, Uganda ve Tanzanya’daki gıda fiyatları son bir yılda rekor seviyelere yaklaştı. Mısır, un gibi ürünler, geçen yıla oranla neredeyse yüzde yüz pahalanmış durumda.

Bu durum yaşanan açlığın boyutlarını büyütüyor. Birleşmiş Milletler, geçen yıl 11 milyon kişinin acil gıdaya ihtiyaç duyduğu Doğu Afrika’da, bu sayının bir yılda iki kat arttığını duyurdu.

Sanayinin gelişmediği bölgede, geçimlerini küçük ve büyük baş hayvancılığa dayandıran insanlar veya küçük ölçekli çiftçiler, kuraklık ve susuzluk felaketinden ilk etkilenen kitle oluyor. Önce toprak, sonra hayvanlar, sonra da insanlar ölmeye başlıyor.

35 ülke için korkunç beklenti: Su krizi

UNICEF, iklim değişikliği nedeniyle gelecek 20 yılda durumun daha da kötüleşeceği öngörüsünde bulundu. Örgüt, dünyada 36 ülkede ‘aşırı’ su sıkıntısı yaşandığına ve bunun “korkunç etkileri” olduğuna dikkat çekti.

Su sıkıntısı yaşanan ülkeler içinde durum başka hiçbir yerde Etiyopya, Nijerya, Somali, Güney Sudan ve Yemen’in bazı bölgelerindeki kadar vahim değil. Gelecek yıla kadar sadece Etiyopya’da, dokuz milyondan fazla kişinin temiz suya erişimi olmayacak.

Güney Sudan’da, yaklaşık 5 milyon 800 bin kişi yardıma muhtaç. BM verilerine göre, bunun için gereken 1 milyar 25 milyon dolar yardımdan, sadece 230 milyon doları sağlanabildi. Somali’deki insanlara yardım etmek için gereken 720 milyon dolardan, şimdiye kadar sadece 60 milyon doları toplandı. Yemen’de, yaklaşık 8 milyon 300 bin kişiye yardım edilmesi gerekiyor. Bunun için gereken 1 milyar 700 milyon doların sadece 103 milyonu Yemen’e gönderildi. Nijerya’nın kuzeydoğusunda ise; 2 milyondan fazla insan yardıma ihtiyaç duyuyor. Ancak bu bölgede de gereken 735 milyon dolar yardımın, sadece 29 milyonu sağlanabildi.

Afrika aslında su zengini!

Afrika kıtası, aslında tatlı su nehirleri ve göller açısından hiç de fakir değil. Ancak su kaynakları, mevsimsel olarak taşıp kurudukları için, düzenli olarak kullanılamıyorlar. Bu durum da tarım alanlarını olumsuz etkiliyor. Şu anda kıtadaki ekilebilir arazinin sadece yüzde 5’i sulanabiliyor. Eğer önlem alınmaz, adım atılmazsa var olan kısıtlı tarım alanları da yok olma tehlikesiyle yüz yüze kalacak.

Peki, kuraklık Afrika’nın kaderi mi? Son dönemde yapılan bir bilimsel araştırma, bunun hiç de böyle olmadığını gözler önüne sermiş durumda. University College London ve British Geological Survey’den bilim adamları ilk kez kıtadaki yer altı sularının haritasını çıkarmayı ve kıtanın altında saklı duran su kitlesinin detaylı bir analizini yapmayı başardı. Environmental Research Letters adlı dergide yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, Afrika kıtası yer altı suları bakımından zengin bir ülke!

Araştırmacılardan biri olan Helen Bonsor, yer altı sularının unutulduğunu söylerken, Afrika’daki en büyük yer altı su rezervinin, Kuzey Afrika’da olduğunu belirtti. Araştırmacı, ‘’Bu bölgede, yerin altında 75 metre kalınlığında bir su şeridi var’’ dedi.

