Değer üretme derdindeydi Sor Yayıncılık

Ümmete değer üretme derdinde bir yayınevi idi Sor Yayıncılık... Kur'an-Sünnet, Tevhid, Fıkıh-İctihad gibi konularda alanında yetkin onlarca isimle soruşturmalar yapıp bunları 6 kitapta toplamışlardı. Fatih Pala yazdı.

Değer üretme derdindeydi Sor Yayıncılık

 

 

Tevhidî bir bilinç ve muvahhidce bir yaşam için cümlelerin saf’a gelerek oluşturduğu kitapları, Müslüman okuyucuya ulaştırma derdini taşıyan bir yayınevimiz vardı bir vakitler. Bu kitapların içeriğinde, Müslüman zihni inşa edici ve Müslümanca bir dünya kurma gayesindeki sorular ve o sorulara verilmiş uzun boylu cevaplar yer edinmişti. Soranlar da sorulanlar da büyük bir davanın sahibi insanlardı. Soruyu doğru, güzel ve isabetli sormanın yanında; cevabı da doğru, güzel ve yine isabetli vermek de önemliydi, gerekliydi.

Kendisini unutma ve unutturma hakkımız olmayan, ümmete değer üretme çabasındaki o yayınevimiz Sor Yayıncılık’tı. Bünyesinde, bizim bildiğimiz, soru-cevap -yani soruşturma- şeklinde altı adet kitap neşredildi. Bunlar; “Ön Soruşturma”, “Soruşturma-1 Tevhid Üzerine”, “Soruşturma-2 Kur’an ve Sünnet”, “Soruşturma-3 Fıkıh/İçtihad”, “Soruşturma-4 Tarih/Siyer" ve "Kürt Soruşturması”. Biz, burada bu soruşturma eserlerinin –Kürt Soruşturması hariç- ilk beşinden dem vurmak istiyoruz. Neler sorulmuş, kimlere sorulmuş, nelere/nerelere varılmış onu sunmak amacındayız.

Pek çok güzel Müslüman büyüğümüze kaldırabilecekleri sorular yöneltilmiş

Öncelikle şu konuya değinmek gerekir ki; bu topraklarda, yaklaşık seksenlerin başından itibaren sahih kaynaklara dönme ve salih şahsiyetler olma davasını güden insanlar çok güzel işler kotarmışlardır, ya da kotarma adına büyük gayretler sarf etmişlerdir. Gerek siyasî şartlar, gerek sosyal yoksunluklar, ortaya iyi işler çıkarma sevdasında olarak ve büyüyerek gelen uyanış/diriliş çığına, çığlığına engel teşkil etmemiştir. Allah (azze ve celle)’ı razı etme ve hak din İslam’ı hayata hâkim kılma mücadelesindeki bu samimi ve ihlâslı adımlar/adamlar, ukba merkezli yürüyüş sergilemişlerdir.

Her biri kendi alanında ihtisas sahibi olan pek çok güzel Müslüman’a, büyüğümüze kaldırabilecekleri oranda sorular yöneltilmiş. “Ön Soruşturma”da (1986) Abdullah Büyük, Abdullah Erkam, Ali Arslan, Ali Bulaç, Ali Şafak, Akif İnan, Atasoy Müftüoğlu, Atilla Özdür, Edip Yüksel, Ercüment Özkan, İbrahim Ulvi Yavuz, M. Abdullah Özdemir, M. Said Çekmegil, Metin Köse, Metin Önal Mengüşoğlu, Seyyid Ahmed Ağırman, Yaşar Kaplan, Yusuf Kerimoğlu ve Zübeyir Yetik’e, anlam alanları daraltılan ve aslından uzaklaştırılan kavramlarımızdan birisi olan “Hicret”in kavramsal ve eylemsel yönü, o günlerde dünyanın dört bir yanındaki, özellikle cihad halinde olan bölgeler ve tüm dünya Müslümanlarının durumu, kaynaklara (Kur’an ve sünnet) indiklerini ve peygamberî metod ışığında yol aldıklarını ifade eden, özellikle gençlerin oluşturduğu kesimin durduğu yer ve tevhidin yerleşmesi için mücadele vermeyi üstlenenlere düşen görevler hakkında sorular sorulmuş. Kimi uzun ve kimi de oldukça özet olacak şekilde dağarcıklarındakini kardeşlerine aktarmışlar. İlk eserleri olmasına rağmen, doyurucu bir nitelikte gelmiş Ön Soruşturma.

