Davası herşeyi olan bir millet sevdalısıydı

“Tefsir Yazıları ve Vaazlar”, Mehmed Akif Ersoy’u ve davasını anlamak için dipnotlarla zenginleştirilmiş ve nefis bir baskıyla dikkatlerimize sunulmuş.

Davası herşeyi olan bir millet sevdalısıydı

 

 

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son zamanlarda bir yayın hamlesi içerisinde olması her halde dikkatli gözlerden kaçmayan bir durumdur. Elimdeki kitap da bunun bir numunesi.  Mehmed Akif Ersoy & Tefsir Yazıları ve Vaazlar isimli bu eser titiz bir kalemin gayretiyle okuyuculara ulaşmış. Mehmed Akif’in Safahat’ının yayına hazırlanması, Ali Ulvi Kurucu merhumun Hatıralar’ı gibi nefis eserlerde emeği olan Ertuğrul Düzdağ Beyefendi yine titiz bir çalışma ortaya koymuş.

Kitap, 36’sı düzyazı, 18 manzum ile 9 adet vaazdan oluşuyor. İlk önceleri Mehmed Akif merhumun da başyazar olduğu Sırat-ı Müstakim dergisinde yayınlanan yazılar, derginin isminin Sebîlürreşâd olmasıyla burada da devam etmiş. Konuşmalar Mehmed Akif’in yakın arkadaşlarından, mezkûr dergilerde çok emeği olan ve sahibi Eşref Edip tarafından alınan notlar sayesinde yayınlanmış o zamanlar. Kitaptaki yazılar kronolojik olarak sıralanmış. Ertuğrul Düzdağ, doyurucu dipnotlarla yazıların yazıldığı şartlarla hissî yakınlık kurmamızı sağlamış. Yazılara Ertuğrul Düzdağ tarafından eklenen küçük başlıklar hem yazılanların özeti niteliğinde, hem de okunmayı kolaylaştırıyor. Yazılar o zamanın çetin şartlarının ne olduğu bilgisiyle düşünülüp okunduğunda daha bir anlam kazanıyor. Mehmed Akif’in ne büyük bir şahsiyet olduğu böylece bir kez daha gün yüzüne çıkmış oluyor.

“Bekâyı hak tanıyan sa’yi bir vazîfe bilir;

Çalış çalış ki bekâ sa’y olursa hakkedilir”

Nerede bir sıkıntı varsa hemen orada bitiveren, milletin bekasıyla dinin bekası arasında vazgeçilmez rabıtalar gören ve bunu halka göstermek için ne yapılması gerekiyorsa yapan, kalemini bunun için işleten, o sıkıntılı durumdan çıkış reçetesi de sunan dertli bir şahsiyete şahitlik etmiş oluyoruz kitap boyunca. Her ne şartta olursa olsun ümitvar olmayı telkin eden Akif merhumun seçtiği ayetler ve hadisler hep belli bir amaç için yoğunlaşıyor. Ümidi elden bırakmamak, miskinlikten uzak durmak, mücadeleye girişmek, tehlikenin ne olduğunu iyi idrak etmek, İngiliz desiseleri, birlik olmak, ümmet bilincine sahip olmak, tefrikaya düşmemek gibi konular etrafında dolaşan vaazlar ve tefsir metinleri, zamanında çok büyük bir boşluğu doldurduğu gibi günümüz içinde vazgeçilmez başvuru kaynağı durumunda. Nasıl olsa merhum Mehmed Akif’in dert ettiği uyardığı konular ümmet için her zaman dikkat edilmesi gereken müzmin dertlerimizi oluşturuyor.

Akif düşen, düşürülmeye çalışan bir milleti nasıl uyarmışsa…

Üç yüz sayfadan biraz fazla tutan yazılarla Allah’ın bizi nasıl bir ateş çukurunun kenarından kurtardığını daha iyi anlayabiliyoruz. Akif merhumun şiirlerinde o ilk anda aşırı bulunan ifadelerin nasıl bir yürek yangınında söylendiğini anlamak adına, ‘Bedrin Aslanları’ gibi aslanları anlamak adına, tek dişi kalmış canavarın yapıp ettiklerini görmek adına, ‘tüten en son ocağın’ neresi olduğunu idrak edebilmek adına kitap çok şeyler anlatıyor.

Bu kitabın, görevi insanlara din diyanet anlatmak olan öğretmen ve din görevlileri tarafından mutlaka okunması gerektiğini burada söylemek zaid olacaktır. Kitabın baskısının Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları’nca yapılması da bu gerekliliğe matuf bir çaba olarak görülebilir pekâlâ. Kitap özenli bir baskıyla ve Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları’nın diğer kitaplarında olduğu gibi kendi muadili baskıyla satılan kitaplara göre gayet makul bir ücretle satışa sunulmuş. Dizgi, baskı, cilt gerçekten de esere yakışır şekilde yapılmış; emeği geçenleri kutlamak gerekir.

Kitabın sonundaki elli sayfayı aşan sözlük ise aslında hâl-i pür melâlimizin ifadesi gibi. Bu hâl, bu vatanı, bu dini bugüne taşımak için omuz verenleri anlamak için -daha yaşanılanların üzerinden bir asır bile geçmeden- sözlüğe ihtiyaç duyma gereğidir. Nerede düşmüşsek oradan kalkmayı bilmek gerekiyor. Akif düşen, düşürülmeye çalışan bir milleti nasıl uyarmışsa, bu uyarılar günümüze de hâlâ taptaze şeyler söylüyor. Daha öğrenecek çok şeyimiz var. Bize bizi öğretmede gayret eden tüm büyüklerimize Rabbim rahmet ede, yaşayanlara ahrete göçenlere…

 

Halil Arslan, Asım’ın Nesli’ne selam olsun dedi

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2016, 16:02
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13