Yer altı zenginiydi, fakirliğe mahkum edildi

Bilinen 50 bin bitki, bin memeli hayvan ve bin 500 kuş türüne ev sahipliği yapan Afrika, 2 bin yöresel bitki türü ve 8 binden fazla tropik ormanlara özgü yüksek bitkiye sahip. Afrika’da 1980’lerde 39 milyon hektar tropik orman yok edilmiş. Buna rağmen 520 milyon hektar alanı kaplayan ormanlara sahip. Aynı şekilde mineraller açısından da son derece zengin olan kıtada, başta altın ve elmas olmak üzere bakır, kalay, boksit, manganez, uranyum ve ham petrol bulunuyor.

2011 yılında yaşanan kuraklıkta, 250 bin insanın öldüğü Somali, petrol ve doğal gaz bakımından zengin bir ülke. 20 yıllık iç savaşın ardından, hâlâ istikrara kavuşamayan ülkede uranyum, doğalgaz, demir, bakır, boksit ve kalay yataklarının çoğu henüz işlenmemiş durumda. Ve Somali topraklarının altı, dünyanın iştahını kabartan petrol potansiyeline sahip. Bitmeyen iç savaşların ardından, Kuzey ve Güney Sudan olarak bölünen Sudan ise; petrol rezervi bakımından Afrika’nın en önemli ülkelerinden biri.

Topraklarından elmas fışkırıyor

Geçtiğimiz günlerde küçük bir Kanadalı elmas şirketi, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük ikinci elmas taşının bulunduğunu açıkladı. Lucara Diamond Corp isimli firma, elmasın 1.111 karat olduğunu belirtti. Dünyanın en büyük elması ise; 1905 yılında yine Güney Afrika’daki Premier madeninde bulunan 3.106 karatlık elmastı. Bulunan elmaslar, Afrika’ya değil, elmasları bulan sömürgeci şirketlere yaradı. Elmas bulma savaşları sonucu yağma edilen Afrika, hiçbir yeraltı ve yer üstü zenginliğinden faydalanamıyor.

40 yaşına gelmeden ölüyorlar

Asya’dan sonra hem yüzölçümü, hem de nüfus bakımından dünyanın en büyük ikinci kıtası olan Afrika, dünya topraklarının yüzde 20’sine sahip durumda. Nüfus olarak ise; dünya nüfusunun yüzde 14’üne ev sahipliği yapıyor. Genç nüfus açısından büyük bir potansiyele sahip olan Afrika’da, nüfusun yüzde 50’si 19 yaşının altında. Ancak ne acıdır ki, bu genç nüfus çoğunlukla genç yaşta ölümü tadarak hiçbir zaman yaşlanamıyor. Zira Kenya’da nüfusun yüzde 30’u, Nijerya’da yüzde 33’ü, Gana’da yüzde 20’si, Güney Afrika’da yüzde 25’i 40 yaşına gelmeden ölüyor.

Kölelik bitti sömürge devam ediyor

15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar yaklaşık 10 milyon Afrikalı köle olarak ‘yenidünyaya’ satıldı. 19. Yüzyıl itibariyle emperyal güçler kıta üzerinde koloniler kurmak için mücadele etti. Bu süreçte Afrika’da sadece iki tane tam bağımsız devlet kaldı: Etiyopya ve Liberya. Bağımsızlık mücadeleleri II. Dünya Savaşı’nın bitimine kadar sürdü ve bu mücadele sonunda hemen hemen tüm koloniler bağımsızlıklarını elde ettiler. Ancak küresel sömürü güçleri, önce kendi ülkelerine köle olarak kaçırdıkları, sonra öz vatanlarında sömürge haline getirdikleri Afrika’dan, gerçek manada hiçbir zaman ellerini çekmediler.

Siyasi istikrarsızlığın anavatanı

Afrika’da 54 tane bağımsız devlet var fakat bu devletlerin birçoğu özellikle istikrarsızlık, yolsuzluk, darbe rejimleri, diktatörler ve terör örgütleri ile mücadele ediyor. Örneğin; yıllardır süren ekonomik sıkıntılara, kuraklığın da eklenmesi sonucu zor günler geçiren Afrika ülkesi Zimbabwe’de grevler ve kitle gösterileri yaşanmaya başladı. Çünkü ülkeyi bağımsızlığın kazanıldığı 1980 yılından beri yöneten diktatör Robert Mugabe, 92 yaşına gelmiş olmasına rağmen, hâlâ iktidarı bırakmıyor. Ülke büyük ekonomik sıkıntılar yaşarken Mugabe’nin geçen yıl Şubat ayında 92. yaş günü kutlamaları için 1 milyon dolar harcaması, ülke genelinde büyük öfke ile karşılanmıştı. Ancak Mugabe, 2018 yılında düzenlenecek devlet başkanlığı seçimlerinde yeniden aday olacağını duyurdu.