“Soruşturma-1 Tevhid Üzerine” (1987) isimli ilk kavram ve terim ağırlıklı eserde, tevhid ile ilgili beş geniş muhtevalı sorular gelmiş muhataplara. Bu çalışmada, cevap ehli kadroda büyük bir artış görüyoruz. Ve zaten diğer eserlerle bir karşılaştırma yapıldığında, yoğunluğun bu kitapta olduğu kolayca fark edilecektir. Abdullah Koç, Abdullah Büyük, Abdurrahman Çobanoğlu, Ahmet S. Müftüoğlu, Ali Arslan, Ali Şafak, Atasoy Müftüoğlu, Atilla Özdür, Bahaddin Yıldız, Ercüment Özkan, Hasan Seyfi, Hekimoğlu İsmail, Hikmet Algül, İbrahim Ulvi Yavuz, Lütfullah Cebeci, M. Abdullah Özdemir, M. Beşir Eryarsoy, Mehmed Kerim, M. Said Çekmegil, Mehmed Şerifoğlu, Metin Önal Mengüşoğlu, Said Hakim (Mehmed Alagaş), Süleyman Karagülle, Süleyman Uludağ, Veli Ulutürk, Yusuf Kerimoğlu (Hüsnü Aktaş), Zübeyir Yetik’ten oluşan yirmi yedi aydın, alim ve mütefekkir Müslüman’a tevhidin ne olduğu, nasıl anlaşıldığı, nasıl anlaşılması gerektiği, sadece “La ilahe illallah” denilerek cennete girilip girilmeyeceği, cahiliye toplumundaki müşriklerin Allah ve ilah inancıyla vahye şahitlik etmiş Müslümanların inançları arasındaki farkın ne olduğu, sahabe nesliyle günümüz Müslümanlarının yine inanç noktasındaki benzerlik ve farklılıklarının durumu, bir inanç ve amel bütünlüğünü arz eden tevhidin hayata nasıl aktarılması gerektiği ve tevhidi anlamak için yalnızca Kur’an’ın yeterli gelip gelmeyeceği, sünnetin bundan soyutlanıp soyutlanamayacağı türünde her biri birbirinden kıymetli sorular yöneltilmiş. Cevapların hepsinde ayrı bir deryaya daldığımızı ve rengârenk bir bahçede gezdiğimizi hissediyoruz.

Tarihin, insanlar için taşıdığı tarifsiz önemi gündeme almışlar

O günlerin Müslümanlarının, iman ettikleri değerler konusundaki açlıkları ve ihlâslı yürüyüşleri, ardı ardına gelen eserlerle belirginlik kazanıyor. Serinin 3. çalışması olan “Soruşturma-2 Kur’an ve Sünnet”, aynı yıl içerisinde (1987) “Tevhid Üzerine”den hemen sonra geliyor. Ali Ünal, Atasoy Müftüoğlu, Ercüment Özkan, Hikmet Zeyveli, H. Avni Kansızoğlu, İbrahim Canan, M. Beşir Eryarsoy, M. Said Çekmegil, Mehmed Şerifoğlu, Suat Yıldırım ve Yusuf Kerimoğlu’na sunulan ilaç mesabesindeki sorulara, ümmetin yaralarına merhem gibi gelecek cevaplar verilmiş. Kitapta, Kur’an ve sünnet arasındaki farkların ve irtibatların belirtilmesi, Kur’an ve sünneti doğru anlayabilmenin ve bu anlayış üzerinde birliği sağlayabilmenin yolu, günümüz Müslümanlarının Kur’an ve sünnetle irtibatlarının boyutu, dillerden düşürülmeyen, “Kur’an ve sünnete dönüş” ifadesinden ne anlaşılması gerektiği gibi sorulara cevaplar istenmiş. On yıllar boyu tartışıla gelen sünnet ve hadis mevzularını gündem alan cevaplar, konunun meraklısı için taşları yerine oturtucu mahiyette.

1988 tarihine gelindiğinde Sor Yayıncılık yine boş durmaz ve bu yılı “Soruşturma-3 Fıkıh/İçtihad” eseriyle karşılar. Fikir ve düşüncelerine başvurmayı uygun gördükleri ilim, irfan ve düşünce adamlarının içinde Ali Şafak, Atasoy Müftüoğlu, Hayreddin Karaman, Hüseyin Avni Kansızoğlu, Kemal Ersözlü, Mehmet Çağlayan, M. Nazif Şahinoğlu, M. Said Çekmegil, Yusuf Kerimoğlu’nun belirdiğini görüyoruz kitap sayfalarını çevirdiğimizde. Bu baba adamların kapısı, babalar gibi sorularla çalınıyor. Kur’an ve sünnetten sonra fıkhın bağlayıcılığı, Resulullah döneminde fıkıh derken neyin anlaşıldığı, fıkıh konularında değişiklik olup olmayacağı, “saadet asrında” konulan hükümlerden zamanımızda aynen istifade edilip edilmeyeceği, içtihadın sınırları, müçtehit olmanın şartları olduğu gibi mukallid olmanın şartlarının da olup olmadığı, her Müslüman kendince Kur’an ve sünnetten hüküm çıkarıp çıkaramayacağı, bir mezhebe bağlı olmak ya da mezhep-dışı davranmak, davetçi Müslümanların fıkıh ve içtihadla olan alakalarının nasıl olması gerektiği gibi mevzuları kapsayan uzun boylu sorulardır bunlar. Her bir muhatap, ilimleri ve sorumlulukları dâhilinde cevaplarını yakıştırmışlar sorulara.

