Dikkatli bir kalem işçiliği vardı romanlarında

Müslüman yazarlar içerisinde edebiyat alanına romanlarıyla belirgin katkılarda bulunan romancılarımızdan biri de hiç şüphesiz Nehir Aydın Gökduman’dı.

Dikkatli bir kalem işçiliği vardı romanlarında

 

Müslüman yazarlar içerisinde edebiyat alanına romanlarıyla belirgin katkılarda bulunan romancılarımızdan biri de hiç şüphesiz Nehir Aydın Gökduman’dır. Yazın hayatına romanlarla başlayıp belli bir müddet böyle devam ettikten sonra, tercihini biraz öyküye (Öyküye Ağıt, Eylülle Gelen.) yönelmekten yana kullanıp en sonunda çocuk masallarına, öykülerine (Dedem Eve Dönüyor, Şimdi Oruç Zamanı, Sevap Yağmuru, Fesleğen Sokağı, Büyüteç Gözlüklü Kız, Çikolatalı Masallar, Peygamberimizin Çocuk Arkadaşları, Peygamberlerimi Seviyorum vd.) doğru rotasını çeviren yazarımızdır kendileri.

Yazdığı bütün romanları eksiksizce okuyan bir kardeşi olarak, diğer kitap çalışmalarını da gözardı etmemekle birlikte, kendilerinin romanlarıyla anılmalarını çok ama çok önemsiyorum. Ve hatta diyorum ki, artık ‘büyük çocuklar’ın dünyasına ne zaman dönecekler? Kerim Kitab’ın ve Şerefli Rasul’ün hayatının verdiği renklilikle yoğrulan kişiliklerin hâkim olduğu roman çalışmalarıyla büyüklerin açlığını giderme yoluna tekrar dönmelidirler. Tanışıklığımızın romanları kanalıyla başlaması, kendilerini hep romanlarla anmama vesile oluyor Allahualem.

Bugüne değin yedi romanı yayınlanan yazar, okuyanlar bilir, hayatın farklı yönlerini, farklı kişiliklerle yansıtmaktadır. Hepsinde Müslüman kimliğin, kişiliğin, Müslümanca bir dünyanın özlenen/olması gereken boyutları işlenmektedir dikkatli bir kalem işçiliğiyle.

Şimdi Dirilmek Vaktidir kitabında, kâinatın ve tüm insanlığın hayran kaldığı, hayran kalacağı numune teşkil eden dirilişleri okuyoruz. Sahibini cennetlik kılacak nefes alış-verişler satırlara işleniyor bu eserde.

Özgürlük Ateşi’nde göz boyayıcı, rüzgârın önündeki çer-çöp misali savrulup giden yersiz ve gayesiz özgürlük düşlerinden sıyrılarak, fıtratın ve dolayısıyla Yaratanın öngördüğü gerçek özgürlüğe teslim olmanın nasıl olacağına şahit oluyoruz. O ateş ki, İbrahim aleyhisselama serin ve selametli olan türden. O ateş ki, haksızlığı, yalanı, nifakı, isyanı yakan türden. O ateş ki, yaktığında da, serinlettiğinde de hayır getiren türden.

Prangalar Denizi ve Düşler Ümitler Yarınlar, birbirinin devamı olan iki roman çalışmasıdır. Vicdansız ve erdemsiz bazı töre kabullerinin insanları ve hayatları yıprattığı, perişan edip çıkmazların içine soktuğu gariplikler deryasında yüzüyoruz sanki sayfaları çevirdikçe. Özlerindeki temizliği kirletmemiş, doğru olanı terketmemiş mutahhar insanların, çok zor da olsa azim ve sabırla attıkları hayırlı adımlarla rahmetin gölgesine sığınışlarını ibretle takip ediyoruz bu romanlarda.

Başlı başına vahyi ve vakti kuşanmışlığın izdüşümünü buluyoruz

Karanlıkta Biri Var romanı bir zamanlar Akit-Vakit gazetesinde neşredilmişti, çok iyi hatırlıyorum. Oradan günlük olarak okumak bir başka güzel olmuştu. Ama tabi ki kitap haliyle muhatap olmanın lezzeti tartışma götürmez kıymettedir. Şimdi yeni baskısı olmadığı için ulaşamıyoruz. Yeni baskıdan mahrum olma durumu diğer kitaplar için de geçerli tabi.