İç savaş ve soykırımsız Afrika ülkesi yok

Afrika’da 1960 ve 1980 arasında, 70’den fazla darbe yaşandı.1970 yılından beri çoğunluğu iç çatışmalar olmak üzere 30 savaş yapıldı. Sadece 1996 yılında, 53 Afrika ülkesinden 14’ü silahlı çatışmaya katılmış ve o yıl dünyadaki savaş sonucu ölümlerin yarısından fazlası, bu savaşlarda gerçekleşmişti.

2008 yılında Kongo’da yaşanan ikinci iç savaş sırasında 5 milyon insanın öldüğü belirtiliyor. 1994’de Ruanda’da yaşanan soykırım bir milyona yakın insanın katledilmesiyle sonuçlandı. Angola’da yaşanan iç savaş, 30 yıl sürdükten sonra ancak 2002’de sona ermişti.

En ağır bedeli kadınlar ödüyor

Dünyanın en büyük ikinci kıtası Afrika, kölelikten, sömürgecilerden kurtuldu ancak sömürge siyaseti sonucu yaşanan iç çatışmalardan kurtulabilmiş değil. Bu nedenle de gelişemiyor ve zengin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden faydalanamıyor. Büyük bir zenginliğin içinde acizliği, fakirliğin, imkânsızlığın en kötüsünü yaşaya Afrika’da en büyük bedeli ise kadınlar ve çocuklar ödüyor.

22 Mart Dünya Su Günü kapsamında açıklanan raporda kız çocuğu ve kadınların 200 milyon saati suya erişimi sağlamak için harcadıklarını belirtildi. Bin bir güçlükle buldukları plastik bidonlarla onlarca kilometre yol yürüyerek su bulmaya çalışan kadınlar, yaşadıkları göçebe hayatın üstüne gelen kuraklık ve açlıkla mücadele ediyor. Oysa onlar dünyanın en ağır şartlar altında yaşayan kadınları. Güney Afrikalı sağlık uzmanı Roland Mhlanga, kıtada her gün 90 kadının doğumdan sonra öldüğü açıklamasında bulundu.

Yılda 30 bin kadın doğumda ölüyor

Afrika’da her yıl 4.2 milyon kadın tıbbî yardım almadan doğum yapıyor ve bunlardan en az 30 bini ölüyor. Çocuk yaşta, bazen bir çuval un karışlığında evlendirilen ve suç örgütlerinin kol gezdiği yaşam alanlarında, tecavüze uğrayan kız çocuklarının çoğu ya hamileliklerinde veya doğum sırasında ölüyor. Hiçbir tıbbî imkânı olmayan binlerce insan, bugün adını dahi unuttuğumuz, kolaylıkla önlenebilir hastalıklar nedeniyle yaşamını yitiriyor.

Hiçbir statüleri, hiçbir hakları olmayan bu kadınlar, en temel hak olan ‘yaşama hakkı’ndan mahrum. Onlar gençliklerini tamamlamadan kara toprağa karışıyor. En insanî hak olan, beslenme ve temiz su hakkından mahrum. Eğitim, sağlık, meslek edinme gibi hakların varlığından bile haberdar olmadan, ömrünü bir damla su peşinde geçiren kadınların coğrafyası Afrika. Sömürgecilerin elleri bölgeden tamamen çekilmediği sürece, gasp edilen haklarına kavuşmaları da mümkün olacak gibi görünmüyor.

 

Nuriye Çakmak, “Dünyanın En Fakir Zenginleri”, Bilimevi Kadın dergisi, Nisan-Mayıs-Haziran 2017, sayı 1.

Güncelleme Tarihi: 04 Haziran 2018, 12:15
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20