Darbeciler Kimya-yı Saadet'i Toplatıp Gazali'yi Tutuklamak İstemişler

Okumuş yazmışlarımız içinde kendini, kendi iş alanına hapsetmiş kamu birimi hangisidir derseniz 70’li yılların güvenlik birimleri derim. Sıkıyönetim zamanlarında, darbelerde, olağanüstü dönem sonralarında adı geçen güvenlik birimleri halka inmiş ve seviye meydana çıkmış. Kâmil Yeşil yazdı.

Darbeciler Kimya-yı Saadet'i Toplatıp Gazali'yi Tutuklamak İstemişler

Okumuş yazmışlarımız içinde kendini, kendi iş alanına hapsetmiş kamu birimi hangisidir derseniz 70’li yılların güvenlik birimleri derim. Her şeyin her şey ile ilişkili olduğu bir dünyada çok önemli bir eksiklik. Ama böyle. Bu tespitimiz son dönemde ne kadar değişti, bunu bilmiyorum. Dijital, elektronik seviye döneminde bilgi seviyesi artmıştır mutlaka.

İletişim siberleştiği için güvenlik de siberleşti. Bunda şüphe yok.

Sıkıyönetim zamanlarında, darbelerde, olağanüstü dönem sonralarında adı geçen güvenlik birimleri halka iniyor ve seviye meydana çıkıyor. 12 Eylül öncesinde bu seviyenin siyasetle doğrudan ilgisi var. Çünkü devlet memurları günlük siyasetin bir parçası idi.

Benim tespitim daha çok yetmişli yıllara ait güvenlik birimleri ile ilgili. Kaynağım da hatıralar.

“Yönünü kuzeye döndü, bir sigara yaktı…”

İsmet Özel’in Waldo Sen Neden Burada Değilsin kitabında anekdot olarak geçer: 12 Mart döneminde polis sağ-sol olayları bağlamında öğrenci evlerini basıyor. Sol örgüt evlerinin birinde polis Eflatun’un Devlet adlı kitabını buluyor. Kitabın yazarı, sayfanın üst kısmında. EFLATUN. Kitabın adı aşağıda. DEVLET.

Okuyunuz: Eflatun Devlet.

Polis diyor ki “bize komünistlerin Kızıl devlet peşinde olduğu söylenmişti. Demek Eflatun devlet kurmak peşinde olanlar da varmış.”

İsmet Özel anılarında yine sivil polislerin, MİT mensuplarının solcuları takip ettiği zamanlara ait bir bilgi notu aktarır. Buna göre “Yönünü kuzeye döndü, bir sigara yaktı ve derin derin çekti” sözleri Kuzey’deki Rusya’ya yönelmek ve sigara dumanlarını derin derin çekmek de komünizme olan hasreti ve özlemi dile getiriyormuş. İnsanlar böyle uzaktan gözlemlerle fişlenmişler.

“Örgütsel doküman” Kur’an-ı Kerim

İkinci notum Sadun Aren’den. Eski tüfek Sadun Aren aynı dönemden bahsederken mektuplarda, makalelerde, konuşmalarda geçen sözlük ve ansiklopedi Larousse’u “La-Rus” olarak anlayan ve kelimenin Rus’una takılarak soruşturma açan, ihbarda bulunan kişilerden bahsediyor. “Lenin IV” başlığından da Lenin’e ait kitaplar, konuşmalar hatırlanmaz, “meğer bir tane Lenin yokmuş, beş, altı yedi Lenin varmış”, diye yorumlanır.

Bu arada bizim lise talebeliğimiz esnasında Birinci sigarasının üzerindeki yazıdan resim de çıkarır ve çıkan resmi Lenin’e benzetirdik. Komünistler bundan dolayı Birinci sigarası içermiş. Saçını sağa tarayan sağcı, sola tarayan solcu idi.

Bu anlayış işi kitapları yasaklamaya da vardırdı.

12 Eylül darbecileri her akşam yüzlerce kitap, dergi gösterirdi örgüt dokümanı olarak. Kitaplarını yakarak bu kültür cinayetine tepki gösterenler de oldu. Trajikomik hadiseler de bu dönemde yaşanmıştır. Çünkü 12 Eylül televizyonu ve gazeteleri, “yasak yayın ve örgütsel doküman ele geçti” diyerek ekranda Kur’an-ı Kerimler, yüzyıllar öncesine ait İslami eserler gösteriyordu.

Biz de lise öğrencisi olarak eğer bir baskın olursa polisin aklını karıştıralım, ne olduğumuzu bilemesin diye kütüphanemize aşırı sağdan ve soldan kitaplar da koyardık. Mesela ben “Stalin’le Konuşmalar” kitabını bunun için almıştım.

Kimya-yı Saadet ve laiklik

Trajikomik hadiselerden en sıradışı olanını D. Mehmed Doğan’ın Dil Kültür Yabancılaşma adlı kitabında gördüm. Yazar daha sonra mizahi yönü ağır bastığı için bu tür yazıları diğer baskılardan çıkarmış. Olay şöyle: Baskınların birinde polis ve sıkıyönetim görevlisi askerler, Kimya-yı Saadet’i ele geçirmişler. Kitabı şöyle bir karıştırmışlar ve 163. Madde dâhil olmak üzere laikliğe aykırı bir sürü cümle bulmuşlar. Sadece okuyanlar değil, kitapların yazarları hakkında da soruşturma ve yargılama kararları veriliyordu o zaman. Kitabın yazarına bakmışlar. Soruşturmayı açan kişi “bu olsa olsa Gaz Ali’dir” diyerek İmam-ı Gazzâli’nin yakalanıp tutuklanması ve yargılanması için süreci başlatmış.

İlgililer İmam Gaz Ali’yi bulamaz. O zaman bunun adresini yayınevi bilir diyerek yetkililere başvurmuşlar. Yayınevi de durumu açıklamış: “Bahsettiğiniz kişi 1000’li yıllarda yaşamış bir islam âlimidir.” Böylece soruşturma kapatılır. Bu soruşturma ile ilgili haberler o günkü basına düşmüş olmalı ki D. Mehmed Doğan da Dil Kültür Yabancılaşma adlı kitabında bu olaya değinir.

Artık internet çağındayız.

Soruşturmacılar, böyle bir kitap ve yazar ismi var mı diye önce arama motorlarına sormayı akıl ederler inşallah.

 

Kâmil Yeşil

Güncelleme Tarihi: 21 Şubat 2018, 16:42
banner12
YORUM EKLE

banner19