Din Adamı Modelimiz Yunus Emre Olsaydı?

Arapça Kitap Fuarı açıldı... Araplar ve Biz... Kültür bir ‘yük’ mü?... İstanbul’un tarihi dokusu... Din adamı modelimiz Yunus Emre olsaydı... M. Murtaza Özeren bu haftanın öne çıkan tek kültür olayını konu edindi. Ayrıca dikkat çeken bazı köşe yazılarına da değindi.

Din Adamı Modelimiz Yunus Emre Olsaydı?

Bu hafta havadis olarak sadece 17 Şubat’ta kapılarını açan Arapça Kitap fuarından biraz bahsetmek, ardından ise bu hafta çeşitli mecralarda rast geldiğim bazı yazıları aktarmak istiyorum. Bu yazılar da haftalık havadislerimize dahildir ennihayetinde.

Arapça Kitap Fuarı açıldı

Geçen sene ilk kez Haşimi Yayınevi ve TYB İstanbul Şubesi tarafından şubenin merkezinde düzenlenen Arapça Kitap Fuarı, bu sene Sultanahmet Medresesi’nde düzenleniyor. Geçen seneye nazaran daha fazla yayıncının katılacağı bu fuarda 10 gün boyunca çeşitli konuşmalar da düzenlenecek (etkinlik takvimine buradan erişebilirsiniz). Bu seneki fuarın konusu “Asırlardır Sönmeyen Işığımız: Âlimler-Kitaplar” olarak belirlenmiş. Arapça yayınlara ve yayıncılara ulaşmak için muazzam imkân olan bu fuarın organizatörleri can-ı gönülden kutluyorum. Bunun yanında bir de “ama” zikretmek istiyorum. Bu “ama” Arapçaya bakışımız için.

Arapça bizim için bugün yalnız bir “ilim dili” mesabesinde, maalesef. Kur’an’ın dili olması, yüzyıllarca ilmin onunla yapılması hasebiyle Arapça İslam’ın ayrılamaz bir cüzü haline gelmiştir bugün. Elbette ki böyle bir bakış gereklidir ancak peki ya Arapça edebiyatı ne yapacağız? Arapça olarak din bilimleri haricinde kaleme alınmış eserlere nasıl ulaşacağız? Kanaatimce bu eserler de en az diğer ilahiyat eserleri kadar önemli. Arapça bilenlerimizin kahir ekseriyeti bu bahsettiğim alanlardan bihaber. Yani Arapçadan modern bir romanı hakkıyla tercüme edecek mütercimimiz öyle sanıyorum ki bir elin parmaklarını geçmez.

Bu fuar dilerim ki bu bahsettiğim hususa merhem olacak çalışmalara vesile olsun.

Araplar ve Biz

Arapça meselesinden başlamışken, tavsiye yazılarıma Taha Kılınç’ın köşe yazısından başlayayım. 15 Şubat Çarşamba günü kaleme aldığı yazıda Kılınç, Araplar ve Biz’e  değiniyor: “Sadece 'dinî turizm' olarak değil, ait olduğumuz kocaman bir coğrafyanın parçalarını ve unsurlarını yerinde gözlemlemek için de Arap ülkelerinin mutlaka rotamızda bulunması gerekiyor.” Yazıya buradan erişebilirsiniz.

Kültür bir ‘yük’ mü?

“(…) kültürü tartışanların, kültür meselelerinde inisiyatif alanların onun yüküne mi yoksa mülküne mi talip olduklarına özellikle bakmak gerekir (…)Tekrar sormalı o zaman, kültür konuşup tartışırken, onun yüküne mi talibiz toksa mülkünü mü ele geçirmek istiyoruz.” Ömer Erdem, hafta içinde kaleme aldığı yazısında kültürü yük ve mülk olarak irdelemiş. Siyasilerin kültüre dair demeçleri, üç-beş ismin kültürel konuşmaları, sürüp giden kültürel hegemonya teranesi, onlarca ajansın her sene yüzlerce belediyede düzenlenecek olan “kültür işleri”ne talip oluşunun arasında okunası bir yazı. Buradan erişebilirsiniz. (aynı bağlamda bu hafta Tanıl Bora da, kültürel hegemonya meselesini ele alan bir yazı kaleme aldı, ilgililerine duyurulur.)

İstanbul’un tarihi dokusu

Mustafa Kutlu, “Eski eserler ve Taksim’e cami” başlığı ile onaylanan cami vesilesi ile önceden yayınladığı bir yazıyı yeniden gündeme getirmiş. Gündeme getirmiş diyorum ancak gündemden hiç çıkmaması gereken hususları kaleme almış aslında. “AKP hükümetlerini belki de sadece aşağıda bahsedeceğim faaliyetleri sebebiyle hayırla yadedebiliriz” diyerek, kendi şahitliklerinden de yola çıkıp İstanbul’un tarihi dokusunu korumaya dair görüşlerini beyan ediyor. Sadra ve tükenmekte olan sabra şifa bir yazı.

Din adamı modelimiz Yunus Emre olsaydı

Davud el- Kayseri bizim neyimiz olur?” Bu soruya ‘o da kim’ diye karşılık vermiyorsak bu da önemli bir şeydir. Çünkü bu cevap verilebilsin diye en az 200 senedir uğraşılmaktadır. Mahmut Erol Kılıç iki haftadır an'anedeki âlim tipimizi yazıyor. İlk olarak da Davud el-Kayseri’yi ele almış Yeni Şafak’taki köşesinde. Mahmut Erol Kılıç, daha evvelden de “Din adamı modelimiz Yunus Emre olsaydı” diyerek enfes bir yazı kaleme almıştı. Bu husus irdelenmesi ve hatta gazetede kalmayıp enine boyuna incelenmesi gereken bir mesele. Geçmişle irtibatı doğru kurabilirsek ancak o zaman geleceğimizi adam akıllı inşa edebileceğiz çünkü. (ilk ve ikinci yazı.)

 

Derleyen: M. Murtaza Özeren

Yayın Tarihi: 18 Şubat 2017 Cumartesi 09:58 Güncelleme Tarihi: 18 Şubat 2017, 09:58
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26