Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa kimdir?

Tarihimize meşhur Medine Müdâfaası ile adını yazdıran, vatanperver ve kutsal topraklara ölesiye meftun Fahreddin Paşa kimdir? Medine Müdafaasının önemi nedir?

Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa kimdir?

Bundan tam 70 yıl önce, 22 Kasım 1948 tarihinde, aramızdan ayrılan Fahreddin Paşa kimdir? Medine Müdafaasının önemi nedir? Büyük kumandanın vefat yıl dönümü sebebiyle bu soruları tekrar sormak bir vefa borcudur.

Tarihimizin gizli kahramanlarından olan Medine Müdâfii Fahreddin Paşa, üstün askerî meziyetleri yanında vatanperverliği, mütedeyyin ve vakur duruşuyla Türk-İslam tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.

Fahreddin Paşa 1868’de Rusçuk’ta doğdu. Asıl adı Ömer olup, soyadı kanunundan sonra “Türkkan” soyadını almıştır. Ömer Fahreddin Türkkan, 93 Harbi sonrasında İstanbul’a gelmiş; 1888’de Harp Okulu’nu, 1891’de Erkân-ı Harbiyye’yi bitirerek kurmay yüzbaşı olarak orduya katılmıştır. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı’ndaki başarıları neticesinde 25 Kasım 1914’te mirlivalığa terfi ettirilen Fahreddin Paşa, bundan bir yıl sonra 12. Kolordu’daki görevine ilâveten Dördüncü Ordu kumandan vekilliğine getirildi. Bu görevinde birçok ayaklanmanın bastırılmasında önemli başarılar gösterdi.

Şerif Hüseyin İsyanı başlayınca Türk Ordusu aynı anda Irak, Sina ve Yemen cephesinde düşman kuvvetlerine karşı başarılı bir savunma savaşı verirken, beklenmedik bu düşmana karşı hazırlıksız yakalanmıştı. 9 Haziran’da genel saldırıya geçen düşman kuvvetleri 16 Haziran’da Cidde’ye, 7 Temmuz’da Mekke’ye ve 22 Eylül’de de Tâif’e girdiler. Fahreddin Paşa’nın savunduğu Medine dışındaki hemen bütün büyük merkezler kısa sürede asilerin eline geçti.

İngiltere destekli bir isyan

Fahreddin Paşa, İngilizlerle işbirliği yapan Şerif Hüseyin’in başlattığı isyana karşı İslam’ın mukaddes beldesi Medine’yi ve Hz. Peygamber’in (sas) mübarek Ravza-yı Mutahhara’sını iki yıl 7 ay boyunca kısıtlı imkânlar ve büyük fedakârlıklarla her türlü yokluğa katlanarak savunmuş ve teslim olmamıştır. Bu sırada Osmanlı hükümetinin Hicaz’ı kısmen boşaltma kararı alması üzerine Fahreddin Paşa, herhangi bir yağma tehlikesine karşı Medine’de Hz. Peygamber’in (sas) mezarında bulunan emanetlerin İstanbul’a nakledilmesi konusunda teklifte bulundu. Hükümet tarafından kabul gören bu teklif neticesinde Fahreddin Paşa bir komisyon kurarak tek tek kontrol ettirdiği otuz parçadan oluşan mukaddes emanetleri 2000 askerin koruması altında İstanbul’a gönderdi.

Her geçen gün çölün ortasında çevre ile irtibatı kesilmiş bir kale durumuna gelen ve iaşesi de azalan Medine’nin tahliyesine karar verildi. Önce Mekke Emiri Şerif Haydar Paşa ve ailesi olmak üzere 4000 kişilik yerli halk Medine’den ayrıldı. Tüm bu gelişmelere rağmen Fahreddin Paşa elinde kalan az sayıda kuvvet ve imkanla Medine’yi müdafaaya devam etti.

