Dost meclislerinden çıkmış bu portreler

Hakkı Süha Gezgin, Edebi Portreler kitabındaki portreleri bir ressam titizliğiyle kaleme almış bir edebiyat adamıdır.

Dost meclislerinden çıkmış bu portreler

 

 

Bir kişi hakkında yazılan her cümle, anlatılan kişi toplum tarafından tanınan bir kişiyse daha bir önem arz etmektedir. Çünkü kurulacak her cümlenin muhatabı, anlatılan kişinin kendisiyle birlikte onu tanıyanlardır da. Portre yazmak bu anlamda oldukça keyifli bir tercih olmakla birlikte içinde bazı hassas noktaları da barındırmaktadır. Bir de portre yazarı sözünü budaktan sakınmayan bir kalem sahibiyse o zaman yazılanlar daha bir dikkat çekmektedir.

Edebî portreler, anlatılan kişiye karşı yazarın bakış açısını yansıttığı için biyografilerden ayrılır. Yazar ele aldığı kişileri kendi süzgecinden geçirerek anlatır ve bunu yaparken de yazılarına duygularını, fikirlerini katmakta bir beis görmez. Alacağı tepkiye ve alkışa da pek itibar etmez portre yazarı. Anlatacağı kişinin kendi dünyasına yansımasını okuyucuya aktarır. Bu anlamda bolca öznellik barındırdığı için portre yazılarını sadece okumak ve ‘yazarın kendi düşüncesidir’ demek doğru olacaktır.

Portre yazmak, kelimelerle resim yapmanın edebî dildeki karşılığıdır. Anlatılan kişinin iç ve dış portresini cümlelerle kaleme alır yazar. Endamından tavırlarına, olaylara bakışından dünya görüşüne kadar her tele dokunabilir yazar. Kendi dünyasından bir başkasının dünyasına doğru bir yolculuğa çıkar. Gördüklerini, görmek istediklerini anlatır.

Hakkı Süha Gezgin’in porteleri canlı tarih gibidir

Hakkı Süha Gezgin adı bugünün edebiyat çevrelerinde pek de bilinmez. Malumdur ki edebiyat tarihinde yer alabilmenin en önemli koşullarından birisi kitap sahibi olmaktır. Yahya Kemal gibi yaşadığı dönemde çalışmalarını kitaplaştırmayan ender isimler kendilerine geçen zaman içerisinde yer edinmiş olsalar da kitaplı olmak önemlidir. Hakkı Sühan Gezgin’in sadece yayına hazırladığı otuz civarında Rusçadan ve Fransızcadan tercüme roman var. Portre yazılarını ise yaşadığı dönemde kitaplaştırma imkânı bulamamış.

Hakkı Süha Gezgin bir edebiyat öğretmeni. 1913 ile 1957 yılları arasında öğretmenlik yapan Gezgin, bu sürenin kırk yılını İstanbul Erkek Lisesi’nde geçirmiş. Dönemin en önemli okullarından olan lisede adeta efsane olan Gezgin, hem öğrencileri arasındaki şair ve yazarlarla hem de dönemin edebiyat adamlarıyla sıkı bağlar kurmuş. Öğretmenliği kadar meşhur olan diğer bir yanı da Vakit yazarı olması. Edebi portrelerinin tümünü Vakit’te yayınlayan yazar, ayrıca musiki ile de yakından ilgili olduğundan önemli müzik adamlarının portrelerini de Çınaraltı dergisinde yayınlamış. İşte Gezgin’in Vakit ve Çınaraltı dergisinde yazdığı bu portreler, yine bir portre ustası Beşir Ayvazoğlu’nun titiz çalışmasıyla Edebi Portreler adı altında Kapı Yayınları’ndan çıktı.

Yazdığı doksan üç portreden sadece on kadarı yaşadığı dönemde hayatta olmayan kişilerden oluşurken geriye kalanlarla birebir tanışmaktadır Hakkı Süha Gezgin. Bu özelliğinden dolayıdır ki bu portreler çok önemli bir kaynak niteliğindedir. Yazar tanıdığı, sohbet ettiği, aynı mekânı paylaştığı kişileri o kadar ince ayrıntılarıyla anlatıyor ki yazdıklarındaki başarının ve sahihliğin kaynağı da burada yatıyor. Necip Fazıl’ın mimik hareketlerinden Şehabetttin Süleyman’ın nüktelerine, Yahya Kemal’in engellenemez yükselişinden Hamdullah Suphi’nin babacanlığına kadar daha birçok özel ayrıntı Hakkı Süha Gezgin’in satırları arasında yer almakta.

Anlatılanların gerçekliği konusunda çok da büyük şüpheler duymamaktayız çünkü anlattığı kişilerin çoğuyla arkadaş olan yazarın üslubuyla yoğrulan portreler okuyucuda samimi bir havayı da hissettiriyor. Bunun yanında Hakkı Süha Gezgin’in bu çalışmalarını kitap haline getiren Beşir Ayvazoğlu, Necip Fazıl ve Yahya Kemal portrelerinden çok da memnun değildir. Yazarın anlatım şekli, bu kişilere karşı yaklaşımı Ayvazoğlu’nu rahatsız etse de yorumu okuyuculara bırakmayı yeğliyor Beşir Ayvazoğlu.

Son bölümde ses ve saz erenleri var

Hakkı Süha Gezgin, edebiyatın yanında yoğun bir şekilde musiki ile de ilgilenmektedir. Onun evi dönemin musikişinaslarının uğrak yeridir. Hatta bir mektep gibidir evi. Nevzat Atlığ ve Alaeddin Yavaşça için Gezgin’in evi bir müzik mektebidir. Ayrıca musikimizin Batıya yenilmemesi için, unutulmaması için gerek yazılarıyla gerek giriştiği mücadelelerle çok önemli çalışmaların içinde yer almış bir kişidir Hakkı Süha Gezgin. Kitabın son bölümünde on bir müzik adamının portresi de yer alıyor.  Münir Nurettin, Neyzen Tevfik, Tanburi Cemil Bey bu isimlerden bazılarıdır.

Hakkı Süha Gezgin’in portreleri, bu türün en önemli çalışmaları arasındadır. Sıcak, gerçek ve kuşatan bir üslubun sahibidir Gezgin. Önemli sanat, devlet ve müzik adamlarının farklı yönlerini tanımak isteyenler için bu çalışma iyi bir örnek olacaktır.

 

Mustafa Uçurum yazdı

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2016, 16:35
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13