Harbiyeli’ye geldiğimizde oturduğumuz yeri sağlamlaştırmamız gerekir sevgili okuyucu; dikkat radarlarımızı alabildiğince açmamız söz konusu. Zira onda, tarihin üç kaypak ve ahmak kişiliği olan Karun, Hâman ve Bel’am’ın iğrenç türküsünü dinliyoruz. Mal varlığına, iktidara tapınanların kulak, zihin ve yürek, hâsılı, ömür törpüleyici türküsü… Ve bu üç çirkefliğe, soysuzluğa karşı direnen fıtrat savaşçılarının yılmayıp yıkılmayışları. Zulmün, fesadın, insanlıktan uzaklaşmanın her tür derecesinin sergilendiği vakitlerde yaşamakla imtihan olunanların kuşandıkları sabır ve azim tabloları bir bir önümüze çıkıyor Harbiyeli’de.

Altıncı baskıya erme bahtiyarlığını yaşayan ve belki de Nehir Aydın Gökduman’ın en kıymetli, en unutulmaz, en değerli romanı olarak kabul edeceğimiz Güller Ağlar Ülkemde, isminden de kaynaklanan bir çekiciliğe sahip. 90’ların başında dünyanın benzerine pek az rastladığı türden bir kıyamın, bir mücadelenin Cezayircesi verilmişti. Kadınıyla-erkeğiyle, genciyle-yaşlısıyla verilen amansız mücahedenin, yolundan dönmek bilmez mücahitliğin öyküsü öğretiliyordu insanlığa. Eşlerinin direnişine her anlamda katkı sağlayan vefakâr ve fedakâr kadınları, anneleri buluyoruz karşımızda Güller Ağlar Ülkemde kitabında… Yaşananların güzel ve değerli bir yazarımız tarafından roman haline getirilmesi, roman sahnesine dökülmesidir okuduklarımız. Sürükleyiciliğini mi söyleyelim, büyük bir davanın savunulması yolunda ortaya konan cengâverliği mi konuşalım; yoksa çıkarılması gereken dersleri, alınması gereken ibretleri mi? Başlı başına vahyi ve vakti kuşanmışlığın izdüşümünü buluyoruz bu eserde. Yeryüzünün tedavüldeki her bir şerlisine, tağutuna, zalimine, firavun ve nemrutuna karşı kaldırılan devasa bir isyan bayrağıdır okuduklarımız. Kendisine sığınan ve dayanan mütevekkil ve müteyakkız kullarını asla yardımsız bırakmayan yegâne kudret Allah (subhanehu ve teala)’ı dost ve yâr kabul edenlerin destanlarının kalbine dokunuyor romanımız. Okumak, sevdaların en yücesinden usulca içeri sokulmaktır; bunu açıkça hissediyoruz Güller Ağlar Ülkemde’de.

Gündeme aldığımız, hatıra getirmeye çalıştığımız bu romanlar, usta ve kaygılı yazarımız Nehir Aydın Gökduman’ı bize sevdiren, davasını ve sevdasını bildiren eserler. Zamanın kalbine unutulmaz izler bırakan bu ve bunlar gibi eserler, hep anılmaya, tanınmaya ve tanıtılmaya layıktırlar. Bizdeki tesirleri böyledir bahsekonu eserlerin.

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 19 Haziran 2013, 15:41
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mevlüt UĞURLU
Mevlüt UĞURLU - 6 yıl Önce

Ben de okuma serüvenine başladığım yıllarda 5 tane romanını okumuştum. Hidayet romanları yazarları içerisinde ayrı bir yer tutmaktadır. Ben de kendisini romanla anıyorum. Romanlardaki başarıyı hikayede gösterememiş olsa da ben de kendisini hala romanla anıyorum. Belkide de ilk okuduğum romanı diye, belki de anlattığı hayatlar nedeniyle, Düşler Ümitler ve Yarınlar benim için apayrı bir yere sahiptir. Çok daha iyilerini okudum sonra, Kürk Mantolu Madonnayı mesela, ama bu roman farklıydı. Güzeldi.

banner19

banner13