Hiçbir yerden yardım alamaz hale gelen halk ve asker arasında hastalık, açlık hüküm sürmeye başladı. Belgeler doğrultusunda biliniyor ki, Fahreddin Paşa aynı zamanda müdafaa sırasında açlık ve yoksullukla mücadele eden halkın da yardımına koşmuş, ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin çalışmalar gerçekleştirmiştir. Fahreddin Paşa, teçhizat ve mühimmatı azalan, gıda malzemesi biten askerlerini, çekirge yedirerek ayakta tutmaya çalışmış ve Medine'nin İngilizlere karşı müdafaasından vazgeçmeyen bir komutan olarak tarihe adını yazdırmıştır. Hatta 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nden sonra da Medine’yi teslime razı olmadı. Ancak emrindeki bazı subayların kendisine karşı direnişi üzerine Araplara teslim olmak zorunda kaldı.

Medine Savunması sebebiyle eleştirildi

Medine Müdafaası, Türk-İslam âlemi nazarında Türk milletinin vatan saydığı mukaddes yerleri savunmadaki kararlılığı ve titizliği göstermesi bakımından I. Dünya Savaşı içinde müstesna bir yere sahiptir. 1926 yılında Anadolu’ya dönen Fahreddin Paşa tümgeneral rütbesiyle emekli olmuştur. 1948 yılının Kasım ayında vefat eden Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa, İstanbul Rumelihisarı Kabristanı’na defnedildi.

Fahreddin Paşa’nın Osmanlı Devleti tarafından geri çağırılması ve kendi subaylarının baskılarına rağmen teslim olmaması bazı kimseler tarafından eleştirilse de onun bu tavrı aslında Osmanlı’nın kutsal mekânlarına vermiş olduğu kıymetin yansıması olarak görülmelidir.

Fahreddin Paşa’nın büyük değerini takdir etmekle beraber onun nihayet etkisi altında kaldığı dinî duygularla hareket ederek askerlikle bağdaşamayacak bir savunma yaptığı kanısında bulunan bütün silah arkadaşları, gerçeği görmüş olsalardı, hiç kuşkusuz böyle düşünmekle hata yaptıklarını anlarlardı.

Fahreddin Paşa’nın Medine Müdafaasını; onun bir Müslüman olarak dinine ve Peygamberine duyduğu büyük muhabbete layık bir davranış olarak görürlerdi. Ayrıca onun bir asker olarak da ileriyi gören kudretli bir kumandan olduğu gerçeğini kabul ederlerdi.

Hz. Peygamber’in (sas) kabrini korumak için direndi

Medine Müdafası'nda Peygamber Efendimiz'in kabrini korumak için direnen orduda görevli Üsteğmen İdris Sabih Bey, aşağıdaki şiiriyle Peygamberimize (sas) hitaben milletimizin tarihi misyonunu işaret etmektedir.

Çöl Kaplanı Fahreddin Paşa’nın şahsında tüm şehit ve gazilerimize Allah’tan rahmet dileriz...

Dünya ve Âhiret Efendimiz,

Bir ülûemr idik, emrine girdik,

Ezelden biatli hakanımızsın,

Er idik sâyende murada erdik

Dünya ve Âhiret sultanımızsın...

                  …

Nedense kimseler dinlemez eyvah!

O kadar saf olan dileğimizi.

Bir ümmî isen de ya Resul-el-Allah!

Ancak sen okursun yüreğimizi...

                 …

Ne kanlar akıttık hep senin için

O Ulu Kitab'ın hakkıçün, aziz

Gücümüz erişsin ve erişmesin,

Uğrunda her zaman döğüşeceğiz...

                  …

Yapamaz Ertuğrul Evladı sensiz

Can verir canânı veremez Türkler...

Ebedi hadım-ül Harameyniniz

Ölsek de Ravza’nı ruhumuz bekler...

Deniz Demirdağ

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2018, 11:37
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13