banner17

Dini kaygı mealini yaktırdı!

Akif'in 10 yılını vererek yazdığı meali 1960'da niçin yakıldı? Buna üzülmek yerine ne yapmalıyız?

Dini kaygı mealini yaktırdı!

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ve daha merkezde yer alan kültür-sanat programları göz önünde olurken Bağcılar, Güngören gibi ilçelerdeki kültür-sanat programları ıskalanabiliyor. Böyle olunca da bu bölgelerde zaten çok fazla alıcısı, taliplisi olmayan kültür-sanat etkinlikleri kısır kalmaya devam ediyor. Bu yüzden bu bölgelerde bulunan vakıfların, sanat merkezlerinin, belediyelerin bültenlerine daha dikkatli bakmak, etkinliklerinden haberdar olmanın yollarını araştırmak gerekiyor.

23043

Kanaatime göre etkinlikleri ıskalanan, pek fazla görülmeyen yerlerden biri de Güngören Belediyesi. Aylık olarak yayınlanan kültür-sanat bülteninden belediyenin bünyesinde gerçekleştirilen etkinliklere ulaşabiliyorsunuz.

Güngören Belediyesi’nin Aralık ayı içerisindeki kültür-sanat etkinliklerinden biri de Mehmet Akif’le ilgili yapılan "Asım'ın Nesli" isimli programdı. Programa Mustafa Miyasoğlu konuşmacı  olarak katıldı. Programda Mustafa Miyasoğlu’nun Mehmet Akif portresi üzerinde duran konuşmasının yanı sıra Nur Haktan, Safahat’tan şiirler okudu.

Akif’in meali ne zaman yakıldı?

Miyasoğlu’nun konuşmasında benim en çok ilgimi çeken husus, Akif’in yazdığı meal üzerine söyledikleri oldu. Öncelikle bu mealin elimize geçmemesine üzülmek yerine Mehmet Akif’in elde bulunan eserlerine yoğunlaşmamız gerektiğini söyledi Miyasoğlu. Miyasoğlu bunu söyleyince meselenin önemini kavradım. Çünkü gerçekten şiir kitaplarının toplandığı Safahat ve birkaç ay öncesine kadar Beyan Yayınları’ndan basılan Akif’in nesirlerinin toplandığı kitaptan başka Mehmet Akif’in eseri yoktu. Ancak bunların da ne kadar okunduğu, üzerinde düşünüldüğü gerçek bir soru işareti olarak karşımızda durmaktaydı. Hal böyleyken Akif’in on yılını vererek yazdığı mealin elimizde olmamasına üzülmek hakkımız mıydı?

Akif’in mealine ne oldu?

Akif’in yazdığı meal, Akif’in dini hassasiyeti nedeniyle sağlığında yayınlanmadı. Türkçe ezan gibi Müslümanları rahatsız eden uygulamalar Akif’i endişelendirdi. Kendi yazdığı meal-tefsirin de bu gibi durumlarda kullanılabileceği endişesiyle Akif, tefsiri Yozgatlı İhsan Efendi’ye teslim etti. Bir şartı vardı bu tefsirin yayınlanması için. O da bu mealin yayınlanabileceği uygun bir ortam oluşmasıydı. Yozgatlı İhsan Efendi 1960’ta vefat edince onun 15 yaşındaki oğlu kendince radikal bir görüşle Akif’in eserini tüm müsvetteleri ve nüshalarıyla yaktı. Nur Haktan

Safahat’tan şiirler…

Miyasoğlu konuşmasını Ertuğrul Erkişi’nin Safahat’tan bestelediği parçalarla zenginleştirdi. Aralarda Nur Haktan’ın da Safahat’tan okuduğu şiirler  geceye olan ilgiyi sürekli kıldı. Nur Haktan’ın şiirleri okurken salonda bulunan yaşlıca bir teyzenin hemen hemen her şiire eşlik etmesi ve başörtüsünün ucuyla gözyaşlarını silmesi dikkatimi çekti.

Gecenin sonunda tüm katılımcılar ayakta Nur Haktan’ın okuduğu İstiklal Marşı’nı dinledi ve Miyasoğlu’na çiçek takdimiyle gece son buldu.

Söz konusu olan isimler Mehmet Akif, Necip Fazıl gibi toplumumuzun değerli isimleri olunca sözler uzayıp gidiyor. Ardından aldığımız küçük notlar, hafızamıza kazıdığımız cümleler kalıyor…

 

 

Besim Bal haber verdi 

Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2011, 10:31
YORUM EKLE
YORUMLAR
memir
memir - 8 yıl Önce

Sezai Karakoç keşke tefsir yazsa!

yusuf erdem
yusuf erdem - 8 yıl Önce

merhum ali ulvi kurucu hocaefendi'nin hatıralarında tefsir değil (akif bey'in yazmadığı tefsir, bugün elimizdeki elmalılı tefsiridir), mealden bahsedilir ve yozgatlı ihsan efendi'nin emanet olarak uhdesinde tuttuğu eserin, vefatından sonra mustafa sabri efendi'nin oğlu tarafından yakıldığı anlatılır. not içinde not: yozgatlı ihsan efendi, bugün ikt başkanı olan ekmeleddin ihsanoğlu'nun muhterem babalarıdır.

Ali Nazik
Ali Nazik - 8 yıl Önce

Arapça'ya edebi olarak hakim olmak, tüm lehçeleriyle hakim olmak, hadis ve siyer alimi olmak ve bir müslüman olarak iyi niyet gerektirir. Bütün yeter ve gerek şartları sayamadım ama iyi bir müslüman olmak yetmiyor tefsir yazmak için...

ceterisparibus
ceterisparibus - 8 yıl Önce

Akifin mealinin yakıldığı anda orada olan yozgatlı Ali İhsan Okur hocaya bu olayı sorduk; bize söyledikleri Akifin meali yozgatlı ihsan efendiye verdiğini ama şartının o meali kendisi vefaat ettikten sonra yakması şartıyla bıraktıgı yönündedir, kendi yazdıgı meali yakmaya Akifin gönlü ra'zı gelmiyor. ayrıca meali yakanda oglu degil bizatihi yozgatlı ihsan efendidir...
vesselam

ceterisparibus
ceterisparibus - 8 yıl Önce

özür dileyerek biraz önceki paylaştığım bilgiyi ,yusuf beyin de söylediği gibi- mealin Akifin vefatından sonra mustafa sabri efendinin oğlu tarafından yakıldığı şeklinde düzeltiyorum.

banner8

banner19

banner20