İlkinin yayınlanışının üzerinden 28 yıl geçmiş

Ve son olarak, 4. soruşturma eseri “Tarih/Siyer”, 1991’de Müslüman okuyucuya selam verir. Bu defa fikrine başvurulanlar Ahmed Ağırakça, İhsan Süreyya Sırma, İrfan Aycan, Mikail Bayram, Mustafa Ağırman, Mustafa Kaplan ve İmaduddin Halil olur. Tarihin, insanlar için taşıdığı tarifsiz önemi gündeme almak gayesiyle, bu soruşturmanın başına geçer Sor Yayıncılık emektarları. Tarih/siyer konu ve kavramlarının muhtevasına yönelik okuyucuya belli bilgiler verildikten sonra, bu yedi güzel Müslüman sorularla baş başa bırakılmış. Tarihin ne olduğu ve tarihten ne anlaşılması gerektiği, Müslümanların tarihe bakış açılarının nasıl olacağı, yazılan ya da yazdırılan tarihlere inanmanın boyutu, İslam tarihi mi yoksa Müslümanların tarihi mi denileceği, tarihî veriler konusunda Kur’an-ı Kerim’in konumu, davetçi Müslümanların çalışmalarında siyerin yeri, yine davetçilerin çalışmalarında tarih ve siyerden faydalanma zorunluluklarının derecesi, tarih-toplum ilişkisi nedir ve nasıl olmalıdır türü, sorulanını okkalı cevaplara yeltendirecek ve tarihe geçecek sorulardır bunlar.

Yakın zaman önce, kıymetli Ali Kaçar Ağabeyim, kendisiyle yaptığımız bir muhabbet esnasında sözümüz Sor Yayıncılık’a geldiğinde, yayınevi sahiplerinden birinin Mazlum-Der başkanlığında da bulunmuş olan Yılmaz Ensaroğlu olduğunu söylemişti. O ana kadar hep merak etmişimdir, kimdir bu değerli işleri bize miras bırakan bu Müslüman adamlar, diye. Sağ olsunlar; Allah ecirlerini eksiksizce versin.

Haklarında cümleler dizdiğimiz bu çok değerli beş eserin bugün yenileri oluşturulmalıdır. İlkinin yayınlanışının üzerinden 28 yıl geçmiş olan bu çalışmalarda, kendilerine yöneltilen sorulara imanî ve amelî sorumlulukları gereği cevap verenlerden kimileri (Akif İnan, Ercüment Özkan, Bahaddin Yıldız, M. Said Çekmegil gibi) bugün aramızda yoklar. Fikir adamları, göçüp gitseler de fikirleriyle yaşarlar insanlar nezdinde.

Bu eserler, yeniden okunduğunda, o günlerden bugünlere pek de bir şeylerin değişmediği, soruların ve sorunların değişiklik arz etmediği anlaşılacaktır. Aynı şekilde, an’ımızın muhtaç olduğu cevapları içinde barındıran bu çalışmalar, öneminden ve değerinden hiçbir şey kaybetmiş sayılmazlar.

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 08 Ocak 2014, 14:28
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Erturan
Mehmet Erturan - 6 yıl Önce

Selamun aleykum. Allah razı olsun. Güzel bir yazıydı ve merakla okudum. Sor Yayıncılık'ı ve çizgisini ilk defa burada tanıdım. Kitaplar dikkatimi çekti. Sorular, konular ve konuklar harika. Okurken, içimden "acaba bu kitabı kime hediye edebilirim" diye tahminlerde de bulundum. Bu yazıyı, hayrını göreceğimi düşündüğü arkadaşlarımla ve büyüklerimle paylaşacağım inşaallah. Tekrar teşekkürler. Şahsen çokça istifade ettim ve Sor'u tanıdığıma memnun oldum. Dua ile...

banner19

banner13